Tuğrul Keskin
Bir tv dizisinin düşündürdükleri ve bir mektup
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 01:04 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 01:04
Şüphesiz ki sosyalistler herhangi bir ölümü kutsamaz. Dirençli hayatlardan ve halkın yüzlerce yıllık geleneğinden bunu öğrenerek büyürüz. Çünkü sosyalizm, yaşadığı yerin ve çağın nefesidir, vicdanıdır. Bir ağaç kesilmesin, bir kuş ölmesin, bir canlı türü yok olmasın diye canımızdan olmaya razı geliriz çoğu zaman. Bunun gösterişi de olmaz bizim hayatlarımızda. Fakat efendim, bu yeni dinci akım medyanın ölümleri kutsama garipliği de iç acıtıyor. Şimdilerde bir televizyon kanalı Adnan Menderes’in (sözüm ona) hayatını bir dizi olarak ekrana getiriyor. Denk geldikçe izlediğim bölümleri birer pespayelik. Ekrandaki adam TC’nin başbakanı mı, bir mahallenin Don Juan’ı mı belli değil. Aşk gibi kutsanmış bir duygu üstünden Menderes’i aklamaya çalışmak, akıl almaz bir durum. Üstelik muktedir başbakan “mazlumiyet örtüsü” altında durmaksızın Adnan Menderes ve Necip Fazıl’a göndermeler yaparken. Tam da bugünlerde, isimsiz bir okur mektubu düştü iletime. Bir dönemi son derece doğru alımlayıp, özetleyen bir mektup. Bu hafta o mektubu ve Nâzım’ın bir şiirini paylaşmak istiyorum sizinle.
Menderes neden idam edildi?
Adnan Menderes 17 Eylül 1961’de sağlık muayenesini yapan doktor heyetinden sağlam raporu alındıktan sonra öğlen 13.21’de idam edildi. Adnan Menderes neyle suçlanmıştı? 1- Örtülü ödenek paralarını zimmetine geçirmek, 2- 6-7 Eylül Olayları’na önceden haberi olduğu halde müdahale etmemek, 3- Kanuna aykırı olarak üniversite basmak ve halka ateş açtırtmak, 4- Bazı muhalefet milletvekillerinin ve muhalefet liderinin seyahat özgürlüğünü kısıtlamak, 5- Devlet radyosunu siyasi çıkarları için kullanmak, 6- Halkı Demokrat İzmir gazetesinin matbaasını tahrip etmeye teşvik etmek 7- Kırşehir’i (DP’ye oy vermediği için haksız olarak ilçe yapmak, 8- Yargı bağımsızlığının ihlal etmek, 9- Tahkikat Komisyonu’nun kurulup olağanüstü yetkilerle donatmak, 10- CHP’nin mallarına “haksız” yere el koydurmak... Peki bunlar idam cezası için yeterli mi? Bence hiçbir suçun cezası idam olamaz, idama tamamen karşıyım. Fakat Menderes de idama karşı mıydı? Elbette değil, 1951-1960 yılları arasında Menderes 43 kişinin idam kararına imza attı ve hepsi idam edildi. İdamların en dramatik olanı ise, 14 Nisan 1955’te casusluk suçundan idam edilen Hayati Karaşahin’di. İnfazı, Ankara Samanpazarı’nda halka açık olarak yapıldı. Suçu neydi? Rusya için casuslu yapmak...
