Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Tuğrul Keskin

Umut mu, umutsuzluk mu?

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 01:07 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 01:07

Yılın son haftasındayız artık ve sizler bu yazıyı yılın son gününde okuyacaksınız. Hani yeni bir yılın büyük heyecanı ile seslenemiyorum 1 Ocak 2014 sabahına. “Bu karanlığın sebebi ne? “ diye sormadan da edemiyorum içime... “Sebep mi? “ diye bir ses yükseliyor içimdeki mayın tarlasından, “sebep çok... “ Fakat iyi ki diyorum, bu yazıları Sol okura yazıyorum, biliyorum ki sizler hayatlarımıza dayatılmış bunca zulmün farkındasınız ve bir de en olmadık ayrıntıları yazarak daraltmıyorum içimi/içinizi...

Yalnızca 2013 değil, neredeyse on bir yıldır bu biraz karartılmış duygularla uyanıyorum güne. Gezi’yi ve kimi hak arama eylemlerini saymazsak, şimdilerde ilk defa, karanlıktaki tezgahçının, hırsızın yüzünü bu kadar net, bu kadar kaçarsız aydınlattı ay. Gerçi sizler o yüzleri her zaman her yerde tanırsınız ve bilirsiniz, yüzlerinin nasıl kirli ve bir sırtlanın kanlı ağzını andırır çirkinlikte olduğunu.

Ağızlarından dökülen her sözcüğün içinde ve yedikleri her lokmada kan var. Başlarını çevirdikleri her komşu ülkeden ve baktıkları her yönden kan akıyor. Bu koca ülkede yaşayan herkesle birlikte görüyoruz, duyuyoruz, sarsılarak yaşıyoruz olanları. Fakat bu kadar gerçek karşısında durmak ve şaşırmak ve doğrudan yana taraf olmak gerekirken, ülkedeki kimi insanların ve çıkar çevrelerinin böylesine akılalmaz bir noktadan alçaklığı ve haksızlığı savunur hale gelmiş/getirilmiş olmaları, yazık ki bizlerin de güne neşesiz, mutsuz, donuk uyanmamıza yol açıyor...

Sözgelimi Burhan Kuzu, galiba adının önünde profesör unvanı da var. O nasıl itiraf öyle, o nasıl hırsızlığı, açgözlülüğü dillendirmek öyle... Ne diyor akepe’li bakan: “11 yıldır AKP iktidarda bu yolsuzluklar son aylarda mı oldu, kullanmak şimdi mi işinize geldi?” Bakanların böye cümleler kurduğu bir ülkedeyiz, ne denebilir, hayret doğrusu!

Yolsuzluğun, rüşvetin, hırsızlığın böylesine sokaklara saçıldığı bir zamanda, yeniden mazlumu oynamak istiyor bay muktedir. Bindirme kıtalara akılalmaz sözler söylüyor. Bir kez daha mazlumu oynamaları numarasını yutar mı bu halk, emin değilim... Büyük bir sarsıntıyla, bakanlar istifa etti. Erdoğan Bayraktar’ın dedikleri, bırakın hükümeti, bir ülkenin altını üstüne getirir cinsten. “Para alınmışsa başbakan almıştır” diyor, “büyük işleri büyük patron halletti” diyor, daha ne desin...

Fakat büsbütün de karamsar değilim. Bu toz duman arasında, içimin derininde bir iyimserlik kuşu kımıldayıp durmakta... Baksanıza, nasıl debeleniyor zalimler. Baskı arttıkça artıyor ve görünen o ki daha da artacak. Bu kadar baskının iyimserlik neresinde diye itiraz etmeyin hemen, bu daha da ağırlaştırılmış baskı ve faşizm, muktedir efendinin son hamleleridir. İstedikleri kadar çırpınsınlar, gidecekleri yer, zalimlerin kirli mezarlığıdır ve cehennemlerinin taşı hızla döşenmektedir.

Onlar çok iyi biliyorlar, partileri bugün iktidarda, yarın muhalefette olacak bir organizasyon değildir. Akepe ya iktidarda, ya mahpushanede olacak siyasi kadroların organizasyonudur. Onlara artık yüce divan ve Sincan yolları görünmekte. Elbette oldukları yerleri kolay terketmeyecekler, bütün güçleriyle, bütün yasaları, hakları, hukuku hiçe sayarak yapacaklar yapacaklarını. Son bakanlar kabinesi ve Bekir Bozdağ’ın Adalet Bakanı yapılması buna işarettir. Kendilerinden olmayanlara karşı yeniden savaş açmışlardır ve kurdukları savaş kabinesidir. Kendi hukuklarını kanla yazıp, zorla dayatacaklar... Bu dayatacaklarının ağırlığı yüzünden olsa gerektir, muktedir efendi’nin rengi her zamankinden daha sarı, daha hastalıklı daha ölümcül bakıyor gözleri...

Ama unutmayın, siyaseten mefta (ölü) bir adam şımarıkça “başkan olacam” diye tutturamaz. Zaten artık bunu diyebilmeyi bir yana bırakın, Atatürk Orman Çiftliği’ni yok ederek inşa ettikleri başbakanlık konutunda bir gün bile oturacak zamanları kalmamıştır (ki o arazileri peşkeş çekerken kaç ayakkabı kutusu doldu, bunu da bilmiyoruz, görünen o ki önümüzdeki zaman içinde öğrenebiliriz.) Önemlisi başkanlık yahut başbakanlık için konsensus sağladığı bütün ittifak odaklarını yitirmiştir bay muktedir.

Ve güzel yurdum 2014’e işte böylesi bir beladan kurtularak giriyor, bu da içimizdeki umutsuzluk bulutunu dağıtmak için, az neden değil elbet... Ve son on bir yıldır karartılmış olan sabahlarımızın, 2014’den başlayarak, ışıl ışıl güneşli günlere dönmesi umuduyla ve yeniden dağ başlarında yakılan çoban ateşlerinin, 2014’ü ve bütün zamanları sonsuza kadar aydınlatması dileği ile... Sallayın ağaçları, “Güzel günler göreceğiz (galiba) çocuklar...”

Tuğrul Keskin 'ın Son Yazıları