İlhan Cihaner
Hangi hükümet?
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:56 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:56
İlhan Cihaner'in “Hangi hükümet?” başlıklı yazısı 15 Mayıs 2013 Çarşamba tarihli soL Gazetesi'nde yayımlanmıştır.
İlk görev yerim Reyhanlı.
Patlamaların olduğu yerlerden birisi, Belediye binasının yanı. Üç yıldan fazla görev yaptığım Adliye binasına 100-150 metre mesafede.
Yaşamını yitirenler arasında tanıdıklarım var. Bir daha burnumdan gitmeyecek kokularla, bir daha zihnimden silinmeyecek görüntülerle döndüm... Çok kişiselleştirmeyeceğim.
Patlamanın olduğu yere yürürken onlarca polis arasında tanıdığım bir yüz küfrederek bağırıyordu: “Başsağlığına bile gelemediler! Gelip hesap versinler!”
Sahi bir hükümet ya da bir bakan ne zaman sorumlu olur? Ne zaman hesap verir?
Patlamalarla ilgili okumadığım yazı, dinlemediğim yorum kalmadı.
Bakanların açıklamalarının kıymeti harbiyesi yok gözümde. Kendi yurttaşına komplo kuran, kurulan komploları kullanan bir devletin nesine güvenilir?
Hadi komplo davalarını bir tarafa bırakalım. Herkes için inandırıcı olmayabilir Ergenekoncuyum ya!
Sadece Roboski’yi hatırlayalım. Katliamın üzerinden tam 500 gün geçti. Devlet devasa aygıtıyla, meclisi, istihbaratı, emniyeti, genelkurmayı, özel yetkili savcıları, bilirkişileri... Tümü araştırdılar. Komisyonlar, idari/adli soruşturmalar...
Sonuç: Üstüne yattılar. Daha doğrusu “bir şeyi” bekliyorlar ama, neyi?
Geçmişinde bu kadar sabıka olan devlet, kalkmış bize inanın diyor, hükümetimizin yanında olun diyor.
İyi de bu sansür neyin nesi? Pardon sansüre haksızlık ettim! Psikolojik harp neyin nesi?
“Halkı Aydınlatma ve Propaganda Bakanlığı” adeta tüm medyanın yazıişlerine yerleşmiş. Tepkileri protestoları yayınlamak yasak ama, mahkemenin kararı kapsamındaki asıl yasaklanmış bilgileri, sekiz sütuna manşet vermek serbest. Entegre strateji bakanı hatta, TOKİ bakanı bile sorumluları açıkladı!
Birkaç manşet örneği:
“Bombalar Suriye’ den -Bugün”, “Bomba denizden geldi -Yeni Şafak”, “Saldırganlardan 3’ü Suriyeli bombalar Lazkiye’ den getirilmiş -Zaman”, “130 bin TL’ye 50 can -Habertürk”, “Suriye’ye kaçtılar”, “Bombalara Esad parası -Hürriyet”, “Bombalar Lazkiye’den -Sabah”
Haber detaylarında plakalardan güzergahlara, bombaların niteliğinden paralara kadar her türlü detay var. Eğer gerçekse -etkin bir soruşturma için- soruşturma aşamasında gizli kalması gereken her şey “istihbarat diliyle” verilmiş: İleri sürüldü! Öne sürüldü! Belirlendi! İddia edildi! Kaydedildi!
Hani “olay içeriğine ilişkin her türlü...bilgilerin (...) yayınlanmasının ve gösterilmesinin yasaklanmasına” karar verilmişti.
Daha önemlisi, alın haberleri inceleyin: Tek elden servis! Bunları AKP davalarında da görmüştük! En son ÇHD soruşturması ve “üniversite olaylarını çıkaran Suriyeli casuslar” haberinde gördük. (Sahi ne oldu o casuslar?)
Ama yasak olan haberler var:
“Hükümet istifa!”
“Nerede bu allahsız oğlu allahsız!”
Şimdi sorumuzu tekrar soralım:
Bir hükümet ya da bir bakan ne zaman sorumlu olur? Ne zaman hesap verir?
Bir an için hükümetin Reyhanlı patlamaları ile ilgili propaganda ettiği her şeyin gerçek olduğunu varsayalım. Peki, bu hükümetin sorumluluğunu ortadan kaldırır mı?
Anladık trilyonluk usulsüzlüklerle, derelere inşa ettiğiniz binalarda, yurttaşların boğulmasından sorumlu değilsiniz,
İş cinayetlerinden sorumlu değilsiniz,
Roboski katliamından, polisin uyguladığı şiddetten, tutuklu öğrencilerden,
Adaletsizlik dağıtan özel yetkili yargıdan, sansürden, çevre yağmasından,
Her an yeni bir batağa soktuğunuz dış politikadan, atanamayan meslek gruplarından, patlayan karşılıksız çek ve taahüdü ihlallerden de sorumlu değilsiniz!
Patlayan bombalardan, sınır güvenliğinden, alınan istihbaratlara rağmen önlem alınmamasından, patlamadan 4 gün sonra bile cesetlerin çıkarılmasından da mı sorumlu değilsiniz?
Tamam, sizden Japon ahlakı ya da istifa da beklemiyoruz. Ama hiç değilse, hangi hükümetin ve Başbaka’nın sorumlu olduğunu söyleyin!
Fıkradaki gibi vatandaş da bilsin hangi hükümeti eleştireceğini!
CHP demeyin inandırıcılığını yitirdi! (Gerçi hâlâ 90 yıldır CHP’yi iktidar sananlar yok değil!)