Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...
Mehmet Kuzulugil

Mehmet Kuzulugil

Şey

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 01:48 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 01:48

“SULTANAHMET'TE BİŞEY OLDU”

Yayın yasağı sonrası Ayşenur Aslan'ın Medya Mahallesi programında esprili KJ (altyazı) yayını

 

Gizli gündemleri var, ülkeyi şey rejimine geçirecekler deniliyordu. “Şey yapıyorlar, modern ve laik gibi görünüyorlar ama aslında çok şeyler.”

Sonra, ABD'nin Irak'ı şey etmesi sırasında şeycilerin şeyine oturdukları, komşu ülkelere düpedüz şey yapan şey güçlerin ordularının kendilerini geçirmeseler de silahlarını bizim şeylerimiz üzerinden Irak'a geçirmelerine izin vererek bölge halklarına şey ettikleri günleri yaşadık.

Tam bu sıralarda devletin elindeki dev sanayi işletmelerini, kent merkezlerindeki kamu arazilerini, enerji santrallerini, enerji dağıtım şebekelerini, rafinerileri, şeker fabrikalarını, madenleri, çimento fabrikalarını, tütün ve alkollü içki işletmelerini, tütün ve alkollü içki satış tekelini, bankaları falan topluca yerli ve yabancı şeylere şey etmeye başladılar. Şey edilen bazı işletmeler karşılığında devlet kasasına giren para o işletmelerin birkaç yıllık net karının altındaydı. İlk başlarda ülkenin yerleşik ve geleneksel büyük gruplarına şey ediyorlardı ve bu şeylerin kontrolü altındaki medya şeylerinden de bolca takdir ve tezahürat topluyorlardı. Sonra tabii bal tutan parmağını şey eder kuralının bir kurucu prensip olduğunu da hatırlayarak, bu tür şeyleri kendilerine yakın olan şeydeş şeylere de şey etmeye başladılar.

Eh, yalan yok, pardon şey yok, o zaman bunlara kimse bişey demedi.

Üstelik bu şey sırasında devletin elindeki kamu zenginlikleri görülmedik bir hız ve büyüklükle şey edilirken devletin kasasına da “bişeyler” giriyordu.

Devlet kasasındaki şeyler borç ödemelerine ve hükümete şey olan şeylerin kasalarına doğru akıtılırken memleket böyle istikrar görmemiş olmanın mutluluğunu yaşıyordu. Şimdilerde ah vah edenler, öyle ankormenleri şey edildiği, böyle yaparsanız ihalelerden size bişey düşmez şeyleri ile karşılaştıkları için falan değil... Derin ve yürekten, “bişey demediler.”

Sonra Ergenekon günleri geldi.

Şey CD'ler, şey yapılmış belgeler, polis tarafından şey edilip, belirlenmiş mekanlara şey edilmiş şey kanıtlar...

O sıralar pek güzel şey ettikleri cemaatin şeyleri ile birlikte kalın kafalarımıza iyice bir yerleştirdiler: Şeyle deyip, beyle deyip, halkın seçtiği hükümeti devirmeye niyet edenlere edilmedik şey kalmayacaktı.

Gizli gündemleri var, niyetleri ülkeyi şey etmek ama gizliyorlar falan denilirken, allahın bildiğini kuldan saklamamaya başladılar. Memleketi, halkı, muhalefeti artık ellerine kim geçerse bir güzel şey ettiler.

Koca ülkeyi şey ettik ama dünya küçük, başka ülkeleri de şey edelim diyerek yaptıklarını da biliyorsunuz. Tırlara doldurdukları şeyleri, hiç şey olmayan biçimlerde artık şeye dönmüş olan sınırlardan geçirerek Suriye'deki şeylere yolladılar.

Sonra ülke ısınmaya başladı. Liseliler şey etti. Tekel işçisinin şey etmesi bayağı bir dert oldu.

2013 Haziranı'nda yaşanan şeyler, şeyi bayağı şey etti. Hatta ilk günlerde apar topar Tunus'a şey edip birkaç gün sessiz kaldı. Sonra döndü ve şeyliğini gösterdi. Sokak ortasında polisin şey ettiği insanlar, onların aileleri kürsülerden şeye uğradı.

Sonra eski dostlar şey oldu. Ayakkabı kutularından çıkan şeyler, “kasadaki şeyleri şeyle”, “şeyden aldığınız şeyi şeylere dağıt” türü konuşmalarla dolu tapeler...

Ahali “hah şimdi bişeyler olacak” galiba diye nefesini tutup seyre daldı...

Yine bişey olmadı.

Sonrasında Hızır muamelesi gören sandıktan çıkan şeyden de yine bişey çıkmadı.

Ay...

Sonrasını uzun uzun anlattırmayın artık.

Uçak düştü, şey patladı, hendekler kazılınca şeyler kentlere girip evleri, okulları şey etti. Küçücük çocuklar, eli ayağı tutmayan ihtiyarlar bu sırada şey oldu.

Son olarak da biliyorsunuz, “Sultanahmet'te bi'şey patladı.”

“Yıllardır şeylerinde taşıdıkları şeyler onlara 'bizi sakın yarı yolda şey etme' mesajı vermiş olmalı” diyenler olduğu gibi, “geçmişte onlara gaz verip ortadoğunun eş şeyi havasına sokanların 'artık kendi kafana göre şey etme' mesajı verip sıkıştırmak için bunu yaptığını söyleyenler de var.

* * *

Bunca “şeyi” niye anlattım...

Gerici yobazların koca ülkeyi onca yıldan sonra bir “İslam Devleti” çuvalına sokmaya kalkarken emperyalizme ve büyük sermayeye yaranmak için yırtındığını, yağmada sınır tanımadıklarını, bir diktatör bozuntusunun sürekli dost ve düşman değiştirip kendisi bir yağma düzeni olan kapitalizmi fırtınalı denizlerde nasıl sürdüğünü, bunun nasıl bir dünya düzeninin parçası olduğunu hatırlatmak istedim.

Bu tablonun değişmesi için “bişey” yapmak değil, devrim yapmak gerekiyor.

Katilin, hırsızın, yobazın, yalancının ve zorbanın düzenine kafa tutarak başlayabiliriz.

Korkmayın, “bişey” olmaz.

Zaten olabilecek başka “bişey” kaldı mı?

Mehmet Kuzulugil 'ın Son Yazıları