Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...
Orhan Aydın

Orhan Aydın

Eğ başını önüne eğ…

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:34 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:34

Başbakan tiyatro sanatçılarına esti gürledi, “özelleştiriyorum” dedi ve ilk Bakanlar Kurulu toplantısında işi Kültür Bakanlığı’na havale etti.

O gün bu gündür Kültür Bakanlığı bünyesindeki bir komisyon, işin içinden nasıl çıkacaklarını tartışıyorlar.

Bildik birçok holdinge "kelepir tiyatro var" diye teklifler götürüldü.

Ne Eczacıbaşı ne Koç, ne Sabancı ne Albayraklar ne diğer yandaş şirketler bu teklife yanaşmadılar.

İş Kültür Bakanlığı’nın basireti bağlanmış bürokratlarına kalmış durumda.

Şimdi, tüm ülkedeki Devlet Tiyatroları salonlarının, bulundukları her ilde "Kültür Merkezi" adıyla Valiliklere devri konuşuluyor.

Kadrolar için ise önermeler müthiş!

“Emekliliği gelen emekli edilecek, yeni sanatçı-teknisyen-memur-işçi filan alınmayacak, kalanlar maaşlarını almaya devam edecek ama erken emekli olmak isteyenler ‘kıyak emeklilik’ ile ödüllendirilecek, tüm oyuncular ve yaratıcılar bir ortak havuzda toplanacaklar, isteyenler gruplar halinde bir araya gelip proje oluşturacaklar, bu projeleri bakanlık bünyesinde kurulan bir komisyona iletecekler, komisyon hangisini destekleyeceğine karar verecek.”

Bu kuyu kazma operasyonu son hız sürerken tiyatrocular ne yapıyorlar peki?

Hiçbir şey.

Devlet Tiyatrosu çalışanlarının ve sanatçılarının üstünde sanki ölü toprağı var.

Ankara Küçük Tiyatro’nun önünde yapılan eylem ve kaleme alının iki ürkek bildiri dışında hiçbir şey yapmamak acaba neyin şanındandır?

Zaten Küçük Tiyatro önündeki eylemde de tiyatrocu sayısı, parmakla sayılacak kadar azdır.

Bunun nedeni açıktır.

Korkuyorlar.

Padişah bozuntusunun kendilerini kapının önüne koyacağını düşünüyorlar ve ödleri patlıyor!

Hanımlar-beyler kurumunuz bitirildi.

Sizler, Devlet’in bütçesinden maaş alan ama hiçbir iş yaptırılmayan birer "asalak" ilan edilmek üzeresiniz.

Üretemeyeceksiniz, oynayamayacaksınız!

Bir oyuncu için ya da genelleyelim bir tiyatro yaratıcısı için, bundan daha kötüsü ne olabilir acaba?

Dünyalı meslektaşlarımızın bu tür bitirme ya da hak gaspı gibi gerici-faşist saldırılar karşısında neler yaptıklarını hiç bilmiyor musunuz?

Okumuyor, izlemiyor, görmüyor musunuz?

Kör, sağır ve dilsiz misiniz?

Ne oldu sanatçılık erdemine?

Suskunluğunuz, teslim olup biat etmek değil ise nedir?

Anımsatmak isterim, söz konusu olan tiyatronun onurudur.

O dernekler, birlikler, vakıflar filan ne işe yarıyor diye de soruyorum kendime.

Görüyorum ki, Kültür Sanat-Sen dışında haklarınıza, kurumunuza sahip çıkan, bu konuda didinen-çabalayan-kavga eden başka bir yapı ortalarda yok.

Ama içlerinizden bazı aklı evveller sendika için laf üretmeyi pek seviyorlar.

Tıpkı AKM sürecinde olduğu gibi.

O zamanda sustunuz-pıstınız-teslim oldunuz.

Birkaç onurlu sanatçı arkadaşım dışında inlerinizden çıkmadınız.

Dünya âlem biliyor, sizin için sistemle biz kavga ettik ve bugün ‘fazla politik’ diye laf ürettiğiniz Kültür Sanat-Sen olmasaydı, AKM’nin yerinden AVM yükseliyor olacaktı.

Şimdi yıllardır dillendirdiğimiz gerçeğin duvarına toslamış durumundasınız.

Yok ediliyorsunuz.

Kurumuzun temelini dinamit konuluyor ama sizler, ağız birliği etmiş gibi susup ve yine ağız birliği etmiş gibi, birbiriniz hakkında laf üretiyorsunuz.
AKP’nin bu faşist dayatmasını böyle göğüslemek, zavallıların ve korkakların işi değil ise, nedir?

Buradan ‘direnin kardeşler direnin, onurlarını birleştirip karanlığın orta yerinde Kızılay’a çadırlarını kurarak isyan eden Tekel işçilerini örnek alın’ diyeceğim, ama nafile olduğunu biliyorum!

Görülen o ki siz çoktan perdelerinizi kapatmışsınız.

AKP sizi "asalak" ilan edecekmiş, haklarınızı budayıp kapısında "dilenci" yapacakmış, sanatçı kişilikleriniz üstünde at oynatacakmış, onurlarınızı incitecekmiş, cemaatlerin kültür merkezlerinde ‘hizmetkâr’ yapacakmış, dinci gericiliğin ve ırkçılığın propagandalarına alet edilecekmişsiniz aman be, bana ne.

Eğersiniz başınızı önünüze ve bu toplumun içinde öyle dolaşırsınız!

Ama siz teslim oluyorsunuz diye, bizden ve ardınızdan gelen genç tiyatro yaratıcılardan bu basiretsizliği isteme hakkınızın hiç ama hiç olmadığını, çok iyi bilmelisiniz.

[email protected].

Orhan Aydın 'ın Son Yazıları