Silahlanmaya çağrı!

18/12/2010 Cumartesi
Silahlanmaya çağrı!

Silahlardan anlamam. Bir kişinin neden silah sahibi olmak istediğini de anlamam. "Neden silah alıyorsunuz?" sorusuna genellikle "Merak!" diye yanıt verirler. Çok ama çok az kişi ise tehdit edildiğini ya da mal-mülk gibi nedenlerle kendisini koruma ihtiyacı duyduğunu belirtir.

Biraz daha ayrıntıya inerseniz "Tutulduk bu illete, kurtulamıyoruz!" diye yanıt verenler de çıkar. Onlara göre silah dediğin çay gibi, sigara gibi bir tiryakiliktir, müptelası olmuşlardır.

Ama belde durması da hoşlarına gidiyordur. Ayrı bir hava katıyordur kendilerine. Çok dürüstlerine denk gelirseniz "Güven veriyor silah belimde olunca kendimi bir başka hissediyorum!" diye de içten bir açıklama duyabilirsiniz.

Yine de herkes silah taşıma ruhsatı alamaz. Çünkü yasal bir süreç ve elbette ki para gerekir. Ruhsat alma işi ikiye ayrılır: Bulundurma ve taşıma amaçlı ruhsat. Evde, işyerinde ya da kasada bulundurma ruhsatı almak biraz daha kolaydır. Ücreti de daha düşüktür. İki tane alınabilir. Bu tür ruhsat alımı görece kolay olduğu için çoğu silah yastık altında durur. Bir iki babayiğit (!) ise olası enselenme riskini falan, yani hapis yatmak da dâhil her şeyi göze alıp ilaha ki beline takar tabancayı. Arabasında ise torpido gözünde değil şoför koltuğunun altında taşır. Silah dediğin el altında olmalıdır.

Sormaya devem ederseniz (mesela nerede kullandıklarını), arada sırada çıkarıp boş arazide ya da şehrin göbeğinde ya da düğünde-dernekte sağa sola sıkmak gibisi yoktur derler. Onun dışında ise barut kokusunun doldurduğu poligonlarda (o da varsa tabii ki) kullanırlar silahlarını. Atış poligonlarında baruttan çıkan gazın sıkışıp patlamaya ve ölüme neden olduğu da vakıadır.

Silah, bir anlamda, erkeklik, testosteron, konum, unvan, şan, şöhret, güçlülük göstergesidir. Ama koca koca psikoloji kitapları tam tersi olabileceğini de yazar. Yani silah yeterince erkek, yeterince güçlü, yeterince güvenli hissedememenin de örtüsüdür. Kendi zıttını temsil eden metal bir örtü.

Ve en önemlisi silah, denk gelirse öldürür. Denk gelme ihtimali ise yüksektir ki bu durumda öldürme riski de yüksektir. Kabzasıyla değil içindeki mermiyle öldürür silah. Hayati organlarına kurşun gelen ve hayatta kalan çok ama çok az canlı vardır şu fani dünyada.

Şimdi ise bir çağrının öngünlerindeyiz. Yeni bir yasal düzenleme ile silahlara çağrı yapılmasının öngünlerindeyiz. Yasaların toplumsal hayatı değiştiriverdiği birçok örnekte sabittir. Tütün kullanımına dair düzenleme yapılır ve pat diye sigara tüketimi bir yılda yüzde 15 düşüverir. Trafik cezalarına zam yapılır ve tak diye trafik kazaları azalıverir. Yapılması hemen hemen kesinleşen yasal düzenlemeyle ise ateşli silah yaralanmaları ve ölümlerinin sayısının aratacağı kesin gibidir.

Çünkü yeni yasa biçare silah üreticilerinin ve müptela olmuş meraklıların imdadına yetişiyor. Diyor ki "Güzel memleketimizin silah tutkunu yağız delikanlıları! Bundan sonra benden size 2 değil 5 silah ruhsatı!" Yasa orada da kalmıyor. Kolaylıklar kolaylıkları izliyor. Yeni düzenlemeyle silah meraklılarının devlet hastanelerinin sağlık kurullarında heder olmasının da önüne geçiliyor. Zaman hız devri ya! Yeni yasaya göre silah ruhsatı alma işlemi heyet raporu yerine tek hekim imzasıyla halloluyor.

Yasa bir de bonus getiriyor: Sağlık kurulu yerine tek hekim imzasının almasıyla birlikte psikiyatrik değerlendirmeye, görme ve işitme muayenesine falan artık hiç gerek kalmıyor. Yıllardır psikiyatrik muayenelerde, psikolojik testlerde, ucube harfleri okuma sıralarında, fısıltıları duyma denemelerinde heder olan, azap çeken yurdumuz silah düşkünlerine ise gün doğuyor.

Bir de şu açıdan bakmak lazım diyor yasa. Önceden sağlık kurulu 6-7 hekimden oluşuyordu. Silah ruhsatına dair sağlık açısından olumsuz sonuç çıktığında, yani müptela iptila yapan silahından mahrum kalınca muayene odası, evi, nöbeti vb. basılacak doktoru ya tahmin etmek ya da bir şekilde öğrenmek gerekiyordu. Şimdi ise yeni düzenlemeyle birlikte hedef sadeleşiyor ve tekleşiyor.

Yasa genç delikanlılara da kolaylık sağlıyor. Buna göre 18 yaşına giren her delikanlımız önce trafik şubeden sürücü belgesini alabiliyor, hazır emniyete gitmişken yan binaya uğrayıp bir de silah ruhsatı çıkartabiliyor.

Bu arada yasa bazı ayrıntıları da öğrenmemizi sağlıyor. Bedavadan. Örneğin yeni tasarı olmasa son nüfus sayımı verilerine göre Türkiye’de ortalama her 65 kişiden birinin silah taşımakta olduğunu bilemezdik. Silah taşıyanların çoğunluğu erkek ve 25-65 yaş arası olduğuna göre aslında bu oranın şöyle düzeltilmesi gerektiğini de bilemezdik: Erişkin yaş grubundaki her 20 erkekten birisi silahlıdır! Dahası da var: Ruhsatlı ve ruhsatsız silah sayısı son 10 yılda yaklaşık 10 kat artmıştır. Halen Türkiye'de 2,5 milyon’un üzerinde ruhsatlı silah ve bu sayının iki katından daha fazla da ruhsatsız silah olduğu öngörülmektedir. Cinayetlerin yarısı ateşli silahla gerçekleşmektedir. Her yıl yaklaşık 4 bin kişi silahla ölmektedir.

Ve elbette ki yasa Anton Çehov'a da bir selam çakıyor. Ne demişti Çehov: "Perde açıldığında duvarda ya da belde silah görünüyorsa, bu silah ikinci sahnede mutlaka patlamalıdır!"

Yasa silahları patlatmaya çağırıyor.