Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Tuğrul Keskin

Paket de paketmiş ha!

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 01:03 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 01:03

Çok söylendi, çok yazıldı ama artık gerçekleştirdikleri için, son kez yazma gereksinimi duyuyorum: 1994’de ne demişti muktedir: “Demokrasi bir araçtır...” Neymiş, demokrasi bir araç... Şimdi son duraklarından birkaç durak evvel bir kısmını indirdiler yolcuların. İnenler, kırıntısı kalan demokrasiyi tahriple meşguldürler. Yandaş gazetelerin manşetleri ve köşeleri bu görevi yerine getiriyor. Yolculukları sürüyor, bütün hızlarıyla tarihin gerisine doğru koşar adım marş marştalar. Geçen hafta açıklanan paketin anlamı şüphesiz ki budur.

Son on yıllık iktidarları boyunca, “demokrasi”, “ileri demokrasi”, “AB müktesebatına uygun en ileri demokrasi” diye diye, elde avuçta kalan, uğrunda pekçok ölüler verilmiş ve ülkeyi birarada tutan çimento tozlarını da yele savurdular. 90 yıldır ağır aksak, düşe kalka, savaşa barışa elde edilen ortak yaşam kültürünü yok ettiler. İki temel noktayı anlamakta zorlanıyorlar:

Birincisi ayrıştırarak birlik sağlanamaz. Attıkları her adım, ayrıştırma üstündendir. En ileri demokrasi müjdelerinden birisi şu artık öğretmenler kara çarşaflarla derslere girebilecekler. Peki, birlik ve kardeşlik bunun neresindedir? Din hiç tartışmasız dogmadır. Bilim dogmayla mücadele yöntemi. Çocuklar hangisine göre eğitilerek birlikte olacaklar? Bu ikisinin ortası bulunabilir mi? Bilim mutlak merakı, araştırmayı, sorgulamayı öğretir, dogma ise sorgulamasız, yargılamasız mutlak inancı... Pakette şöyle bir madde bulunmakta “İnancın gereğini yerine getirmek isteyene engel olanlara 1 yıldan 3 yıla kadar hapis...” Yani cuma namazına izin vermeyen bir iş yöneticisi doğruca hapse... Buradan toplumsal barış çıkabilir mi? Asla çıkmaz ve birlikte yaşayıp göreceğiz ki, çıkmayacak. Dil ortak konuşmanın yöntemidir. 30 civarında dil konuşulan bir Ortadoğu ülkesine dönüştürülme hesaplarının muhatabı olan Türkiye’de birlik, hangi dil ve ortak değerler üstünden sağlanacaktır?

İkincisi “ileri demokrasi” adına bir inanç grubuyla alttan alta alay ederek birlik sağlanamaz. Kara çarşafın yasal bağlamda da meşrulaştırılması bu ülkede başta aleviler olmak üzere, Sünni inancın dışında kalanlarla birlik bozuşmasıdır. İnsanlar aylardır üçüncü köprünün adı “Yavuz Sultan Selim” olmasın diye sokaklardalar, yahu! Bunu anlamak bu kadar mı zor? Anlamıyorlar. Fakat Nagehan Alçı “hanımefendi”nin uçak seyahatinde önerdiği “efendim Nevşehir Üniversitesi’nin adı, Hacı Bektaşi Veli Üniversitesi olsun” lütufkarlığı başbakanda karşılık bulunca, Alevilerle büyük birlik sağlanmış olacak(mış). Hadi ordan siz de! Bu kadar pespayelik, bu kadar önemsizleştirme, bu kadar alay, bu kadar aşağılama, yeter artık!

Hayatın bütün alanlarında attıkları adımlar yalnızca dinsel olanı özgürleştirmektedir. Özgürlükten anladıkları tek şey, din özgürlüğüdür. Bunun dışında ortada halkların iradesinden çıkan bir şey yoktur. Kürtlere ilişkin atılan adımlar, Kürt halkının iradesine boyun eğmek, o iradeyi özgürleştirmek için değildir. Bu gerici muktedirler ordusunun boynu silahların gölgesinde eğiktir. PKK’nin silahlarına boğun eğmişlerdir. Bu ülkede yaşayan insanların gerçek iradesine sırtları her zaman dönüktür. Kürt yurttaşın en sıradan taleplerine karşı ne kadar sert olduklarını her olayda gördüğümüz muktedirlerin, silahın tehdidi karşısındaki geri çekilişleri ortadadır.

Bunu Amerikalılar bile anladı da bizim kimi “saflar” anlamak için, kendilerine özel yeni bir “paket”in açılmasını bekliyorlar herhalde... Ya da din jandarmasının kapılarını çalmasını... Korkarım o da açıklanacak diğer “büyük özgürlükler” paketinden çıkacak.

Tuğrul Keskin 'ın Son Yazıları