Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Mustafa Adalı

It’s a Shame!

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:01 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:01

KENTİN SESİ - KUŞADASI Yazıları

Erdoğan, "Galataport projemizi engelleyenlere sesleniyorum, [bunu yazan Tosun] sizlere yazıklar olsun" diyor (köşeli parantezdeki Tosun'lu kısmı, Ananı-Al-Git-Lan ekolüne uyumu tam olsun diye, ben ekledim) ve bir-koy-yüz-al temalı Oferport projesine karşı çıkan gafilleri topyekün psikanalizden geçirip raporlarını da mikrofondan ilan ediveriyor: "Siz hayırlı olan hiçbir şeyi zaten istemezsiniz ki, sizin cibilliyetinizin gereği bu."

Hiç yabancı gelmiyor gözleri kısarak, dudakları bükerek, hafif tükürük saçarak ve bilhassa z'nin üzerine basarak sarfedilmiş bu yazzzıklar-olsun'u bir yerlerden hatırlıyoruz: Junior-Ofer'den hatırlıyoruz, Galataport federasyon kararıyla küme düşürülünce viskiyi fazla kaçırmış ve -sh'nin üzerine sertçe basıp- "it's a shame" demişti. "Bu bir utanç" diye çevirdiler, ancak röportajı CNBC-e'de canlı izlemiş biri olarak ve Eyal Ofer'in hınç dolu yüz ifadesine bakarak, "yazıklar olsun"un daha cuk oturduğunu söyleyebilirim. Velhasıl, yazıklar-olsun'un isim babası Ofer'dir ve Erdoğan'ın Tarzan-İngilizcesi, muhabirlerinkinden -en azından argo çeviride- daha iyi görünmektedir!

Olabilir, Başbakan, evinde pijamayla maç izlerken, Ülker-gofret artı Colaturka'yla kafayı çekip ara sıra Alex'e yahut Guiza'ya "yazıklar olsun"lu beddualar saydırabilir ve hatta hakemlerin kulaklarını "ulan sizin cibilliyetinizi de" yollu çınlatabilir, özelidir, karışamayız ancak umuma açık bir konuşmada, "yazıklar olsun" buyurmadan ve dahi "cibilliyet" tartışmasına soyunmadan önce, iki kere düşünmeli idi.

Hiç olmazsa, armatör dostlarının internet sitesine, "limanlar" alt başlığındaki taze haberlere şöyle bir göz atmalı idi.

Recep Tayyip, prompter'ındaki bu kem-sözleri 10 Ekim günü okumakta, oysa, sadece iki gün önce, 8 Ekim'de, İstanbul Salıpazarı'nın, "Avrupa'nın En İyi Kruvaziyer Limanı" seçilme haberi (http://www.denizhaber.com/HABER/19271/1/salipazari-34avrupa-39nin-en-iyi...) internet gazetelerine düştüğünden, Başbakan'ın zamanlaması pek talihsiz, Ofer'den aşırma "shame" narası ise pek tesirsiz, pek manasız ve pek komik görünmektedir.

Birincilik haberi, Başbakan'ın cibilliyet-açılımını, daha iki gün öncesinden peşinen madara etmektedir.

Salıpazarı, Mister Ofer'in, kolleksiyonuna katmak ve adını da Galataport yapmak için yırtınıp durduğu kamu limanımızdır ballı-kaymaklı devir koşulları kamuoyunda "oha artık" tepkisi yaratınca, Koç dahi, "bu armudun böyle iyi olduğunu söyleseydiniz, kimseye bırakmazdım, ben yerdim valla" mealinde gönül koyunca, Ofer, karambolde cebine attığı armudun-iyisi'ni daha ağzına bile götüremeden iade etmek zorunda kalmış ve projenin iptali, "Galataport, Galatamort oldu" manşetiyle ti'ye alınmıştı.

