Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...
Osman Çutsay

Osman Çutsay

Onların büyük çaresizliği

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:58 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:58

Soru şu: Almanya, ABD ve onun memlekette dinlenmedik yer bırakmayan gizli servisleri karşısında, acaba bir muz cumhuriyeti gibi davranmayı daha ne kadar sürdürebilir? Soğuk Savaş’ta, bu kısmen mümkündü. Ama şu anda dünyanın büyük güçleri arasında yer alan Birleşik Almanya’nın ekonomideki ağırlığı ve yüklü siyasal varlığı, bu aşağılanmayı sineye çekmesini güçleştiriyor. Bu işin böyle devam etmesi, iki taraf yöneticileri istese bile, mümkün değil. Peki.

Almanya, büyük demokrat Obama’nın da onayı sonucu, ABD ve istihbarat servisi NSA üzerinden her hücresiyle gözlem altındadır. Kendi haline bırakılsa Berlin’in pek sesi çıkmayacaktı. Washington, Berlin’in rızası hilafına bir şey yapmış değildir çünkü. Yönetici elitler aralarında anlaşmışlar görülüyor. Ama elitlerin bildiğini artık herkes biliyor. İşte tam da bu alanda Berlin, kendisine gerçek yerini gösteren Edward Snowden’a siyasi sığınmacı olma şansı vermiyor. Yeşiller’in çağrısına rağmen, bu iş böyle.

Mesele biraz şu: Eskiden, diyelim çeyrek yüzyıl önce, uluslararası siyasi ve iktisadi güçler dengesi, dönemin Alman başkenti Bonn’a Washington karşısında böyle bir rol biçiyordu. Ancak 2013’te durum değişmiştir. Taraflar görmek istemese bile değişmiştir. Emperyal demokrasiler arasında efendi-uşak ilişkileri eskisi gibi sürdürülemiyor. Bu, halkın demokratik tepkisi nedeniyle falan değil, tabii o da krizden güç alarak ve çevreden merkeze doğru ilerliyor, ama özellikle elitler arasındaki yeni ağırlıklar nedeniyle devam edemez. Berlin’in bu büyük aşağılanmayı daha fazla kaldıramayacağını, süper güç ABD’nin çoktan “hayatın sillesini” yediğini, dolayısıyla Berlin’in Washington’a eşdeğer bir güç olarak, hadi “eşitler arasında ikinci” diyelim, yeni tabloya uygun bir yer talep edeceğini, yeni yerine uygun bir paylaşım için hatırlatmalar yapacağını düşünebiliriz: Edward Snowden, bilerek veya bilmeyerek bir dönemin bittiğini ilan etmiş oldu. Bizim gibiler için “malumu ilam”dır sonuçlarını göreceğiz.

Sonuçları? Örneğin Avrupa Almanyası’nın, ABD’nin bu istihbarat şımarıklığını, uygun bir dille yakınlarda yüzüne çarpması sürpriz olmaz. Ayrıca bu sonuçları sadece istihbari veya siyasi ilişkilerde aramayalım. Türkiye’yi doğrudan ilgilendiren yanları da var büyükelçiliklerin falan dinlenmesi dışında...
Şu: Türkiye’nin de içinde yer aldığı bölgeden, askeri gücüne rağmen adım adım kovulan ve yeni “muhalifler” (İsrailler) yaratarak çıkmazdan kurtulmayı hedefleyen ABD, ne yaparsa yapsın bu coğrafyada eski borusunu öttüremeyeceğini anladı. Ama çekilirken, yerine kimi veya neyi bırakacağını bilemiyor. Burada Almanya Avrupası’ndan daha etkili bir aday bulunmadığı görülüyor.

Türkiye’deki her gerici iktidar, 12 Eylül 1980 ile onun meşru çocuğu AKP’nin 2002 sonundaki başarısı, Almanya’nın yoğun desteğini aldı: AKP Türkiyesi, ABD kadar Almanya’nın da bir armağanıdır. Berlin’in Ankara’yı tüm bölgeye, örneğin en son Mısır’a model olarak yutturma çabaları biliniyor. Ama son toplumsal kalkışmalar bütün hesapların gözden geçirilmesine yol açtı. Düğüm burada.

Berlin bizim coğrafyadaki halk isyanlarına çözüm ve kendine yeni roller ararken, ABD’nin 1984’ü çocuk oyuncağı bırakacak ölçülerde Almanya’yı delik deşik ettiği ortaya çıktı. Bir düğüm açılıyor, yeni düğümler, hem de kördüğümler sahneye çıkıyor. Asimetri yayılıyor.

Osman Çutsay 'ın Son Yazıları