Tuğrul Keskin
Savaş! Mazlumu kurtarmak için!
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 01:02 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 01:02
Cenktesiniz, küldesiniz, zuldesiniz
Suriye’de, Libya’da, Irak’ta, Mısır’da
Hem orda, hem burda zulümdesiniz
Bu kirli başınızı bir gün ulu huzurda
Vuracaksınız taşa da, taş sizi tınmayacak.İzmirli Kerimi
Yazmaya çalıştığım şiirler ve durmaksızın anlamaya çalıştığım hayat öğretisi, eğer bir saldırı yoksa anavatanına, her zaman, ne pahasına olursa olsun savaşa karşıdır. Çünkü bizden önce savaşları, acıları yaşamış kuşakların yazdıkları büyük romanlar, eşsiz şiirler, bizlerin baş ucundadır hâlâ ve bu büyük yapıtlardan derin dersler çıkarırız. İçinde bulunduğumuz büyük düşünce sistematiği bunu öngörür. Bilincimiz, kendisini savunamayanı savunmak, dili olmayana dil olmak üstündendir, yani her koşul altında mazlumdan yana olmak. Bundan ötürü ki zalimin sofrasındaki gül için değil, zalimin yarattığı kan gölünün kıyısında açmış papatya için şiir söyleriz. Hayatın, gelecek günlerin daha güzel olacağına inanır, öyle şiirler söyleriz.
Acılı kuşakların yazdıkları şiirlere, romanlara bakın şöyle bir, hiç övgü var mıdır savaşa? Asla. Savaşları yaşamış, o yıkımlardan büyük paylar almış insanlar, barışın ne anlama geldiğini derinden bilirler. Fakat dinci gericilik ve faşizmin kalemşörleri, kutsal gerekçeler oluştururlar savaşlar için. O kutsal gerekçeleri överek, saldırılsın isterler, yok edilsin isterler. Yok edilenin yerine ne koyacaklarını düşünmezler. Kendileri bunun ne olduğunu bilmez, saldıranlarsa bunu önemsemez zaten. Onlar yalnızca yok etmeyi bilirler. Bu, insanlık tarihinin şu zamana kadarki yaşayışı içinde hiç değişmedi.
Bugünlerde dinci gericiler ile ana akım medyanın manşetlerine, yazılanlara daha dikkatli bakın. Savaş diyorlar, neye mal olursa olsun savaş! Mazlumu kurtarmak için! Zamanın yeni ruhu, demokrasi, insan hakları için savaş!
Sanki Beşar Esad’la bir mahalle kahvesinin önünde karşılaşıp şöyle bir el ense çektikten sonra güreş tutacaklar ve kazanan evine dönecekmiş gibi yazıyorlar. Sanki Suriye halkının başına Amerikan, İsrail, İngiliz bombaları değil de gül yağacakmış gibi aynı ruhsuzlukla pişkin pişkin savaş istiyorlar. Savaş, mazlumu kurtarmak için!
Mazlum dedikleri, öldürdüğü gencecik askerin göğsünü bıçakla yarıp, kalbini çıkardıktan sonra o kalbi yiyen El Nusra’cılar oluyor...
Mazlum dedikleri, insanları okudukları Kuran ayetleri eşliğinde ve Allahu ekber nidaları arasında üstlerine benzin dökerek yakan ve bundan olağanüstü ilkel hazlar alan güruh oluyor...
Mazlum dedikleri, elleri arkadan bağlı ve yere diz çökertilmiş onlarca insanı, okunan ayetler eşliğinde arkalarından kurşunlayarak öldüren ve bundan büyük ilkel haz alan insanlar oluyor...
Mazlum dedikleri, küçücük çocukların gözlerini bıçakla oyan ve bunu kahkahayla kameraya gösterip keyiflenen alçaklar oluyor... (Bütün bu eylemler gerçektir. Suriye’de savaşan ve dünya gericiliği ile bizim muktedirler tarafından desteklenen dinci faşistlerin internet sitelerindeki görüntüleridir...)
Çıldırmamak olası değil. Ne oluyor bu dünyaya. Suriye’de andığım mazlumları (!) kurtarmak isteyenler, onları kimlerden ve ne pahasına kurtaracaklar. Karşı tarafta Bass’tan kalma biraz aydınlanmacı, biraz laik ve çağdaş onmilyonlarca Suriyeli var. Onları yok ederek onların ülkesini yok ederek, bu vahşileri mi kurtaracaklar? Eğer bir kurtuluş gerekli ise ÖSO’cu vahşilerden Suriye’yi ve Suriyeli aydınları kurtarmak gerekir.
Savaş istiyorlar! Suriye’yi yok etmek pahasına savaş istiyorlar! Peki yerine ne koyacaklar, devasa bir boşluk. Bu coğrafyanın acılı insanları bu pespaye oyunları izlemekten, içinde olmaktan sıkılmadı mı?
Irak daha dün gibi, Irak’ta neyi kurtardılar? Koca Irak’ı, Bağdat’a sıkışmış 200 futbol sahası büyüklüğünde bir “güvenli” ülkeye dönüştürdüler. Saddam yaşarken, bir diktatör ve sıfır demokrasi vardı doğru, ya şimdi? Dışarıdan bakınca gördüğümüz, üçe bölünmüş fakat iç dinamikleri açısından en az 33’e bölünmüş bir Irak, kendi alanlarında güçlü onlarca diktatör ve eksi 333 demokrasi...
Libya daha dün gibi, Libya’da neyi kurtardılar? Şu an Mısır’da olanları, Mursi’nin saçmalıklarını ve ona karşı gelişenleri yalnızca biz mi yaşıyoruz? Bu iktidar, medya, kıl/yün/tüy bunları hiç mi görmüyor? Elbette görüyorlar, bakmayın siz böyle söylediğime. Onlar “Büyük Ortadoğu Projesi (BOP)” denilen garabetin bu olduğunu avuçlarının içi gibi biliyorlardı. İşte BOP dedikleri bundan başkaca bir şey değildi. BOP’un eşbaşkanı olmaktan gurur duyanlar ve bizim de bir eşbaşkanımız oldu diye şımarıkça pay çıkaran yalaka medyatörler, olayların buralara varacağını biliyorlardı.
Mısır’da, Mısır Ordusu darbe yaptı, Müslümanları öldürüyor diye dört parmağı havada gezenler, sahte gözyaşlarını TV ekranlarına saçanlar, Suriye’ye dört Hıristiyan devletin ordusu ile saldırıp Irak’ta olduğu gibi, milyonlarca Müslüman’ın kanını dökmek istiyorlar. Peki Suriye kaça bölünecek ve coğrafyamızın bunca acısına daha kaç acı eklenecek kendileri biliyor mudur? Sözleri ve gözleri öylesine kin, nefret dolu ki, içlerinde gerçek sevgiye ve insana yer kaldığını hiç sanmıyorum. Çünkü onlar durmaksızın savaş istiyorlar!