Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Mustafa Adalı

Mr. Thomson'un Nakliyat-ı Bahriye Allerjisi

Yayın Tarihi: 07.05.2021 , 23:36 Güncelleme Tarihi: 07.05.2021 , 23:36

KENTİN SESİ - KUŞADASI Yazıları

İngiliz İmparatorluğunun menfaatlerini savunmaya -laf olsun diye değil, resmen- yemin etmiş bir borsacının Türkiye'de Maliye Bakanlığına seçildiği günlerde, ne tesadüf, bir İngiliz şirketinin de "Türkiye'yi kendisine yeni üs seçtiği" gazetelere yansıyor. (http://www.denizhaber.com.tr/deniz-turizmi/18552/thomson-marmarisi-cruise-ussu-yapacak.html) Turizm monopolü Thomson, İngiltere'den uçakla Marmaris'e taşıyacağı müşterilerin, burada şirketin "Thomson Celebration" adlı gemisine bindirilip Ege'nin muhtelif limanlarında dolaştırıldıktan sonra, Marmaris'teki merkez "üs"se geri getirileceğini açıklıyor.

Ee ne var bunda, diye sorulabilir ve her karış toprağı zaten kolonyal üs'se dönüştürülmüş bir memlekette, bir İngiliz'in çıkıp "bari Marmaris de benim süsüm, şey, üs'üm olsun" demesi, flaş-haber sayılmayabilir, ama Thomson'un üs planı tamamen yasadışıdır.

Halen yürürlükte olan, 815 sayılı ve 1926 tarihli Nakliyat-ı Bahriye (Kabotaj) Kanunu'nun 1. maddesine göre, TC limanları arasında ticari yolcu/yük taşıma hakkı, sadece TC bayraklı gemilere tanınıyor. İstisna olarak, yabancı gemiler, yabancı ülkeden aldıkları yolcuyu/yükü (tek-yön) Türk limanına getirebiliyorlar veya Türk limanından yabancı limana (gene tek-yön) gidecek yolcuyu/yükü alabiliyorlar o kadar. (*)

Kemalizmin "yerli malı Türkün malı, her Türk, Türk gemisi kullanmalı" periyodunda, "ver-coşkuyu-milli-denizciliğe" heyecanıyla yazılmış bir kanundur ve şu demek: Safkan İngiliz tayları Türkiye Jokey Kulübü'nün at yarışlarında kulvar alabilirken, safkan İngiliz gemileri, TC limanlarında kafalarına göre at koşturamıyor!

Artık, liberal cenah, xenophobia mı der, yoksa kafatasçılık mı sayar, orasını bilemem ama kanun böyle.

Şöyle: Thomson'un patronu, Britiş bayraklı gemisiyle, canı çektikçe, yakıtı ve parası da yettikçe, tüm limanlarımızı dolaşabilir, hatta isterse bu satırların yazarını bile -beleş olmak kaydıyla- gezdirebilir ancak tek bir ademoğlunu Marmaris limanından herhangi bir Türk limanına ücret mukabili taşıyamaz, Marmaris-Kuşadası yahut Marmaris-Kuşadası-İstanbul seferlerine gemi bileti satamaz, Hadi Uluengin'in okuru salak yerine koyan kekememsi yazımıyla, okurdan özür dileyerek tekrarlayayım, s-a-t-a-m-a-z!

Eklemeye hacet var mı, safkan İngiliz gemisi, Marmaris-Kuşadası-Marmaris yahut Marmaris-Kuşadası-İstanbul-Marmaris (genel olarak, Marmaris-TClimanları-Marmaris) ring seferleriyle turist taşımayı da asla aklından geçiremez Marmaris'i hem çıkış hem de varış üssü niyetine -ring'in merkez üssü olarak- kullanması, duble ihlal olur ve Kabotaj'ı korucu baskını yemiş düğün evine benzetir.

