Tuğrul Keskin
‘Bütün insanların durumu muhakkak eşit olmalıdır’
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 01:09 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 01:09
“Uzun süreli fetrete izin vermeyiz...” dedi dışişleri-muktedir’i ve bir fetret tartışmasıdır aldı gidiyor. Osmanlı’daki fetret Yıldırım Beyazıt’ın Ankara Savaşı’nda (1402) Leng-i Timur’a yenilip, esir düşmesinin ardından, Yıldırım’ın dört oğlu arasında başlayan (1402-1413) bunalım dönemidir. Bu dönemle birlikte gelişen eşitlikçi, ortaklaşmacı bir eylemlilik var, biliyorsunuz Bedreddiniler... Karaburun, Manisa, Ortaklar, Aydın ve yöresinde kıyam ettiler. Önümüzdeki haftalarda onlardan söz edeceğim. Bedreddiniler’den önceki ve sonraki halk tarikatlerini de konuşacağız. Fakat bugün, bütün bu halk haraketlerini besleyen ana kaynak olarak gördüğüm Mazdekçilik’ten sözedeceğim...
Bu kültürel kodları yeniden anımsatmak kararını şu nedenlerle aldım: Birincisi, geçen haftaki İsmaili Nizariler (Haşhaşiler) yazısına gelen ve çok önemsediğim olumlu sözler ve sizlerin halk tarikatlerine ilişkin daha çok bilgilenme isteğiniz. İkincisi, ortaklaşmacı geleneğin köklerini yeniden anmak ve kendi yüzyılımızda, kendi yüzyılımızın araçları ile binyıllardır sürüp gelen ve hâlen içlerimizi yakan acılara yeni anlamlar bulmak ve acıya kaynaklık edenlerle savaşta daha güçlü durmak iradesi... Ve hakim gerici sınıflar, geçmiş zamanlarda olduğu gibi, bu zamanda da öylesine kirli ve cahilâne bilgi pompalıyorlar ki ortama, bütün bu kire karşı uyanık olmak ve tarihsel sınıf bilincini diri tutmak kararlılığı...
Yakından bildiğiniz gibi, yurdumuz ve dünya çok zorlu bir süreçten geçiyor. Kapitalizm bütün vahşetiyle insanı kirletmeyi sürdürüyor. Doğal ki her sınıf yeniden kendi kültürel kodlarına sığınıyor. Ezilenlerin binlerce yıldır biriktirdiği hazine, bir daha asla yenilmemek üzere yol almalarını sağlayacak kadar zengindir. Şüphesiz ki kaynağı Mazdek’e uzanan, kadim halk hareketlerinin mirasını doğru okumak, bu uzun yolda ezileni, mazlumu daha da güçlü kılacaktır.
Hasan Sabbah’ın Fedaileri’nce öldürülen, ünlü Selçuklu veziri ve vakanüvis Nizamülmülk (ki direnişçi halk tarikatlerine karşı uydurulmuş en ağır hakaretler ondadır. En önemlisi de Vagid Tamimi’den aldığı ve ortaklaşmacıların, kadını ortak “mal” olarak gördükleri ve ana/bacı tanımadıkları yalanı, en çok da Nizamülmülk sayesinde yaygınlaşmıştır.) “Siyasetname” adlı kitabında, Mazdek’in temel felsefesine ilişkin şunları söylüyor: “Yiyecekler, mal ve altın Şah’ın değil halkındır. Herkes Allah’ın kulu ve Hazreti Adem’in çocuğudur. Kimin ihtiyacı olursa, bir diğerinin malından bunu karşılayabilmelidir. Hiç kimseye yiyecek parası için eziyet edilemez. Bütün insanların durumu muhakkak eşit olmalıdır.”
Tarihi her zaman galipler yazdığı için, insanlığın onurlu tarihini yapan halk önderleri hakkındaki bilgiler, ne acı ki, neredeyse yok gibidir. Varolanlar ise daha çok küfürnâmedir. Vakanivüsler her zaman egemen (muktedir) sınıftan yana bakarak tarihi yazdıklarından, yenilmiş halk güçleri onlar için “aşağılık bir tabaka”yı temsil etmiştir. Doğal ki neredeyse ortaklaşmacı geleneğin kurucusu diyebileceğimiz Mazdek’e ilişkin bilgiler de çok sınırlıdır. Düşünce sistematiğini, yine egemenlerin emriyle kalem oynatan vakanüvislerden öğrenebiliyoruz ancak. Onların binlerce küfrü arasına sıkışmış ve artık saklayamadıkları kimi bilgi kırıntılarından, bu tarihin en büyük devrimcisi Mazdek’in, Hamedan (İran) doğumlu olduğunu ve tarihi çok kesin olmamakla birlikte 499‘da katledildiğini öğreniyoruz. Şah 1.Kavat (Sasani İmparatoru), Mazdek’e biat etmesine karşın, Kavat’ın oğlu 1. Hüsrev (Nuşirevan) Mazdek’e biatını açıklayacağı yalanı ile sarayına davet etmiş, sarayında kurdurduğu tuzakla, O’nu ve devrimci yoldaşlarını katletmiştir. Tarihin gördüğü en vahşi öldürümlerden biridir O güzel insanları başları dışarıda kalacak şekilde toprağa gömdüler ve ardından Mazdek’le yoldaşlarını katlettiler. Rivayet şudur ki, ağır işkence altındaki Mazdek, Hüsrev’e dönerek şöyle söyler: “Şimdi beni öldürüyorsun ey zalim, söyle, bütün halkı da öldürebilecek misin...?” Yine de bunca sınırlı bilgiden, O’nun, İran ve Ortadoğu tarihinde, ortakçı yaşam adına geliştirdiği sistematik fikirleri ve direnişiyle, adı gururla anılacak bir halk önderi olduğunu çıkartabiliyoruz.
Yine bu küfürnameler arasından ayıkladığımız bilgilerden biliyoruz ki, Mazdek’in geliştirdiği düşünsel sistem, Zerdüşti rahipler ile Sasani aristokratlarının oluşturduğu erkek egemen, devletçi sisteme karşı, eşitlikçi, ortakçı ve özgürlükçü bir düzeni savunuyordu. Bu temelde, mal ve servetlerin paylaşılmasında mutlak ortaklık kadın ve erkek arasında mutlak eşitlik insanlar üzerinde iktidar ve tahakküm kurulamayacağı düşüncesi, Mazdekçiliğin temelini oluşturuyordu. Mazdek, aydınlık ve karanlığın, iyilik ve kötülüğün her zaman savaş halinde olduğuna inanırdı. Bu düşünüş, modern düşünce sistematiğimizde de varlığını sürdürüyor.
Mazdek’in ve yüzlerce yoldaşının acılı ölümlerinin ardından, Mazdek’in yol arkadaşı ve karısı Hürrem Bin-t Kade, karanlıkla savaşımını kaldığı yerden sürdürmüştür. Hürrem’in başında olduğu “Hürremiyye” tarikati de sonraki yüzyıllarda, ortakçı, eşitlikçi kalkışmaların hemen hemen bütününün düşünsel, esinsel kaynağı olmuştur.
Önümüzdeki hafta, ülkemiz gündeminde olağanüstü bir değişikliği olmazsa, halk tarikatlerini anlatmaya Hürremiler’le devam edeceğiz.