Onur Güngör
Sermayenin kuralları mı halkın kuralları mı?
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 01:05 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 01:05
Pazartesi günü ABD’li sekiz büyük teknoloji şirketi, ABD hükümetinin kitlesel izleme faaliyetlerine çekidüzen verilmesi isteğini dile getirdiler*.
Özetle, izleme faaliyetlerinin açık ifadelerle yazılmış yasalarla belirlenmesini, izlenme gerçekleşmediği takdirde doğması beklenen zararın gerçekleştirilen izleme ile doğru orantılı olmasını ve bağımsız bir merci tarafından şeffaf bir şekilde denetlenmelerini öneriyorlar.
Daha kolay anlaşılması için beş ilke belirlemişler. Bunlar, (i) Kullanıcıların bilgilerini toplamak için hükümetin otoritesinin sınırlandırılması (ii) Bağımsız bir merci ve hesap verebilirlik (iii) Hükümetin isteklerinde şeffaflık (iv) Bilginin bağımsız dolaşımını güvence altına almak (v) Hükümetler arasındaki uyuşmazlıkları önlemek.
Bu konudaki gelişmeleri takip eden birisi, bu adımın Edward Snowden adındaki eski ABD Ulusal Güvenlik Ajansı (NSA) çalışanı tarafından yapılan sızıntılarla ilgisi olduğunu tahmin edecektir.
Eğer biraz da iyi niyetliyse, kitlesel izleme karşıtı cephenin elini güçlendirecek birkaç güçlü müttefik kazandığımız için sevinecektir bile.
Ben bu kadar heyecanlanmamayı ve imzacılardan sadece dört tane şirkete yani Google, Facebook, Microsoft ve Twitter’a dikkat etmeyi öneriyorum.
Bildiğiniz üzere bu dört şirket kullanıcı fişleme, kullanıcıların verilerini onlardan gizli bir şekilde saklama, kişisel bilgileri hükümet yetkililerine devretme ve bundan kullanıcıyı haberdar etmeme gibi olayların failleridir. Ayrıca hepsi de, kullanıcılar arasındaki arkadaşlık ilişkilerini süresizce saklamak, işlemek, ortaya çıkan yeni bilgileri yeniden kullanıcılara veya üçüncü kişilere satmak gibi gri alanda sayılması gereken faaliyetler içerisindedir. Örneğin Facebook’un tüm gücü kullanıcılarının demografik bilgilerine dayanmaktadır.
O zaman, sorulması gereken soru şu: Bu zamana kadar neredeydiniz?
Zira bu şirketler için Snowden’ın belgeleri, daha önceden de şüphe duyulan ve zaman zaman kanıtlanan ama bu kadar büyük yankı yaratmayan bir gerçeğin yeniden gündeme getirilmesinden başka bir şey değil. Örneğin ABD’li telekom şirketi AT&T’nin bir binasındaki 634a No’lu odanın 2006 yılında açığa çıkmasıyla NSA’in buna benzer odalar ile dinleme yaptığına dair bir şüphe kalmamıştı.
Bu sefer değişen tek şey, Snowden’ın belgelerinin zaten bilinen bu dinleme faaliyetlerinin dünya çapında gerçekleştiğini kanıtlaması ve dolayısıyla bu şirketlerin ABD dışındaki kurumsal müşterilerinin de kaygılanmaya başlaması. Öyle ya, Almanya başbakanı bile dinleniyorsa, geliştirdiğiniz yenilikçi bir ürünün ABD tarafından rakiplerinize sızdırılmayacağını artık kim garanti edebilir?
Ben, bizim, yani özgürce yaşamak isteyen netizenlerin (internet vatandaşlarının) bu beş maddeyi çöpe atıp kendi maddelerimizi oluşturarak hem hükümetlere hem de şirketlere dayatmamız gerektiğini düşünüyorum. İşte benim önerim:
(i) Kullanıcıların bilgilerini izinleri dışında toplamak, saklamak veya işlemek yasaktır.
(ii) Kullanıcıdan alınacak izin tam olarak ne gibi işlerde kullanılacağını tarif etmeli, süreçte gerçekleşecek değişiklikler yine kullanıcıların iradelerini yansıtmalıdır.
(iii) İzin dahilinde verilen bilgilerin, yine kullanıcının isteğiyle sistemden geri dönüşsüz bir şekilde geri çekilmesi mümkün olmalıdır.
(iv) Kullanıcıların bıraktıkları her iz yine kullanıcılarındır. Dolayısıyla bu bilgilerden elde edilen tüm değerler yine kullanıcılara geri dönmek zorundadır.
(v) Tüm bu kuralların işlediğinin denetlenmesi yine kullanıcıların görevlendirdiği bağımsız bir denetleme ekibi tarafından denetlenmelidir.