İstanbul'da yurtlardan çıkartılan öğrenciler ortada kaldı

Dün sabah saatlerinde Ankara ve Konya'daki toplam altı KYK yurdunun ardından, İstanbul'da üç KYK yurdu umreden dönenlere uygulanacak karantina için boşaltıldı. Öğrencilere bu durum, yurtlarda yapılan anonslarla duyuruldu. Yurtlarını terk etmek zorunda kalan öğrenciler, soL'a konuştu.
Pazartesi, 16 Mart 2020 18:31

Dün sabah saatlerinde Ankara'da ve Konya'da bulunan altı Kredi Yurtlar Kurumu (KYK) yurdu, umreden dönenlere uygulanacak karantina için boşaltılmış, öğrenciler sokakta kalmıştı.

İstanbul'da bulunan Kanuni Sultan Süleyman Erkek Öğrenci Yurdu, Florya Beşyol Kız Öğrenci Yurdu ve Güngören FSM Erkek Öğrenci Yurdu umreden ve Avrupa'dan döneceklerin karantinası için boşaltıldı. Öğrencilerden yurdu boşaltmaları yapılan anonslarla istendi.

Akşam saatlerinde yapılan anonsların ardından, öğrencilerin yurdu terk etmeleri için yalnızca 7-8 saat bulunuyordu. 

YAŞADIKLARINI ANLATTILAR

Başakşehir'de bulunan ve 2800 kişilik kapasiteye sahip Kanuni Sultan Süleyman Erkek Öğrenci Yurdu öğrencisi Ali Mert yaşadıklarını şöyle anlattı: 

KSS ve diğer yurtlarda bulunan öğrencilere saçma bahanelerle evlerine dönmeleri söylendi. Evlerine dönemeyenlerin çeşitli yurtlara nakillerinin olacağını söylediler. Gece boyu o yurtlarda da hareketlilik oluştu. İnsanları karantinaya  hiç uygun olmayan KYK yurtlarına yerleştiriyorlar. Eşyalarınızı yatağın altına veya dolabınıza koyup gidin dediler.Tepki gösteren öğrencilere bu ''milli bir durum fedakarlık gösterin'' diyorlar. Madem milli durum bu ülkenin patronları malikanelerinin, sahip oldukları otellerin, tatil sitelerinin kapılarını açsın. Yoksul üniversite öğrencileri niye sokağa atılıyor?

Salgın gerçekten tüm halkı ilgilendiren bir halk sağlığı sorunu. Bu soruna karşı karantina merkezleri oluşturulması, gerektiğinde öğrenci yurtlarının boşaltılması elbette mümkün. Bu karar alınabilir. Ama bunu hiçbir plan yapmadan, öğrencilerin sağlığı düşünülmeden yapmak nereden çıktı? Son gece boşaltılacak yurtlardan başka barınma yeri yok mu memlekette? Ayrıca biz de bu ülkenin bir vatandaşı değil miyiz? Bizim sokağa atılmamak için ne yapmamız gerekiyor? Salgın olan bir ülkeye gidip dönersek mi vatandaş olacağız?

İstanbul Güngören bulunan ve 3240 kişilik Fatih Sultan Mehmet Erkek Öğrenci Yurdu öğrencisi Batuhan, yaşanan gelişmeleri şöyle değerlendirdi:

Daha önce de yurdun bazı blokları teknofest için olsun seçim zamanı polisler için olsun kapatılmış ve boşaltılan odalarda kalan öğrenciler boş buldukları herhangi bir odada kalmaya zorlanmıştı. Şimdi ise farklı yurtlara gönderiliyoruz. Eğer yer bulursak kalacağız, bulamazsak evlerimize dönmek zorundayız. Öğrenciler bunun için bilet parasını karşılayabiliyor mu diye düşünen kimse yok. Ayrıca dolaplarımızda eşyalarımız kaldı. Yurt yönetimi bunların güvenliğini nasıl sağlayacak ya da sağlayabilecek mi bilmiyoruz. Bazı arkadaşlarım, eğitime 3 hafta ara verilmesinden sonra bilet alıp hemen gitmişti. Yurdun karantina için kullanılacağını bilemeyecekleri için bilgisayarlarını dolaplarında bırakanlar olmuş. ''Bu eşyaların sağlam kalacağını garanti edebiliyor musunuz da bizi yurdumuzdan ediyorsunuz'' diye sormak istiyoruz ama yurt müdürü eşyalarınızı dolaba kilitleyin gidin diyor. Öğrencilerin bir yaz boyunca çalışarak alabildiği bilgisayarlarını konuşuyoruz.

Boşaltılan yurtlardan biri de Florya'da bulunan Beşyol Kız Öğrenci Yurdu. Apar topar yurttan ayrılmak zorunda kalan Betül de yaşadıklarını şöyle değerlendirdi:

İlk önce şunu söylemeliyim: İdarenin tutumu beni çok rahatsız etti. İçeri girdim bir sürü kız eşyalarını arabalara ya da taksilere yerleştiriyordu. Zaten kimsenin olaydan hoşnut olduğunu düşünmüyorum fakat sırf eşyalarını toplayabilmek için memleketinden dönen öğrenciler vardı. 
Müdiremize soru sormaya çalıştığımda, "Herkesin eşyaları bir bir poşetlenecek, hiç merak etmeyin. Kimseyi mağdur ettiğimiz yok gördüğünüz gibi sokağa da atmadık kimseyi" dedi. Bunları bastırarak söyledi. "Hadi twitter'a öyle yazıyorlarmış ya. En azından Ankara'dakiler gibi gecenin 3'ünde haberiniz olmadı. Kimseyi mağdur etmedik" dedi. Ben yurdun boşaltılmasından bir gün önce geç bir saatte haber verilmesini sorunca da "Bize de o saatte söylendi. Daha öncesinde bilgimiz yoktu" dedi. Yukarı çıktım eşyalarımı toplamak için. Yatak çarşaf toplanmış masamın ve komodinin üzerindeki her şey bazanın altına kaldırılmıştı. İç çamaşırından tutun tüm özel eşyalar, her şeyim çekmecelerde ve çalisma masaninin uzerindeki bölmede. Bunlara ulaşımı engellemek için yaptıkları tek şey bir kat koli bandı çekmek olmuş. Hatta işin komik tarafı bana gelene kadar koli bandı bitmiş olmalı ki son çalışma masası benim ve onda koli bandı bile yoktu. Bunlara ek olarak da bize ait tabak bardaklarımız da buzdolabının içine konulmuştu yalnızca. Bir kaç eşyamı bulamayıp oradaki bir temizlik işçisi ablaya sordum. İdarenin vaadinin aksine eşyalarımızın poşetlenmeyeceğini söyledi. Yani toplamaya gelenlerin eşyaları öylece kalacak. Hiç poşetlenmeyeceğine üzüleceğimi düşünmezdim, çünkü ulu orta kalmasından iyidir.