Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

İlhan Cihaner

Ah hukuk, 
vah hukuk!

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 01:01 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 01:01

Gezi/Haziran Direnişi sırasında göstericilere palayla saldıran şüphelinin yurda dönüp, çay kahve muhabbeti sonrası salıverildiği haberlerinin yayınlandığı gün, başka bir haber de yer aldı gazetelerde:

“Taksim Gezi Parkı eylemlerine destek verip İzmir’de gösterilere katıldıkları iddiasıyla tutuklanan 8 kişi hakkında, 17’şer yıl hapis istemiyle dava açıldı.”

Tutukluluk rejiminin adil ve hukuki işlediği bir ülkede “palalı saldırgan”ın tutuksuz yargılanması tabii ki tek başına eleştiri konusu yapılamaz. Esas olan tutuksuz yargılama olmalıdır. Ama deliller bir yana, yalnızca eylemlerin “ağırlığı” ve istenen ceza üzerinden gidecek olsak bile, her iki olaydaki çifte standart çok açık bir şekilde sırıtmaktadır. Öteden beri ceza hukukumuzda sıradan hale gelen çifte standartlı bu uygulamalardan daha önemlisi, her iki olaya gerekçe oluşturan kararların içeriği ve ruhu...

Hatırlayalım bir AKP milletvekili, palalı saldırıyı, “oradaki esnafın hukuk çerçevesinde yapmış olduğu bir eylem” olarak nitelendirmişti.

Başbakan, bakanlar, AKP’li milletvekilleri ve destek veren medya, sürekli bir “marjinal grup” nitelemesi yaptılar.

Gene aynı kişiler uluslararası medyanın olayları abartarak verdiğini söyleyerek “Gezi Direnişi’nin arkasında, CNN, BBC, Reuters gibi yayın kuruluşlarının olduğunu” ısrarla ifade ettiler.

Polis şiddetini meşru gösteren açıklamalar yaptılar.

Siyasi olarak bu iddialar dile getirilebilir. Hele, darbe girişiminden tutun, faiz lobisine kadar uçuk kaçık teorilerle tabanını konsolide etmek isteyen bir iktidar söz konusu ise, bunlar artık alıştığımız manipülasyonlardır diyebiliriz.

Ama iktidar tarafından dile getirilen bu ve benzeri “tezler” hiçbir delillendirme ihtiyacı olmadan iddianameye konu olabiliyorsa durum “başka” demektir.

İzmir Gezi İddianameleri işte böyle “metinler”. Adeta AKP’nin siyasi söylemlerinin “hukuka tercümesi”, “hukuk kılıfı giydirilmiş” hali.

İddianameye göre “eylemler bütün olarak değerlendirildiğinde(...) huzurun temini için güvenlik görevlilerinin müdahalesi kaçınılmaz”mış. 31 Mayıs sabahı tek kişilik çadırların içine gaz bombası atmak, 7-8 kişiyle karanlık köşelerde gencecik çocukları linç etmek, 1,5 metreden gaz bombası ile insanları kör etmek kaçınılmazmış.

Gene iddianame metnine göre “CNN, BBC, The Economist, El Cezire, Reuters gibi uluslararası basın kuruluşlarının, eylemleri abartarak ve çarpıtarak dünyaya servis ettikleri, Türkiye’de halk ayaklanması çıktığına dair oldukça taraflı ve yanlış haberlere yer verdikleri ve dezenformasyon yaptıkları izlenmiş”...

Hele bazı tanımlamalar var ki, Başbakan’a ver, genişletilmiş il başkanları toplantısında okusun!

“marjinal sol gruplarca sürdürülen protesto eylemleri”, “eylem yapmak için fırsat kollayan terör örgütleri”...

“Taraftar grupları tarafından kullanılan anarşist ibareli yazılamalar ile taraftar gruplarının eylem içerisinde aktif hale getirildiği, halkı isyana teşvik ettikleri
“Güvenlik güçleri ile vatandaşlarımız arasında güvensizlik ortamı sağlanarak, yapılan eylemleri halk ayaklanması gibi göstererek meşrulaştırma çabası içerisinde oldukları,

“Ülkemizi dünya kamuoyu önünde ekonomik, siyasi, kültürel açıdan zor duruma sokarak, istikrarsızlık, kargaşa ve yönetim zafiyeti oluşturmayı amaçladıkları anlaşılmaktadır.”

Terörizm ve “sol terör örgütleri, tarihçesi, kuruluşu” bölümünü okurken, iddianamenin ilerleyen bölümlerinde çoğu yirmili yaşlarda öğrenci olan tutukluların, Mahir Çayan’la, İbrahim Kaypakkaya’yla katıldıkları silahlı eylemleri okuyacağınızı zannediyorsunuz!

Tabii şu sıralar AKP kapatma davasının yeniden yargılanma tartışmalarında kullanılan “internetten alınma deliller” de bol miktarda var iddianamede. Bazı sitelerdeki eylem çağrılarının konulma mantığının, “böyle bir çağrı varsa, sen de sokağa çıkmışsan, o örgüt adına çıkmışsındır” olduğu anlaşılıyor.

Ne diyeyim ah hukuk, vah hukuk!

İlhan Cihaner 'ın Son Yazıları