Erdoğan’ı AİHM'e şikayet eden Aydoğan, evrak için gittiği adliyede gözaltına alınışını anlattı

Gezi Direnişi'ne katılanlara ‘çapulcu, kemirgen, ayyaş’ gibi sözleri nedeniyle AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı AİHM’e şikayet eden Aydın Aydoğan, önceki gün AİHM’den istenilen bir mahkeme kararını almak üzere gittiği adliyede gözaltına alındı. Şikayet edilenin Erdoğan olduğunu gören savcılar Aydoğan’a istediği tebligatı yapmaya yanaşmadı, ısrarla bekleyen Aydoğan iki polis tarafından bir odaya götürülüp cep telefonu alınarak 'gözetim altına' alındı. Saatler sonra serbest bırakılıp istediği yazıyı alan Aydoğan yaşadıklarını soL’a anlattı.
soL - Burcu Günüşen
Cumartesi, 27 Temmuz 2019 07:20

Gezi Direnişi’nde polisin attığı gaz fişeğiyle ayağından yaralanan Aydın Aydoğan, önceki gün kendisine tebliğ edilmemiş bir mahkeme kararını istemek üzere gittiği adliyede saatlerce bekletildi, daha sonra iki polis tarafından bir odaya alındı ve cep telefonuna el konuldu. “Gözaltında mıyım” diye soran Aydoğan’a “Başsavcılık emriyle gözetim altında olduğu” söylendi. Aydoğan saatler süren bekleyişin ardından gece 10 buçuk civarında savcıdan istediği evrakı alarak serbest bırakıldı. 

Adliyede yaşadıklarını soL’a anlatan Aydoğan, Gezi Direnişine katılanlara yönelik AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “çapulcu, vandal, kemirgen” gibi sözleri nedeniyle dava açtığını ve iç hukuk yolları tükenince dosyayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşıdığını hatırlattı.

ADLİYE KORİDORLARINDA SAATLER

Aydoğan “Biz bunu AİHM’e götürdük, yalnız AİHM’den bize bir yazı geldi. ‘Bir karar var Sulh Ceza Hakimliğinin, bu size tebliğ edilmemiş’ denildi. Yani orada da bir usul var, hepsinin sıralı olması lazım, AİHM’de dosyalara böyle bakıyorlar. Ben de 10. Sulh Ceza Hakimliğinin kararının bana tebliğ edilmişse bir örneğini, edilmemişse de tebliğ edilmesini istemek için adliyeye gittim” dedi.

Aydoğan şöyle devam etti:

BÜRODAN BÜROYA GÖNDERİLDİ

“Önce savcılık ön büroya gittim, dediler ki ‘bunun esas karar bürosunda olması lazım, oraya çıkın’. Oraya gittim, ‘Bu özel soruşturma savcılığının, biz buna karışamıyoruz’ dediler. Özel soruşturma savcılığı kalemine gittik, onlar dedi ki ‘Biz bu dosyayı göremiyoruz bilgisayardan, bu dosya eski başsavcı vekili var Selamettin Celep, onun dosyası, biz bunu sistemde göremiyoruz’. ‘O zaman fiziki dosyayı getirin bir göreyim’ dedim. ‘Biz bir konuşalım yukarıyla ondan sonra’ dediler. Gittiler fısır fısır konuştular, ‘Aydın Bey’ dediler, ‘biraz bekleyin birazdan başsavcı vekilinin danışmanı gelecek’. Bir adam geldi, Musa Bey, dedi ki ‘Siz bunu niçin istiyorsunuz?’. ‘Dosyada ben tarafım’. Yani seni ne ilgilendirir? ‘Yok yani biz sorduk niçin istiyorsunuz’ filan… ‘Ben AİHM’e gittim bu dosya ile, AİHM’den karar geldi onun için istiyoruz’ dedim. ‘AİHM kararını görebilir miyim’ dedi, gösterdik. Neyse ‘Başsavcımız gelmeden biz bununla ilgili herhangi bir şey yapamayız, beklemeniz lazım’ dedi.

‘HİÇBİR SAVCI İMZA ATMIYOR, BİRİ NAMAZA BİRİ TUVALETE GİDİYOR’

‘Ben bekleyemem’ dedim, ‘diş randevum var, yani ben bunu çözmek istiyorum’. ‘Tamam’ dediler, ‘siz bir dilekçe yazın’. Dilekçemi yazdım, dosyada taraf olduğumu, AİHM’in kararına istinaden bu dosyadaki 10. Sulh Ceza Hakimliği'nin tebliğinin edilmişse bir örneğini, edilmemişse de tebliğ edilmesini istediğimi yazdım ve ‘Konunun hassasiyetine binaen, karşı tarafın AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan olmasından dolayı ivedilikle bu sorunumun giderilmesini istiyorum’ diye ekledim. Gittim, hiçbir savcı imza atmıyor, biri namaza gidiyor, biri tuvalete gidiyor, biri başka bir yere gidiyor. Hiçbiri kalmadı orada.

