Tuğrul Keskin
İnsan: Bağlı, bilinçli varlık
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 01:09 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 01:09
Mazdek ve diğer halk önderlerinin ağır işkence altında öldürülmelerinin ardından, karısı ve yoldaşı Hürrem Binti Kade, sağ kalan birkaç yoldaşı ile birlikte Rey Kenti’ne kaçtı. Mazdek’in yarım kaldı sanılan davasına insanları çağırmayı sürdürdü. Artık Mazdek’in yolunu süren ve Hürrem’in arkasında duranlara “Hurrem/din” yahut “Kızıl giyenler” diye sesleniyorlardı. Çünkü tepeden tırnağa kızıl giyerlerdi... Yaşadıkları bütün zamanlarda egemen sınıf temsilcilerinin kabusu olmuştu bu “Kızıl giyen, Kızılbaşlar...”
Zamanımızın zalimlerine bir bakın, eski zaman zalimlerinden farkı var mıdır bunların? Yoktur, çünkü her şey, her zaman, sınıf mücadelesi ve tarafgirliği ile belirlenir. O zamanın zalimleri onlara düşmandıysa, bu zamanın zalimleri de doğal olarak, Deniz Gezmiş’lere, Mahir Çayan’lara, Erdal Eren’lere, Ali İsmail’lere, yani ki Karl Marx’a düşman... Bu yeni çağın zalimleri ne diyor ortaklaşmacılara “Kızıllar...” Demek ki tarihteki kimi olgular derinliğine bilinmese de, aynı argüman ve kavramlarla varlığını sürdürebiliyor. Çünkü insan bağlı, bilinçli bir varlıktır.
Geçen haftaki yazımda söyledim. Tarih, ataerkil egemenlerin yazıcıları tarafından kaydedildiğinden, bütün diğer halk önderlerinin hayatları gibi, Hürrem Binti Kade’nin hayatı hakkında da doğru bilgiye (hatta bilgiye) rastlamak olanaklı değil. Tam tersine “Hurremdin” adeta yok sayılmıştır. Yarım yamalak da olsa, küfürlerin içinden zorlukla da seçilse, yine de neredeyse tek kaynak, bu büyük kıyamdan 560 yıl sonra yaşamış Nizamülmülk’tür. Onun kimi eski tarihçilerden aktardığı bilgi kırıntıları önemli bir gerçeği aydınlatıyor Mazdek’çilik kesin olarak Hürrem tarafından sürdürülmüş ve kendisinden sonraki ortaklaşmacı bütün kalkışmaların esin kaynağı olmuş ve sonrasında “Hurremiyye” adını almıştır.
Kimi eski tarihçiler, Hürrem adının, ortaklaşmacıların yaşadığı kasabadan geldiğini, kimisi hürrem sözcüğünün karşılığı olan “hoş, iyi”den geldiğini söylese de, kadim bilgi doğru okunduğunda görülüyor ki, Hurremiyye, Mazdek’in eşi ve yoldaşı Hürrem’den bağımsız değildir ve adını bu eşsiz kadın önderden almıştır.
Hurremiler, kendilerinden sonraki yüzyıllarda bile, yeryüzünde insanın özgür, ortak ve kardeşçe yaşamasına inanılan Mazdekçi komünalist bir mücadele çizgisini temsil etmişlerdir. Bu çizgi aynı zamanda günümüzdeki Anadolu Aleviliği’nin de temel hareket kaynağıdır.
Eski zaman zalimleri ve yazıcıları, özellikle “Hurrem” adını tarihten silip yok etmek için her tür alçaklığı yapmışlardır. Nasıl olur da bir kadın, bunca güçlü erkek karşısında, bunca donanımlı ordular karşısında böylesine büyük bir kıyamın öncüsü olabilirdi. Bu düşünce, erkek egemen zalimliği her zaman çıldırtmıştır. Elbette bunun kökleri zamanımıza da uzanıyor, bu yeni yüzyılda da kadın, her durumda yok sayılıyor. Ki kadının tamamen hayat dışında tutulduğu çağda, bir kadın önderliğindeki isyanın önemini, varın siz düşünün...Yazık ki Hurremilik, İslamiyet öncesi bir kadın öncülüğündeki son isyan olmuştur.
Zalimlerin tarihçileri ne söylerse söylesinler, sonraki Hurremi hareketlerin (özellikle Bâbekiler ve Karmatiler) kadın eşitliği ve özgürlüğüne yaptıkları vurgu, Hürrem’in sadece bir simge değil, tarihi bir kişilik olduğunu göstermektedir. Çünkü bu düşünceler kadın iradesi ve kadın mücadelesi olmadan kendiliğinden gelişebilecek düşünceler değildir. Çünkü dönem kadının toplum içerisindeki belirleyici gücünü çoktan yitirdiği bir dönemdir. Erkek egemen imparatorluklar bütün zalimane ihtişamı ile tarih sahnesindedir.
O dönem Hurremiler içinde bulunmuş vakanüvislerden Mutahhar bin Tahir, şu gözlemini kaydetmiş: “Hurremiler kendilerine bir fenalık yapılmadıkça hiçkimsenin aşağılanmasını hoş karşılamıyorlardı. Açıkça isyan ettikleri zamanların dışında kan dökmeyi şiddetle yasaklıyorlardı. Aralarındaki sorunları çözmek için halkın arasında dolaşan “Firiştah” yani melek denilen imamlara başvuruyorlardı. İşlerini kavgasız, kötü yollara başvurmadan çözerlerdi. Evlerine gittiğim Hurremiler gayet temiz ve nazik insanlardı. İçten gelen bir şefkat ve iyilik göstererek halkın sevgisini kazanmaya çalışıyorlardı. Kimseye zararı dokunmadıkça her arzularını tatmin etmeyi hoş karşılayıp bunlara izin veriyorlardı...”
HÜRREM SULTAN*
Ta hazarda aradım seni
saçların kara mıdır hâlâ
ve hâlâ döver mi dizlerini
ey isyanın anası
anlatabilir mi seni yalnız
payızın** savrulan yaprakları...
* İlk basımı 1990’da yapılan “Babek” adlı kitabımdaki şiir. Meraklısı için: Bu kitap hem Hurremiler hem de Bâbekiler’e ilişkin oldukça köklü bilgi kaynağıdır. “Babek Bir İsyan” Everest Yayınları, İstanbul.
**sonbaharın