Tuğrul Keskin
Sizin dik duracak hâliniz mi var?
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 01:06 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 01:06
Tarafgir basının manşetlerini görünce “eyvah” dedim, bay muktedir “boyun eğmeyen 500 bin kişi”den biri mi oluyor acep? Baksanıza manşetlere “Boyun Eğmeyiz” “Kimse Bize Boyun Eğdiremez” vs... Sonra “kendine gel Tuğrul” dedim, onun başı ayaklarına kadar inik. Boynunu öyle bir kullandı ki uluslararası sermaye, artık asla dik duramaz o boyun. Şimdi ihtiyaçları da kalmadı, dik de dursa eğik de dursa, istemiyorlar boynunu. Ve bir bir hatırladım, emperyalistler karşısında ne kadar eğik durduklarını. Ülke talan edilirken yaptıkları ortak hesapları, satışları, kinleri, ölümleri, gazları, Amerika’ları filan... Rahatladım sonradan.
Pişkinliğin bu kadarına doğrusu ya pes! Yahu hırsızlık yaparken yakalanmışsınız. Deniz Feneri (pardon) el feneri tam olarak yüzünüzün ortasında patlamış, yüzünüz ayan beyan ortada. Kaçacak yeriniz, saklanacak deliğiniz kalmamış. Daha ne debelenip duruyorsunuz. Söyleyecek bu kadar sahte sözü nereden buluyorsunuz. Sizlerin çok pişkin ikiyüzlüler olduğunuzu biliyoruz, bunu her icraatınızda kanıtlıyorsunuz. Fakat bu kadarı çok şaşırtıcı. İçlerinizde bir yerde, küçücük de olsa insani bir alan kaldığını sanıyordum, hakkınızda bir kez daha yanıldım.
Bizim çocuklarımızı sokaklarda öldüren babası, meğer doğum gününde para sayma makinesi alırmış oğulcuğuna. Yoksulun evi başına yıkılırken ve evleri para babalarına peşkeş çekilirken insanların, meğer villalar yaparmış bakan amcası yeğenine. Doğal gazı yakamadığı için evlerinde donarken bu ülkenin gerçek sahibi olan emekçiler ve hakları gasp edilmiş insanlar, meğer bütün enerjiyi para sayma makinesini çalıştırmak için kullandırırmış bakan babası... Vah vah şimdi mahpus damlarında pek bi soğuk yerde, pek bi üşüyormuş bu “dindar/kindar mazlum çocuklar...”
Ey muktedir efendiler! Bizi ahmak sanmaktan vazgeçin artık. Çünkü biz sizin ayak oyunlarınızı, ayağınızı atarken hesaplıyor ve söylüyoruz dünyaya. Kendinizi akıllı sanmaktan vazgeçin artık. Para söğüşlemek için kurduğunuz tuzakları, yüzlerce yıldır lanetleyerek anlatıyoruz dünyaya. İçinizde onurun kırıntısı kalmışsa hâlâ istifa edin... Sağa sola “dik duran adam” cakası yapmayın, sizin dik duracak haliniz mi var? O kadar eğilmişsiniz ki onun bunun huzurunda, yalnızca elleriniz değil, yüzünüz de kirlenmiş para saymaktan...
O zaman “arım balım peteğim”i (pardon) kendi şarkılarını ithaf ederek bitirelim yazıyı: “Beraber yürümüştünüz siz bu yollarda/ Meğer rüşvetle büyümüşsünüz iktidarlarda/ Şimdi aralıksız çıkan yolsuzluklarda/ Görüyoruz ki her şey sonu hatırlatıyor...”
***
MERSİN KENTİ EDEBİYAT ÖDÜLÜ
Hafta sonu Mersin’deydim, “Mersin Kenti Edebiyat Ödülü” töreninde. Ne güzel bir şehirmiş Mersin, ne çok şiir varmış içinde. Ne çok iyi insan, ne çok vefa, ne çok konukseverlik varmış. Bu yıl yedinci kez verilen ödüle, Demir Özlü layık görülmüş. Ne güzel, ne isabetli bir karar. Demir Özlü 1950 kuşağının “özüdemir” bir üstadı çünkü.
Mersin Kenti Edebiyat Ödülü, “Ülkemizde ve Mersin’de edebiyat ilgisini geliştirmek ve ulusal ölçekte bir verime dönüştürmek, edebiyat okurlarının dikkatini nitelikli örneklere çekmek üzere yapıtlarıyla Türk edebiyatının gelişmesine katkıda bulunmuş kişileri onurlandırmak, daha yaygın okunmalarını sağlamak” gerekçesi ile Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) tarafından veriliyor.
Başkanlığını Özdemir İnce’nin yaptığı Ödül Değerlendirme Kurulu’nda görevli Prof.Dr. Dilek Doltaş, İpek Ongun, Hüseyin Ferhad ve Celâl Soycan, söz konusu ödüle 2013 yılı için önerilen adaylar arasından,
Öykülerinde kentlerin ruhunu ve bu ruhu oluşturan insanları varoluşçu ve üstgerçekçi öğelerle örülü, entelektüel ve gizemli bir atmosferde sorunlaştırdığı
Zaman, yer, tip ve olay örgüsünü en aza indiren durum öykülerinde anlamsızlığı, kuşkuyu, hiçleşmeyi ve sessizliği ağır ve hüzünlü bir dille araştırdığı
Yaşama sevincini ve humoru eleştirel bir ahlâkî sorumlulukla üstlenen bireyin acı çeken bilincini kentli bir duyarlıkla anlattığı
Türkçenin ve çağdaş edebiyat dilinin gelişmesine katkıda bulunduğu için, Demir Özlü’yü oy birliğiyle bu ödüle değer bulmuş.
Ödül, 18 Aralık 2013 tarihinde, ülkemizin seçkin edebiyat insanlarının da konuk olarak ağırlandığı bir törenle Demir Özlü’ye sunuldu. Celâl Soycan, Latife Tekin, Murat Katoğlu ve Özdemir İnce’nin konuştuğu törene ülkemizin seçkin şairlerinden Ahmet Ada, Metin Cengiz, Tuğrul Keskin, Yusuf Alper, Sina Akyol, Müesser Yeniay, Rahmi Emeç, Onur Akyıl konuk olarak katıldılar.
Daha önce Nezihe Meriç, Tahsin Yücel, Osman Şahin, Latife Tekin, Leylâ Erbil ve Ahmet Oktay’ın değer bulunduğu Mersin Kenti Edebiyat Ödülü, bir kent adına verilen edebiyat ödülü sıfatıyla ülkemizde çok özel bir anlama sahip. Bu tür ödüllerin bütün kentlerimizde olmasını dileyerek…