Emmevelakin, Thomson, gemilerine Atina'dan (bir yabancı limandan) yükleyip gene Atina'ya (bir yabancı limana) geri getireceği turistleri, Atina-Marmaris-Kuşadası-Atina ring seferiyle, Kuşadası-Marmaris arasında (da) taşıyabilir, daha doğrusu iki Türk limanına (da) "geçiyorken ööle bi uğradım" diyebilir. Türk limanları ara-durak statüsünde kaldığı sürece, Kabotaj'ın raconuna ters bir durum mevzubahis olmuyor.

Her hâlükârda, Türkiye sahillerini dolaşmak isteyen yabancı gemiler için, ring'in başı/sonu -üssü- yabancı liman olmak zorunda. (Ofer mesela, sırf bu yüzden, Türkiye'de kendine ait limanları olmasına rağmen, filosunu başka ülkelerde üslendiriyor, Türkiye'deki limanlarını ise gemilerinin "mola tesisi" gibi kullanmakla -bağrına taş basarak- yetiniyor.)

Şema ile gösterebilirim. Safkan İngiliz beygirlerine, şey, gemilerine:
A. Marmaris-Kuşadası seferi yasak,
B. Marmaris-İstanbul-Kuşadası daha yasak,
C. Marmaris-İstanbul-Çanakkale-Kuşadası-Marmaris (ring) yasağın yasağı.
Buna karşılık,
D. Atina-Marmaris serbest,
E. Atina-Marmaris-Kuşadası-Atina ring'i serbest,
F. Atina-Marmaris-İstanbul-Çanakkale-Kuşadası-Atina ring'i dahi serbest.

Thomson'un Marmaris'te yediği nane ise, yasağın yasağı 'C' şıkkının, Britiş centılmın'ları tarafından nazikleştirilmiş ve "F'leştirilmiş" hali oluyor. (Yok o bildiğiniz F-tipi değil.) Yasak olan Marmaris-TClimanları-Marmaris ring'iyle, serbest olan Atina-TClimanları-Atina ring'inin laboratuarda döllenmesinden üremiş, melez (ve yasak aşk meyvesi) bir tüp-bebek sayabiliriz. Tüp bebeğin adı: Marmaris-İstanbul-Çanakkale-Kuşadası-Atina-Girit-Marmaris.

Bunca cambazlığa ne gerek vardı, 'F' ringi aynı işi görmüyor mu, sorularının yanıtı ise biraz uzun:

1. "Türkiyeli komi-garson-bellboy-bulaşıkçı sınıf kardeşlerimiz köle ücretleriyle çalışmaya başlamış, bari biz de bu ucuzluktan istifade edelim" diyerek, dampingli Türk turizm tesislerine leş kargası misali üşüşen hedonist turist sürüleri, Yunanistan'ı ve diğer alternatifleri çok pahalı buluyor. (**)

2. Plansız üretim, okyanusları tıka basa gemiyle doldurduğu için, deniz seyahati günümüzde aynı turist sürülerine çok cazip geliyor, otel parasından ucuza lüks kruvaziyerlerde gecelemek artık mümkün.

Ara sonuç: Turist milleti, "Türkiye'siz tatile çıkmam abi" diyor, yetmiyor, köftehorlar bir de Türkiye'yi saltanat kayığı benzeri kruvaziyerlerle, liman liman dolaşmak istiyor. Türk limanlarını gemiyle gezdirme, yani 'C' şıkkı, ballı kaymaklı bir iş vesselam ama gel gör ki, yabancı bandıralı gemilerle bu bal-kaymağa kaşık sallanamıyor, yutkunup ağzınızın suyunu akıtabiliyorsunuz anca. (Ara sonucun tıbbi sonucu:

-Thomson Bey, durum ciddi, cebinizde, pardon cildinizde, nadir rastlanan bir tür Kabotajus-allerjus gelişmiş.
-Bi hal-yolu bulunur mu doktor, parası neyse sterlin olarak öderim.
-Don't worry, money var çare var, Ar-Ge'cilerimiz domuz gribini falan boşverip hemen Kabotaj-allerjisinin aşısına yoğunlaşacaklar.
-Şu Kabotaj illetinden beni bi kurtarın, söz veriyorum, Türkiye'yi, Thomson'un ve Alice'in Harikalar Dünyası yapıcam!)

