Mustafa Adalı
Eylül, Turizm'e Verilirken...
Yayın Tarihi: 07.05.2021 , 23:36 Güncelleme Tarihi: 07.05.2021 , 23:36
KENTİN SESİ - KUŞADASI yazıları
Öğrenciler artık birbirlerine -hâlâ dinliyorlarsa- Alpay'ın "Eylül'de Gel" şarkısıyla randevu veremeyecek.
Çünkü artık Eylül tatil.
Daha doğrusu artık Eylül turizmcilerin!
Hem İsrail, hem de Rusya kapıları kapanınca, krize boş yataklarıyla ve borç bataklarıyla yakalanan turizm tekelleri, Ankara'dan akıl almaz bir talepte bulunuyor: "Eylül'ü bize verin!" Turizm Bakanı'nın, "oha" yahut "çüş" nidalarından birisiyle, tercihan her ikisiyle yanıt vermesini beklersiniz değil mi, ama hayır, kısa süre sonra, "ulan bunlara istediklerini vermezsem, Turizm Bakanlığını Krizm Bakanlığına çevirirler" diye dehşete kapılan ve muhtemelen, "gene ucuz atlattık, mübarek Ramazan'ı da isteyebilirlerdi" diye teselli bulan bakan, "Normalde 8 Eylül'de açılacak olan okullarımız, 24 Eylül tarihinde açılacak ve Eylül ayı Türk turizmine kazandırılmış olacak" müjdesini veriyor. (*) Özelleştirilen kamu varlıkları kolleksiyonuna -"Ultra Fantastik Satışlar" kontenjanından- bir adet de takvim ayı ilave edilmiş bulunuyor.
Kendisi de bir siyasi "transfer" ürünü olan Kültür ve Turizm Bakanı, Kültür'den kırptıklarını Turizm'e transfer ediyor.
Ama hakkaten oha ve çüş yani sahilleri, ormanları, dağı taşı beton bloklara boğan bir aç gözlü güruhun balon yatırımları elde patladı diye, masum minik öğrencilere dönüp, "fazla ders sürmenaj ve kepek yapar, o yüzden eğitiminizi kıstık" denebilir mi? (Hükümet, "turizm için denebilir, hatta çiğ tavuk yenebilir" iddiasındadır.)
Olabilir mi bir avuç şımarık zengin çocuğunun lüks eğlence periyodu uzasın diye, tüm bir öğrenci kitlesinin eğitim hakkı daraltılabilir mi? (Hükümet, "turizm için daraltırız, gerekirse dünyanızı karartırız" demektedir.)
Kuşadası'nda ve diğer tatil yörelerinde bu kararla bayram (**) yapan naif kentli, turizme "kazandırılmış" ekstra zaman dilimlerinin, bizzat kendi çocuklarının eğitim sürecinden gaspedildiğini herhalde unutuyor. Okul açılışının Eylül sonuna ötelenmesi, eğitim gün sayısının ve dolayısıyla eğitim kalitesinin resmen tırtıklanması anlamına geliyor. Yoksul ailelerin "bari çocuğum kurtulsun" fantezisine dair -Milli Piyango'yu saymazsak- yegane umut kaynağı olan eğitim, makas yemiş bulunuyor.
Bir ayın turizme kazandırılması, o ayın eğitim alanından çalınmasıdır.
Eylül'ün hortumlanması, daha az Darwin, daha az matematik, daha az Nazım ve daha az felsefe tarihi, dolayısıyla daha fazla Recep İvedik ve çok daha fazla Recep Tayyip demektir.
Turizmci içinse, tatil, yalnızca ailelerin bol para harcama ihtimalidir.
Tatilin uzamasıyla, -sinekten yağ, öğrenciden tüketici çıkartan ve yaz aylarında azgınlaşan reklam kampanyalarının da etkisiyle- orta sınıf bütçelerinde tatil harcamalarının zirve yapacağı kesin ki, zaten bu krizde hangi parayla tatil yapacağını düşünüp duran ebeveynlere, şimdi bir de "tatil uzatılacak, uzaat!" fermanı, devlet eliyle ve "her gece maaile diskoya da gidilecek, giit!" dipnotuyla tebliğ edilmiş olmaktadır. (Hükümetin, tatil derken, milletin ööle uyuz uyuz ve beleş beleş evde pineklemesini değil, para saçıp eğlenmesini ve milli ekonomiyi bi güzel beslemesini kastettiği de unutulmamalıdır, ha!) Ayrıyeten, öğrencilere aşılanan, abartılmış ve süresi uzatılmış bir harcama tutkusu, Büyük Türk Gençliği'nin uluslararası İdeal-Junior-Tüketici Ligi'nde şampiyonluğa oynamasını sağlayabilecektir.
Ana fikri dolçe-vita olan turizm sektörü, gençler arasındaki eşitsizlikleri net biçimde yansıtan bir arena. Varsıl ve yoksul öğrenciler okulda -en azından kağıt üzerinde ve üniforma altında- nispeten "eşit" görüntü verir iken, tatilde resim değişiyor: Yazı evinde oturarak yahut bir işte çalışarak geçiren parasız öğrenci kitlesiyle, lüks otellerin, beach club ve night clubların kapısına ciplerini dayayan görgüsüz genç azınlık arasındaki asap bozucu karşıtlık, görme engellilerin bile gözüne batacak hale geliyor. Bu açıdan, Eylül'ün turistikleşmesi, eşitsizlik hissiyatının alabildiğine keskinleşmesi demek.
