Adalet mi?

08/01/2019 Salı
Adalet mi?

Artık adaletsizlik, hukuksuzluk bahsi hiç kimseyi ilgilendirmiyor.

Alıştırıldı ülke.

Geçtim binlerce örneğini, “Hak Hukuk Adalet” diye Ankara’dan İstanbul’a yürüyen CHP, meclis başkanlığından istifa etmeden İstanbul belediye başkanlığına aday olan Binali Yıldırım için, “Bu durumla fazla uğraşmayacağız işimize bakacağız” diyebiliyor, yetmiyor haklarında şaibeler olduğunu söyledikleri “çete” ilan ettikleri YSK üyelerinin görev sürelerinin uzatılmasına ses etmiyorlar.

Yıldırım son noktayı koydu, “Hukukun olduğu yerde etik konuşulmaz.”

İçeride haklarında açılmış dava olmadan tutulan binlerce insanın varlığına rağmen, meydanlardan mahkemelere emir yağdırılıp insanlarla ilgili soruşturmalar açılıyor,  o da yetmiyor 24 saat içinde Metin Akpınar ve Müjdat Gezen örneğinde olduğu gibi evlerinden alınıp mahkeme karşısına çıkartılıyorlar.

Adalete bakın ki haklarında kesinleşmiş bir suç olmadığı halde, yurtdışı çıkış yasağı ve adli kontrol süreci işletiliyor, Fatih Portakal hedef gösterip, hakkında soruşturma açılabiliyor.

RÜTÜK adlı kurul emirle para ve program durdurma cezaları yağdırıyor.

Bu son örnekler için ne yapabiliyoruz basın açıklamaları ve birkaç TV de bir kaç söz, bir kaç yazı-çizi dışında.

Koca bir hiç.

Sanatçı dediğiniz makulenin yarısı medya maymunu, diğer yarısı korku duvarının dibinde pinekliyor.

Tiyatromuzun iki usta yaratıcısına, sinemanın iki temel oyuncusuna yapılan adaletsizliğe, hukuksuzluğa, küfre susandan sanatçı filan olmaz, olsa olsa lağım faresi olur.

İnsanlık tarihini geçtim, kendi ülkemizin tarihinden bile ders çıkarmayan bu yaratıklar, yaşadığımız bu acı ve kahır dolu günlerin sorumluluğuna ortak olmuşlardır.

Ülke “Dur bakalım ne olacak” ve “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” durumundadır. 

Oysa olan oldu, bundan sonrası yok oluştur.

Şimdi dörtnala yeni bir seçime koşuyoruz.

Adaletsizlik varmış olsun seçimlerde görürler, hukuksuzluk varmış olsun seçimlerde görürler, talan-yalan-yolsuzluk-işsizlik varmış olsun seçimlerde görürler diyenler, seçimler sonrası daha beterini görmeye hazır olsunlar.

Ne seçim günü olarak belirlenen 31 Mart tarihi tesadüfen seçilmiştir ne yaşadıklarımızın hiç biri tesadüfen olmaktadır.

Hedef 2023 tarihidir, bunun için yapılamayacak hiçbir şey yoktur.

Hadi bir kez daha yenilemiş olayım, faşizm kaybedeceği seçime girmez.

31 Mart günü, 24 Haziran gecesi ne olduysa daha beteri yaşanacaktır.

Ses etmezsen, susar teslim olursan olacağı budur.

Ya inadına hakları için kol kola giren işçiler gibi, her tür baskı ve zulme karşın direneceksin, örgütlenip; adalet için, eşit, özgür, bağımsız, sanatın yeniden yeşerdiği bir ülke için ortaya çıkacaksın, onurunu-şerefini koruyacaksın ya da teslim olup kara perdenin ardından yangın yerini izleyeceksin.

[email protected]

 

ÖNCEKİ YAZILARI

Cinayetler politiktir… 10/12/2019 Salı
Süslüman… 03/12/2019 Salı
Masal gibi... 26/11/2019 Salı
Lacivert ve umut... 19/11/2019 Salı
Cehalet… 12/11/2019 Salı
Romantik… 05/11/2019 Salı
Haydarpaşa ve Galip Usta… 28/10/2019 Pazartesi
Talanın böylesi… 22/10/2019 Salı
Yitik ülke… 08/10/2019 Salı