Menderes’in başka suçları yok muydu? Aslında Menderes’in suçları mahkemelerde gündeme gelmeyenlerdi. ABD’nin tepkisinden çekinen Gürsel hükumeti aşağıdakileri hiç gündeme getirmedi. 1-1951 yılında Menderes hükümeti Kore Savaşı’na (Yurt dışına asker göndermek ve/veya herhangi bir ülkeye savaş açmak onun görevi olmasına karşın, TBMM’den izin almadan ) Amerika için asker gönderdi. Amerikan çıkarları için bine yakın vatan evladı Kore’de yaşamını yitirdi, binlercesi yaralandı. 2-1952’de (ABD ve)NATO’nun isteği üzerine komünizme karşı gayri-nizamı harp yapacak Seferberlik Tetkik Kurulu, daha sonraki adıyla Özel Harp Dairesini kurdu. 3-1954 yılında Yabancılara petrol arama ve çıkarma izni verildi. 4- Tek parti döneminde kurulan bazı traktör ve basma fabrikaları Menderes döneminde özelleştirildi veya ekonomik olmadıkları için kapatıldı. Nuri Demirağ tarafından kurulduktan sonra İsmet İnönü tarafından devletleştirme kapsamına alınan uçak ve uçak motoru fabrikaları, Eskişehir tank fabrikası ve Kırıkkale silah fabrikası Menderes döneminde NATO standartlarına uymadıkları gerekçisiyle kapattı. 5-Cezayir kurtuluş savaşı sırasında Fransa’yı destekledi. 6-1954-1958 yılları arasında 238 gazeteci iktidara karşı yazılar yazmak suçundan mahkûm ettirdi. 7-”Tahkikat Komisyonu”nu kurdu. 15 DP milletvekillinden oluşan komisyon hem suçlama hem de yargılama hakkına sahipti. Komisyon 5 kişiden fazla yan yana yürümeyi bile yasakladı. 8- İsmet İnönü’ye 12 oturum meclisten men cezası verildi. 9- Turan Emeksiz hükumete karşı İstanbul Üniversitesinde düzenlenen bir protesto mitinginde polisin açtığı ateş sonucu öldü. Hüseyin Onur ise sol bacağı kesilerek kurtarıldı. 10- Hukuk’un üstünlüğünü savunan Yargıtay Başkanı Bedri Köker,Yargıtay Başsavcısı Rıfat Alabay, Yargıtay 2. Başkanlarından Haydar Yücekök, Yargıtay Üyeleri Melehat Ruacan, Kamil Çoşkunoğlu, Faik Uras ve İlhan Dizdaroğlu ‘görülen lüzum üzerine emekliye sevkedildiler. Aslında Menderes hükumeti, ordu darbe yapacak gerekçesiyle daha 6 Haziran 1950’de, Genelkurmay Başkanı Nafiz Gürman olmak üzere bütün üst komuta kademesi dahil olmak üzere 15 general ve 150 albayı re’sen emekliye sevk etmişti. 1950-1960 DP hükumetinin kısa bir değerlendirmesini yapmaya çalıştım. Başbakan Erdoğan, Menderes’in ölüm yıl dönümü ile ilgili olarak yaptığı konuşmayı Necip Fazıl’dan şiir okuyarak tamamladı. Biz de Nâzım Hikmet’in bir şiirini aktaralım. O şiirde belki Menderes’in niçin idam edildiğini de bulabilirsiniz.
DİYET
Gözlerinizin ikisi de yerinde, Adnan Bey,
iki gözünüzle bakarsınız,
iki kurnaz,
iki hayın,
ve zeytini yağlı iki gözünüzle
bakarsınız kürsüden Meclis’e kibirli kibirli
ve topraklarına çiftliklerinizin
ve çek defterinize.
Ellerinizin ikisi de yerinde, Adnan Bey,
iki elinizle
okşarsınız,
iki tombul,
iki ak,
vıcık vıcık terli iki elinizle
okşarsınız pomadalı saçlarınızı,
dövizlerinizi,
ve memelerini metreslerinizin.
İki bacağınızın ikisi de yerinde, Adnan Bey,
iki bacağınız taşır geniş kalçalarınızı,
iki bacağınızla çıkarsınız huzuruna Eisenhower’in,
ve bütün kaygınız
iki bacağınızın arkadan birleştiği yeri
halkın tekmesinden korumaktır.
Benim gözlerimin ikisi de yok.
Benim ellerimin ikisi de yok.
Benim bacaklarımın ikisi de yok.
Ben yokum.
Beni, Üniversiteli yedek subayı,
Kore’de harcadınız, Adnan Bey.
Elleriniz itti beni ölüme,
vıcık vıcık terli, tombul elleriniz.
Gözleriniz şöyle bir baktı arkamdan
ve ben al kan içinde ölürken
çığlığımı duymamanız için
kaçırdı sizi bacaklarınız arabanıza bindirip.
Ama ben peşinizdeyim, Adnan Bey,
ölüler otomobilden hızlı gider,
kör gözlerim,
kopuk ellerim,
kesik bacaklarımla peşinizdeyim.
Diyetimi istiyorum, Adnan Bey,
göze göz,
ele el,
bacağa bacak,
diyetimi istiyorum
alacağım da.
25 Haziran 1959