Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Tuğrul Keskin

İki bakan, 
bir yanbakan

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 01:01 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 01:01

Karanlık Gecelerce uğramışsak zalimin vartasına
Elbette çakarız bu cahiller dünyasının ortasına
Haykırıyorum yazsın bunu da alçaklar ajandasına
Gün gelip devran dönünce o ajandaya bakarız biz.

İzmirli Kerimi

Muktedirlerin gündelik hayata ilişkin gariplikleri yazmakla bitmiyor. Oysa bunları asla anmak istemiyorum yazılarımda. Fakat iktidarları güçlendikçe öylesine saçmalar hale geldiler ki, yazmasan da olmuyor. Komikler... Tuhaflar... En değerli gıda kaynakları görgüsüzlük, insanlığın evrensel birikiminden kopukluk, cehalet.

Müziğe ilişkin kimi profesörlerin tuhaf açıklamalarını yazmıştım geçenlerde. “Erotik” türkülerin radyolardan çalınması yasaklansın diye ferman buyuran “divan edebiyatı tarihçisi”nin söylediklerini ve diğerlerini. Şimdi de Bay Arınç. Vardar Ovası türküsünün çalınmasını istememiş huzurunda. Efendim türkünün içinde rakı geçiyormuş... Aslında Arınç’ın yapması gereken türküyü reddetmek değil, bilmem kaç milyarları bulan maaşını reddetmek. Yürekli adam o maaşı reddeder çünkü rakı içenlerin vergisi ödüyor o maaşı. Reddetmediğine göre, insanın aklına “Mustafa Kemal de bu türküyü severdi”den başka bir şey gelmiyor. İçinde rakı/şarap geçen onlarca Manisa türküsü var. Bu türkülerden dinlememiş midir Bay Arınç, huzurunda çalınmamış mıdır hiç bu türküler? Göstermelik bir hoşgörüsü vardı Bay Arınç’ın, bunun ne kadar sentetik olduğunu bu sayede bir kez daha görmüş olduk.

Aynı günlerde Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, “Bu ülke Müslüman bir ülke. Yüzde 99’u Müslüman. Tarihten gelen bir yapısı var. Türkiye’nin bulunduğu coğrafya çok zor bir bölge ve Türkiye onun merkezinde bulunuyor. Şimdi Türkiye’nin konumu itibariyle biz icat yapamıyoruz, buluş yapamıyoruz. Tarım ülkesiyiz biz. Ne yapacağız biz...” dedi ve bu yurdun çocuklarına nasıl baktıklarına ve gençlerin geleceğine ilişkin iktidarın düşüncelerine tercüman oldu bir bakıma. Esasen her iki tavrın kaynağı da aynı. Bir insanın kültürel ve sanatsal olana bakışı, insana bakışı ile orantılıdır. Nasıl bir kültürel yapı istiyorsanız ona uygun insan istiyorsunuzdur kuşkusuz. İşte bu anlayış, içinde gerçek hayatın öznelerinin olmadığı, yapay bir hayat ve gençlik peşindedir. İki bakanın söyledikleri bunu işaretlemez mi? Söylenenleri böyle okursak yanlış mı olur? Hiç sanmıyorum. İçinde bulundukları düşünce sistematiğini sevimli göstermek için ne kadar çırpınsınlar, önerdikleri yaşam biçimi bunu doğuruyor, doğuracak. Nitekim uygulamaya koydukları eğitim sistemi dogmalardan beslenen, bilimi öteleyen bir sistemdir. Elbette bizim gençlerimiz için öngörülen bu sistem, bütün dünyadaki müslüman gençler için de öngörülüyor. Merkez ulus devletlerin, Müslüman ülkelere öngördüğü sistem aynıdır. Bayraktar’ın dediği gibi “İcat yapamayan, buluş yapamayan, ara teknik elemanlar...” ülkesi.

Pakistan, İslamabad Üniversitesi’nden Dr. Faruk Saleem’in araştırması bu söylediklerimi doğrular niteliktedir ve o araştırmadan kimi yerleri çok kısaltarak aktaracağım.

Dünyada yalnızca 14 milyon Yahudi/Musevi var. Peki buna karşılık kaç Müslüman var: 1,4 milyar. 
Yani dünyada 1 Musevi’ye karşın 100 Müslüman…

İyi ama Yahudiler Müslümanlardan niçin 100 kat daha güçlü, daha zengin daha eğitimli ve daha mucittirler? Birlikte okumayı sürdürelim ki akepe’li bakanların esasen ne demek istediğini daha sağlıklı kavrayalım.
Tüm zamanların en etkin bilim adamları Albert Einstein, Sigmund Freud, Karl Marks Yahudiydi. 
Tüm insanlığa (icatları ile) zenginlik ve sağlık katmış Yahudilerin sayısı onlarca, tanıdığımız onlarca aktör, yönetmen, sinemacı ve dünya markası yaratmış Yahudi var… Faruk Saleem’in araştırmasında olduğu gibi adlarını yazmayı denedim, liste öylesine uzadı ki hemen vazgeçtim…

Şimdi ekliyorum: Son 100 yıl içinde Yahudiler sadece bilimsel alanda 104 Nobel ödülü kazanırken, 1,4 milyar Müslüman neden yalnızca 3 Nobel kazandı.Yahudiler niçin bu kadar yaratıcı ve neden bu kadar güçlüler? Sorun kendinize: 250’lik IQ derecesiyle dünyaya gelmiş en parlak insan hangi dine mensuptur? Yeniden ve yeniden sorun kendinize: Neden Yahudiler bu kadar güçlüdür? Vereceğiniz yanıt bizim iki bakanın asla vermeyeceği yanıttır, yani ki Her çocuğa ve her gence kaliteli eğitim verirler…Bu eğitim türü sorgulayıcı (teslimiyetçi değil), araştırıcı (ezberci değil) ve yaratıcıdır (bilgi yarışmalarını kazanmak için değil, bir şeyler üretmek/bulmak içindir.) yani icat yapmak için.

Ve sorun kendinize (akepe’lilere elbette): Müslümanlar neden bu kadar güçsüz? Verebileceğiniz tek yanıt: Yanlış eğitim verdikleri ve gelişime yararı olmayan birer eğitim sistemi uyguladıkları için olacaktır. (Büyük oranda din eksenli, sorgusuz, araştırmasız, ezberci ve dayatmacı eğitim…) Ve bir kez daha soralım bu muktedirlere: Dünya bilimle kucaklaşırken sizler neden ısrarla imam hatip liselerini çoğaltmak istiyorsunuz. Neden? Sakın emperyalist merkezlere verdiğiniz sözlerin içinde olmasın bu imam hatipler.

Bakanların ve her kattaki akepe’lilerin sözde dehşetle karşı oldukları Yahudilere bakın, bir de kendilerinin itiraf ettiği ve taraf oldukları gençliğe… İcat yapamayan bir nesil için mi laik cumhuriyeti dönüştürmek istiyorlar. Böyle bir projeye bu ülke, aydınlanmanın pınarlarından beslenen gençlik izin verir mi? Kanımca asla. Çünkü bu aydınlık gençlik, Müslüman ülkelerde yaşananlarla, muktedirin Büyük Ortadoğu Projesine ilişkin söylediklerinin ne anlama geldiğini şüphesiz ki biliyor. Bu bilinçle de ülkenin kalbine, geleceğe yürüyor. 


Tuğrul Keskin 'ın Son Yazıları