3. Ofer'in kullandığı, Atina-TClimanları-Atina ring'ini (F şıkkını) izlemek mümkün ama Atina'da üslenmenin kira, vergi, işgücü ve sair yüklü maliyetlerini herkes Ofer kadar rahat karşılayamıyor Elenler nası deseem, biraz "tok" millet, yabancıların yollarına "Every way that I can" deyip gül falan dökmüyo, ööle Türkler gibi, Thomson gak dediğinde beleş kamu arazisi, guk dediğinde uçsuz bucaksız finansal teşvik vermiyo, zındıklar. Üstelik turist daima haklıdır ve turist, (aynen Thomson gibi) sterlinin alım gücü farkından dolayı, Atina'yı değil de, Marmaris'i istila, pardon, ihya etmek istiyor. Yani seyrüseferin merkez üssünün Marmaris olması elzem ki bu da 'C' ringi ve yasak-oğlu-yasak.

4. Olsun, emperyal demokrasilerde asla çare tükenmiyor, günlerden bir gün, Oxford'dan mastır'lı köy-kurnazı bir danışman çıkıp, hallederiz abi, 'C'nin arasına bir iki yabancı liman kaktırsak, şey pardon, yazdırsak olay biter, deyiveriyor Marmaris-İstanbul-Çanakkale-Kuşadası-Atina-Girit-Marmaris gibi bir karışık Adana kebap, oh sorry, bir hibrid güzergah hazırlanıyor. Yasak 'C'ye, iki adet yabancı liman, Atina ve Girit, tüp bebek laboratuarında enjekte edilirse, embriyonun elaleme bir meşru 'F'-bebek şeklinde yutturulabileceği düşünülüyor.

"Yok artık" diyen varsa, bir kaç internet tık'ıyla hemen görebilir, denemesi bedava:

"Thomson Celebration"ın Mayıs 2010 turuna iki kişilik rezervasyon yaptıracağımızı varsayalım. (Eşinizin yanında yapmayın, ucu hayal kırıklığına açık bir "ah canıım, bu krizde evlilik yıldönümü sürprizi hazırlamış" beklentisi yaratabilir.) "http://www.thomsonbeach.co.uk/th/cruise/viewAlternateSearchPanel.do?" adresli (çok sık update edilen) tur alternatifleri sayfasında,
Departing'i -çıkış tarihini- "May 2010",
Area/Ship'i -yer/gemi'yi- "Thomson Celebration",
Itinerary'yi -güzergahı- "Highlights of the Aegean" olarak seçip, "Search"e tıklıyoruz ve karşımıza çıkan sayfadaki tur seçeneklerinin ayrıntılarını "Details"e tıklayarak inceliyoruz: (Tabii incelerken, reklamlarla havaya girip "bas bas paraları kruvaziyere" şarkısını söylemiyoruz, hele hele sayfadaki, İngilizce "Pay", Türkçe mealiyle "hadi uçlan artık parayı" linkine, mouse'un ok'unu bile yaklaştırmıyoruz!)

Bu inceleme, bize, safkan İngiliz'in, Marmaris-İstanbul-Çanakkale-Kuşadası-Atina-Girit-Marmaris şeklindeki "Highlights of the Aegean" güzergahına, bugünden ve resmen, üstelik alenen bilet satışı yaptığını gösteriyor.

(Aynı tercih sayfasında, Itinerary, "Highlights of the Aegean" yerine "Ottoman Treasures" olarak seçildiğinde, Marmaris-İstanbul-Çanakkale-Kuşadası-Thira-Rodos-Marmaris güzergahıyla karşılaşıyoruz ki, Atina-Girit'in çıkarılıp Thira-Rodos'un eklenmesi dışında pek farkı yok hatta "Ottoman Treasures"ın daha bir alaTurca, neredeyse bir "pan-Türk" görüntü verdiğini söylemek bile mümkün. Zira, Rodos neyse de, Thira'yı kimseler tanımaz, hiç de popüler sayılmaz, sadece dostlar alışverişte -ve Kabotaj'da!- görsün diye formalite icabı enjekte edildiğini düşünmek zorundayız.)