BAŞSAVCI EMRİYLE ‘GÖZETİM ALTINDA TUTMA’ KARARI

Bu sırada iki tane polis geldi kaleme, ‘başsavcımızın emri var gözetim altında tutulmanız gerek’ dediler. Tamam, dedim, bekliyoruz. 4 buçuğa kadar gelen olmadı, en sonunda ben gittim özel soruşturma savcısına. Özel soruşturma savcısı baktı, imza atamıyor, korkuyor, dedi ki ‘siz bir dakika kapıda bekleyin, ben sizi şimdi çağıracağım’. Bu sefer fiziki dosya gelmiş, dosyaya baktı. Aldı dosyayı yukarı çıktı, bir süre sonra geldi. Ben, dedi, herhangi bir şey yapamam başsavcımızın emri var ondan haber bekliyoruz. 'Yahu böyle bir şey olur mu, ben bir dosyada yazı istiyorum sadece'. 'Yok' dedi, 'bir şey yapamayız'.

ALTI SAAT BİR ODADA TUTULDU

Ondan sonra polisler dedi ki ‘Aydın Bey sizinle aşağı kadar gitmemiz lazım, sizi orada misafir edeceğiz’. Aşağı indirdiler, ta otoparkın orada bir odaya götürdüler, orada beni saat 4 buçuk 5’ten akşam 10 buçuğa kadar bırakmadılar. 10 buçukta en son çağırdılar beni. Özel soruşturma savcısı ‘bir not yazarak veririm’ dedi. ‘Kişinin dosyada taraf olması nedeniyle gereğinin yapılmasını istiyoruz’ diye bir yazı yazdı. O yazıyı da aldık. Yani bunları yaşadık...

GÖZALTI NE, GÖZETİM NE?

Telefonumu aldılar o sırada, siz [gazeteciler] aradınız, ulaşamadınız. 'Ben gözaltında mıyım' diye soruyorum, 'yok' diyorlar 'gözetim altındasınız'. Yahu gözetim ne, gözaltı ne?"

Aydoğan savcının sonunda “Aydın Bey kusura bakmayın böyle yapmamız lazım” dediğini belirtti.

“Gözetim altına” alınma gerekçesinin ne olduğunu sorduğumuzda “Ben tehlikeli adammışım, başsavcı öyle emretmiş, gözetim altında tutulsun. Yani sakıncalı bir insanmışım ben” dedi.

'HEPSİ İRADESİNİ SARAYA TESLİM ETTİĞİ İÇİN BİR ŞEY YAPAMIYORLAR'

Bu yaşadıklarında asıl önemli olanın adliyenin hali olduğunu vurgulayan Aydoğan “Hepsi iradesini saraya teslim ettiği için hiçbiri bir şey yapamıyor. Yani oradaki memur bir üst memura, bir üst memur danışmana, danışman… Yani böyle bir sirkülasyon. Hiçbirinin bir özgül ağırlığı yok” dedi.

'SAVCI VATANDAŞA BİR CEVAP VERMEK ZORUNDA VE TIKANIYORLAR'

İstediği mahkeme kararını “vermek zorunda oldukları için” verdiklerini dile getiren Aydoğan, asıl amacınsa vatandaşın bilgi edinme hakkı gibi kazanılmış hukuksal haklarını da elinden almak olduğunu söyledi. Aydoğan bu haklar mevcut olduğu sürece savcı da olsa vatandaşa bir cevap vermek zorunda olduğunu ve bu noktada tıkandıklarını vurguladı:

‘SAVCISINDAN VATANDAŞINA HERKESİ SARAYA KUL YAPMAK İSTİYORLAR’

“Bunlar savcısından tutun vatandaşına kadar herkesi saraya kul yapmak istiyorlar. Anayasa Mahkemesi Başkanı boşuna demedi, artık anayasal değişiklikler zorunlu hale geldi diye. İşte bunu diyorlar, yani kazanılmış hakların, vatandaşın kazandığı hukuksal, anayasal hakların hepsini elinden almak istiyorlar. Bilgi edinme hakkı, şu hakkı, bu hakkı hepsini elinden alacaklar. Çünkü savcı da olsa vatandaşa bir cevap vermek zorunda. Tıkanıyorlar. Bunları hep ortadan kaldırmak istiyorlar. Saraya kul olsun herkes, diyorlar. Biz de bunu kabul etmiyoruz. Etmeyeceğiz de. Mücadelemiz devam edecek ülkeye adalet gelene kadar.”