Dahası var, bu transferle, "eğitim o kadar da önemli değil canım" türünden tehlikeli bir ideolojik motifin de, özellikle toplumsal bilinç edinme serüveninin henüz başındaki küçük öğrencilerin düşünce dağarcığına kök salabileceğini göz önünde tutmak gerekiyor. Eğitim hakkından çaldığı paha biçilmez emek-zamanı tatil simsarlarına "verdim gitti" diyerek yediren bir zihniyetin, turizmi gençlerin gözünde eğitimden daha "yararlı" bir toplumsal faaliyet -adeta bir milli dava- mertebesine yükseltmesi, kamuoyunda zaten hayli yaygın olan "get len, ne okuyacan, esnaf olsana!" fikrini daha da güçlendirmesi mümkün.
Üstelik bu tuhaf uygulamanın mantıki sınırları da hayli belirsiz görünmektedir: Bugün Eylül ayını turizme "kazandıran"ların, umulan kâr performansına ulaşılırsa, önümüzdeki yıllarda Ekim ve Kasım aylarını da resmi bayram ilan etmesi ihtimal dahilindedir hatta, bu tilki kafasıyla, turizm sezonu 9 aya yakın süren Antalya benzeri sıcak beldelerde, öğrenciler 3 ay okuyup, 9 ay tatil yapabilecektir!
Halbuki, Eylül'de tüm kuzey yarımkürede okullar açıktır.
Zaten tam da okullar açıldığı için, sırf bu yüzden, Eylül, kuzey yarımkürede "zengin turist ayı"dır.
Turizmciler, çok gıcık kaptıkları "gariban" çocuklu turistlerden, Eylül'de okullar açılınca "kurtulur".
Eylül, çocuklu (okul masrafları nedeniyle, lüks tüketime pek para harcayamayan) turistlerin artık "kuru kalabalık" oluşturamadığı ve meydanı (tatil için okul kapanışını beklemek zorunda olmayan, ama harcama eğilimi çok daha yüksek olan) yaşlı-emekli turistlere terkettiği aydır. Bu yüzden, hiç bir tatil ülkesinde (güneşin en az Antalya'daki kadar acımasız kavurduğu İspanya'da bile) Eylül'de okul kapatma çakallığı -daha doğrusu, şapşallığı- gündeme gelmez! (Bilakis, "verimsiz" çocuklu turistlerin ayak altından çekilmesi ve daha "verimkâr" çocuksuz yaşlıların kalması için, yani okulların bir an önce açılması için, dua edilir.)
Turizm yörelerinde, bu arada Kuşadası'nda, tatilin uzamasıyla ağzı kulaklarına varan turist fetişistlerinin tekrar düşünmesinde yarar vardır çocuklarımızın eğitim sürecinden koca bir ayın çalınması, öğrencilerimize hakarettir.
Eylül diktatörlerine bile "hakaret"tir icabında: Hadi 73 Eylül'ünün Pinochet'si hayatta değil, peki Kenan Paşa uyuyor mu ortak medarı-iftiharları Eylül, netekim hortumlanmakta ve tatilden dönemeyen öğrencilerin 12. günü nasıl kutlayacağı muallakta kalmaktadır!
------------------------------------------------------------------
(*) Tatil'e ölümsüz ve umutsuz bir aşkla bağlanan (iğneden deli gibi korkmalarına rağmen, ucunda tatil var diye okuldaki aşı günlerini bile iple çeken) küçük öğrenciler, bakanın kendilerini düşünerek tatili uzattığını zannedebilirler, ancak, dikkatli okunursa, Ertuğrul Günay, Eylül'ün "tatil"e (öğrencilere yada velilere yada öğretmenlere) değil, "turizm"e verildiğini söylüyor. Talebin turizmcilerden geldiğini ekleyerek, Eylül'ün transferinde, dertlerinin tatilcileri değil, turizm şirketlerini ihya etmek olduğunu itiraf ediyor sevgili tüketiciler, pardon, sevgili öğrenciler iç turizm cirolarını derhal canlandırmaz ise, karar geri alınabilir yani, haberiniz ola! (www.haberturk.com/ekonomi/haber/130957-Turizmci-bastirdi-Eylul-ayi-tatile-katildi.aspx)
(**) Tatil uzatma bayramının üstüne, iki İngiliz savaş gemisinin de 13 Mart'ta Kuşadası Ofer Limanı'na geleceği haberi, bir tür bayram şekeri oluyor. Turist sevdasında asker-sivil ayrımı gözetmeyen yerel esnaf, İngiliz Cinayet -namıdiğer Kraliyet- Donanmasına ait HMS Ocean ve RFA Mounts Bay adlı gemilerin Irak işgaline (www.indymedia.ie/article/76968) katılmış olmalarıyla değil, bini aşkın askerin harcayacağı İngiliz Paundlarıyla ilgileniyor. ABD donanmasının hep Marmaris'i tercih etmesine çok bozulan dükkan sahipleri, hem Eylül ayını, hem de (orijinallerini değil ama) İngiliz çakma-conileri, ikisini birden "turizme kazandırma"nın iftiharıyla, krizin yarattığı moral bozukluğunu telafi etmiş görünüyor.