Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...
Osman Çutsay

Osman Çutsay

Avro karşıtları partileşince...

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:54 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:54

Osman Çutsay'ın “Avro karşıtları partileşince...” başlıklı yazısı 18 Nisan 2013 Perşembe tarihli soL Gazetesi'nde yayımlanmıştır.

Şaka maka derken kuruluverdi. Gerçi şimdilik pek öne çıkarılmıyor, elbette haberleştiriliyor ve hatta gündemin ilk sıralarında bir yer bulunuyor da, fazla öne çıkarılmıyor. Daha doğrusu, bir şaka gibi büyütülüyor. Avro karşıtlarının partileşmesi, sonuçları itibariyle önemli: Halkın tepkisi test edilmeye çalışılıyor.

Pazar günü partileşerek Alman ve Avrupa siyasetinin önümüzdeki döneminde etkili olma iradesini, “avro macerasından geri dönüş çağrısını” ilan eden “Alternative für Deutschland” (Almanya için Seçenek), sanki neoliberal sağın son büyük kalesindeki son büyük sloganı sarsmak için sahne almış oldu. Şimdilik önemi, fazlasıyla basit programında değil, krizin giderek derinleştiği bir ortamda, Alman yöneticiler ve siyaset sınıfı katında, daha doğru bir ifadeyle, bu ülkenin sermaye politikalarını belirleyen elitler katında bir kırılma işareti vermesinde.

Avro, kendi mutfağında bir güven bunalımıyla yüz yüze.

Kriz var, henüz güneyde ve Almanya’yı pençesine tamamen alabilmiş değil ama yayılması engellenemiyor. Adım adım yaklaşıyor. Güney çökerse, Almanya Avrupası dağılabilir. Bu çaresizliğin, politikada, üstelik yöneten sağda da bir kırılma ve arayış tetiklemesi olağan. Şimdilik SPD, Yeşiller ve Sol Parti gibi “sol etiketli” partilerde, neoliberal sağın bu hegemonyal şakasına sıkı sıkıya sarılma, temel politika kabul ediliyor. Mesele, sermaye sınıfının yaşadığı şaşkınlık. Alman sermaye sınıfının önemli bir kısmı, özellikle de küçük ve orta ölçekli işletmeler ve etki alanları, bu arada da milyonlarca ücretli, bu avronun tehlikeli bir maceraya dönüştüğüne her geçen gün biraz daha inanıyor. Nasıl inanmasınlar? Her gün şu ya da bu ölçüde Güney Avrupa ülkelerindeki kriz tahribatına tanık oluyorlar. Fatura korkuları büyük. “Tsunami”nin bu gidişle Almanya’yı da önüne katacağını düşünüyorlar.

Geniş halk kesimlerindeki kuşkuya paralel olarak, iş dünyasında bazı kesimlerin de “Fazla açıldık, geri dönelim!” havasına girdiği anlaşılıyor.

Sistem, önemli bir kırılma sürecinde ve bu işlerin şimdiye kadarki yöntemlerle yürüyemeyeceği anlaşılmış durumda. Sadece gereğinin yapılması için uzlaşma sağlanamıyor. Biraz da bu nedenle, kısa vadede herhangi bir iktidar şansı bulunmayan bu parti, eylül ayındaki genel seçimlere kadar Berlin ve Angela Merkel politikalarına büyük darbeler indirebilir. Hıristiyan demokratlarla liberaller arasındaki Merkel koalisyonu, beklenmedik bir iç muhalefetle yüz yüze kalabilir. Eylül ayında yüzde 5’lik seçim barajını aşması mucize bu “alternatif parti”, bütün avrocu partileri içeriden sarsabilir.

Bu hareketlilik, “avrocuların en avrocusu” Sol Parti yönetimi başta olmak üzere, sol etiketli siyasette beklenmedik yer değiştirmeleri tetikleyebilir. Galiba tedirginliğin asıl nedeni bu. “Alternative für Deutschland”, avro karşıtlığıyla, kriz ortamında diğer yerleşik partileri içeriden sarsabilecek oluşumları kışkırtacak. Korkunun gerçek kaynağı burada. Yoksa Avrupacı solun bile yeterince ehlileştirildiği malum.

Ya halkın ve siyaset sınıfının üzerindeki konvansiyonel dizginler elden kaçıverirse?

Osman Çutsay 'ın Son Yazıları