Tuğrul Keskin
Zulm ile abad olmak
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:59 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:59
Ya bıçak gırtlağımızı delecek, ya kalp zulmün üstesinden gelecek
Neler neler kaldı Gezi'nin ardında ve neler neler gitti Gezi'nin ardından. Sözgelimi beş ölü. Beş güzel fidanımız artık yok dünyada. Sekiz bin civarında yaralı, pekçoğu hastanelerden çıkamadı daha ve ihtimal kalıcı hasarlarla çıkacak çoğu. Gözünü kaybetmiş onlarca insan. Uydurma örgütler. Sabaha yakın saatlerdeki karga/tulumba gözaltılar. Dağılmış pazaryerleri gibi evler. Suçsuz insanlarla dolu mahpus damları. Durmaksızın ağlayan anneler. Aklını kaybetmiş bir ülke yönetimi ve bir kısım "insan"lar. Satır, pala, kılıç, sopa... Ruhunu, yönünü, sezgisini yitirmiş koca bir yandaş medya. Kendini "öteki"nin yerine koyabilme erdeminden yoksun pekçok "%50" insan... Ve eski saflarını terketmiş olmaktan pişman, bir kısım "yetmez ama evet"çiler.
"Ne oldu bu ülkeye, bu insanlara?" diyorsunuz çoğunuz. Pekçoğunuz anlamakta zorlanıyorsunuz olanları. Mısır'daki ölümlerle ilgili başbakan haykırıyor: "Bir yönetim, insanına bu zulmü yapar mı, bu zulmü yapanlar yerlerinde kalır mı, o ölülerin hesabını verecekler". Sanıyorsunuz ki ülkemiz için söylüyor bu sözleri. Ordakiler, burdakiler, şurdakiler için söylüyor da, kendisinin bizzet emir vererek öldürttükleri için tek cümle kurmuyor başbakan. Çünkü bizdeki ölümler iyi geliyor onlara, kinlerini biliyor, ülkeyi daha derin bölmenin aracı oluyor, oylar kemikleşiyor... Ölümler iyi geliyor onlara, aydınlık akıllıların ölümü... Bizim ölülerimizin üstüne basarak yükseleceklerini ve kanlı iktidarlarını sürdürebileceklerini sanıyorlar. Onlar bu ülkede Sosyalistleri, Alevileri, Kürtleri, Kemalistleri, Müteddeyyinleri, Laikleri yani ki bilcümle muhalefeti yurttaştan saymıyorlar. Yani toplumun %60'a yakın "öteki"sini akılları sıra "ciddiye" almıyorlar. Bunun için ki ne televizyonları, ne radyoları, ne gazeteleri, bizim ölülerimizi ve çektiğimiz zulümleri görmüyorlar. Fakat ne medyaları, ne yok sayan akılları ve ne de iktidarları durduramayacak zulme karşı yükselen bu çığlığı, bunu da anlamakta zorlanıyorlar. Çünkü tarihi at üstünde dolaşmak sanıyorlar. Oysa tarih tam da içinden geçtiğimiz süreçtir. Ve geçilen böylesi süreçlerde zalimler, ellerindeki zulüm kırbacını salladıkça, kendi iktidarlarını yıkarlar ve tarihi yapanların geçeceği yollara taşlar döşerler. Muktedir'in, kibir sahibi zorbanın bunu anlaması güçtür. Onlar zulüm ile âbad olacaklarını sanırlar, tarihin bütün eski zalimleri gibi. Her bir ölünün, onları bin kez çöküşe, ölüme yaklaştırdığını anlamazlar. Çünkü kördürler, sağırdırlar, ruhsuzdurlar...
Olanları anlama yetisinden yoksundurlar. Öylesine şımarık ve galebe çalmanın kibirli ruh hali içindeler ki, buldukları hiçbir fırsatı kaçırmıyorlar. Sözgelimi TRT, bundan sonra sunulacak dizi senaryolarının yanında oyuncu adlarını da istemiş. Yani dizide hangi oyuncuların oynayacağına bakacaklar. Gezi olaylarına "karışmış" oyuncuların üstü çizilecek bir anlamda. Yurdum emekçisinin vergileriyle kurulmuş TRT, yurdumun aydınlık bilinçli sanatçısını açlığa muhkum edecek sözde. Ve bu ülkenin mimarlarını, mühendislerini, doktorlarını cezalandırabileceklerini sanıyorlar. Yazıklar olsun böyle ileri!!! çağdaş!!! demokrat!!! kafalara. Aslında tekrar tekrar söylemek gerekir ki bunlar bütün tarihleri boyunca böyledirler. Tarihte sanatçılara, şairlere yaptıklarını unutmuyoruz hiç. Asılan, derisi yüzülen o büyük şairlerin de bu şimdikiyle aynı zihniyete sahip zalimler için söylediklerini unutmuyoruz . "... Bizden selam olsun ev külfetine, çıkıp ele karşı ağlamasınlar..." demişti biri. Öteki "... Sırrı selhinden Nesimi'ye sual ettim dedi ki Rehneverde kâbeyi ışkız, budur ihramımız..." (Derisinin yüzülmesindeki sırrı Nesimi'ye sordum dedi ki Aşk kâbesini tavaf ederken, ehram niyetine giymiştim, şimdi çıkarıyorum...)
Güce sahip olduklarında efelenebilen bu çakma efeleri, gücü kaybetme korkusuna kapıldıklarında da gördük ve bundan sonra daha sık göreceğiz o hallerini... Çünkü bıçak gırtlağı delip geçmek üzeredir. Ya bıçak gırtlağımızı delecek, ya kalp zulmün üstesinden gelecek. Başka çıkış yoktur, başka kurtuluş kalmamıştır.