Çıkış üssü Marmaris, varış üssü gene Marmaris, uğraklar Türk limanı, gemi ise yabancı bayraklı olacak, fakat güzergahta göstermelik iki yabancı liman da yer aldığı için, şirket Kabotaj'a sabotaj yapmamış sayılacak ve "pardon, kim dediniz, biz mi, biz Türk limanları arasında yolcu mu taşımışız?" sorusuyla avanak rolü oynayacak, öyle mi doğrusu, Hukuk 1. sınıf talebelerinin dahi yutmayacağı bir zokadır. (***)

Kapıkule kuyruğunda beklerken civardaki yedi adet mini etekli hatun kişiye gözü takılan ve haliyle aklından muzır şeyler geçiren bir cingöz-imamın, göğe bakıp "fazla günah yazma n'olur, sen de gördün ya, aşüftelerin iki tanesi sınırın öte yanında, gavur topraklarındaydı" demesine benziyor.

İngiliz monopol yöneticilerinin, tam 82 yıllık Kabotaj Kanununa rağmen ülke limanlarımızı "üs" ilan etme pervasızlığı nereden mi kaynaklanıyor bir ihtimal, Kabine'de kendileriyle aynı pasaportu taşıyan ve aynı Kraliçe'ye sadakat andı içmiş bir bakanın varlığından cüret almalarıdır.

Ya da, her Irak operasyonundan sonra, mürettebatın hedonist-deşarj-ihtiyacı için hep Marmaris'i seçen İngiliz savaş gemilerinden...

----------------------------------------------------
(*) AKP tarafından 2005'te yapılan değişiklikle, "Yurt içinde teknik imkan, araç ve ekipman kapasitesi ve mevcut personel ile gerçekleştirilmesinin mümkün olmayacağı tespit edilen kamu hizmeti niteliğindeki faaliyetler için, (...) yabancı gemi çalıştırılması" imkanı yaratıldı ancak, gemi turizmini, sözü edilen "faaliyetler"den sayamayız, "yurt içinde" pekala "gerçekleştirilebiliyor". İzmir-İstanbul feribot seferlerinin, yıllardan beri gayet iyi işlediğini biliyoruz en azından.

(**) Ekseriyeti ucuz yollu fuhuş-kumar-alkol peşinde koşan, sokakları kusmuk, idrar ve müskirat kokusuyla dolduran bu vulgar kalabalığın ne denli vahim kentsel altyapı (ve dahi ahlâk) sorunlarına yol açacağı aşikar ki, "Marmaris'i üs seçti" haberinin, yakın gelecekte "Marmaris'in içine etti" manşetiyle yer değiştirmesini bekleyebiliriz.

(***) Halbuki, turizm tekellerinin bu yasayı hiç de hafife almamasında yarar var, o kadar katı ki, yabancılara neredeyse her saat başı bir "reform" müjdeleyen AKP bile, Nakliyat-ı Bahriye'yi yerinden kıpırdatamıyor. Mesela, vergiden kaçmak amacıyla yabancı bayrak kullanan Türk yat sahiplerine -bu komikliğe artık son versinler diye- af getiren son düzenlemede, şöyle bir madde göze çarpıyor: "Türkiye'de yaşayan yabancılar da deniz araçlarına Türk bayrağı çekebilecek ancak Kabotaj Kanunu hükümleri saklı kalacak." İngiliz turizmciler -ve İngiliz bakan Mister Shimshek- için bilaücret tercüme edebilirim: Yabancılar, kendi gemilerine Türk bayrağı çekseler bile, maatteessüf, Kabotaj Kanunu'nun gazabından kurtulamıyorlar. O kadar tavizsiz yani. (http://haber.gazetevatan.com/haberdetay.asp?detay=Yatlara_buyuk_vergi_kolayligi&amptarih=07.05.2009&ampNewsid=237085&ampCategoryid=2)

Mustafa Adalı 'ın Son Yazıları