Salıpazarı Limanı, halen Türkiye Denizcilik İşletmeleri adlı KİT tarafından yönetilmekte ve "devlet, limancılıktan ne anlar?" sorusunu anaokulu müfredatlarına kadar indiren bir piyasacı konjonktürde dahi, (ihtimaldir ki, işi inada bindiren liman emekçilerinin "hadi biraz Stehanovist takılıp verimlilik neymiş gösterelim şu liboşlara" demesiyle!) Liman-Oscar'ını kapabilmektedir. (*) Üstelik, nasıl olsa satılacak diye, AKP'nin bu limana yıllardır tek bir çivi çaktırmamış olmasına rağmen... Üstelik de, "hantal devlet, limanı terket"ten başka laf bilmeyen ve Salıpazarı'nın satışını da salya akıtarak bekleyen yerli-yabancı yuppie'lerin oylarıyla...

ÖİB yönetimi içerisinde, "ulan nerden çıktı şimdi bu birincilik, Tayyip bizim de cibilliyetimizi şeyetmese bari" yollu, hafif sıkıntılı bir üzülsek-mi-sevinsek-mi tedirginliği yaşayanlar olabilir ama KİT'leri ezeli-düşman belleyen AKP iktidarına rağmen bir kamu limanının Avrupa şampiyonluğuna yükselmesi, pek çok açıdan anlamlıdır:

Galataport'çular, projede Barcelona limanının "örnek" alındığını -bir hava basma vesilesi olarak- bol bol vurgulamışlardı, oysa, World Travel Awards, Barcelona'yı ve Salıpazarı'nı aynı kategoride yarıştırıyor, Barcelona'nın daha üstte yazılması tamamen alfabetik-sıralamadan kaynaklanıyor. Binaenaleyh, Salıpazarı, onlarca dev limanı eleyerek son 12'ye kaldığı bir "turnuva"da, kafa kafaya yarıştığı 12 rakipten herhangi birini neden rol-model saysın yok eğer Barcelona'lılar, Salıpazarı'nı örnek almak isterlerse, ona hiç bir itirazımız olmaz elbet! (Kuşadası Limanı için de efsanevi Barcelona örneğinden çok bahsedilmiş ve sonunda, ortaya örnek niyetine bir AVM kepazeliği çıkıvermişti, biliyoruz. Zaten, Ofercilerin Barcelona takıntısı, limanın kendisinden ziyade, Barcelona sahiline gökdelen yüksekliğinde dikilmiş lüks AVM'lerden kaynaklanıyor yoksa, bir gemi limanının başka limanı "örnek" alması, bir acemi "değnekçi"nin tecrübeli meslektaşına "vay be, adam ne çok araba sığdırıyor şu daracık yere" diye imrenmesinden farksızdır. Alt tarafı ne ki, mevcut iskelelere maksimum sayıda deniz taşıtını parkettirmekten, gemilere sağ-yap-hoop-topla-gel türü direktifler vermekten söz ediyoruz.)

Ve en önemlisi, bir ülke-içi karşılaştırma imkanı da doğmaktadır: Mehmet Kutman'ın "mezbele gibi" diyerek aşağıladığı Salıpazarı'nın ölüsü/mezbele'si Avrupa'nın en iyileri arasına girerken, bana-verecekler-var-ya-cennete-çeviririm-burayı vaadiyle özelleştirilen port'larımız -mesela Kuşadası Port- ön elemeyi bile geçememektedir.

Kutman'ın maşallah dediği kaç gün yaşıyor bilemem, ama mezbele dediği canavar kesilmektedir.

Galataport, şimdi daha bir Galatamort olmaktadır.

-------------------------------------------------------------
(*) Mamafih, denizhaber.com'un manşet yaptığı şampiyonluk haberi biraz aceleye getirilmiş olabilir worldtravelawards.com'un "nominees 2009" sayfasında, Salıpazarı "Europe's Leading Cruise Port" ödülünün 12 adayından biri olarak görünüyor, "winners" sayfasında ise, kimin seçildiği hâlâ yazılmamış. Ama farketmez, kesin olan ve KİT'lerin "cibilliyet"i açısından önemli olan, "amatör" Salıpazarı'nın, Avrupa Top-12 Ligi'ne bir antrenman-maçı rahatlığında girebilmesidir.

Mustafa Adalı 'ın Son Yazıları