Dünden bugüne Newroz

Baharın çeşitlik vesileler ile kutsanmasıyla Newroz arasında kurulan bağın tarihi, kültürel olarak eskilere dayansa da siyasal olarak ifadesi yakın tarihimizi ilgilendiriyor.
Özkan Öztaş
Cumartesi, 21 Mart 2020 14:25

Newroz, Nevruz ya da Nuroz… Bir çok kültürde ve coğrafyada kutlaması yapılan bu kavramın tarihi çok eskilere dayanmaktadır. New-Nev ya da Nu kelimesi “yeni” anlamına gelirken roz-ruz-ya da roj kavramları “gün” anlamına gelir.

BAHARIN KUTSANMASI

Baharın kutsanması pek çok kültürde var olan bir ritüel. İnsanların bitkileri ve hayvanları evcilleştirmesinin hikayesi günümüzden yaklaşık 10 bin yıl öncesine kadar gidiyor. Yerleşik hayata geçiş ile ve gelişen tarım kültürü insanlık için avcı-toplayıcı dönem sonrasında ileri bir adımdı.

Özellikle son buzul çağının insanlık hafızasında ettiği yer ile birlikte ardından gelişen tarım toplulukları için bahar kavramı çok önemli bir anlam taşıdı. Uzun geçen kışın ardından insanların besin ihtiyacını giderecek olan bir dönem çeşitli ritüellerle sürekli kutlanmış, kutsanmıştır.

Sadece Ortadoğu’da değil, hemen hemen tüm yerküreye yayılmış tüm topluluklarda bahara hoş geldin diyen ya da veda eden etkinliklere, ritüellere rastlanır. İnsanlığın, uzun ve zorlu geçen kış günlerinin ardından toprağı yeniden işleyecek olmasından, kendileri ve evcilleştirdikleri canlılar için besin ihtiyaçlarını daha iyi karşılayacak olmasından daha kıymetli ne olabilirdi ki?

BAHARIN UYANIŞINDAN İNSANLIĞIN UYANIŞINA

Baharın çeşitlik vesileler ile kutsanmasıyla Newroz arasında kurulan bağın tarihi, kültürel olarak eskilere dayansa da siyasal olarak ifadesi yakın tarihimizi ilgilendiriyor. Mitolojik hikayesi kısaca, Kral Dehak’ın (bazı metinlerde Zuhak) yakalandığı hastalık sonucu, her gün iki gencin beyninin, kralın omuzundan çıkan yılanlara yedirilmesiyle tedavi edilmesini anlatır. İnsanlara kötülük eden Dehak’a karşı çocuklarını dağlarda saklayan insanlar bir sabah Demirci Kawa öncülüğünde isyan eder ve bu isyan sonucu özgürlüklerine kavuşurlar.

BİR KAHRAMANIN MESLEĞİ

Demir çağı, meta biriktirme açısından hızlı gelişim gösteren ve tarihte sınıfsal farklılıkların keskinleştiği ilksel dönemlerden biridir. Gelişen devlet aygıtı, sömürü ilişkilerinin derinleşmesinin hem sonucu hem aracı olarak karşımıza çıkarken aynı zamanda savaş teknolojisi de ileri bir evreye geçmiştir. Aynı zamanda krallardan bağımsız pazarların ve meydanların oluştuğu da bir dönemdir bu. Tunç devrinden farklı olarak ticaretle uğraşanların da krallara karşı silahlandığı bu dönemin özelliklerini yansıtır Newroz efsanesi. Kawa demircidir, krallara karşı silahlanır, kendisi zanaatkar olduğu için aynı zamanda soylulara karşı güç biriktirme olanaklarını temin ettiği bir alt metni fark edecektir Newroz mitini okuyanlar.

NEWROZ'UN SİYASALLAŞMASI VE BİR KİMLİĞİN İNŞASI

19. yüzyıl ile birlikte sermaye deviniminin bir ölçeği olarak ulus devletlerin tarih sahnesine çıkması aynı zamanda ulusal kimliklerin inşası için birçok argümanın da siyasallaştığı dönemdir. Hemen hemen her toplulukta görülen “ulusal kimliğin kurtuluşu” imgeleriyle donanmış efsaneler ya bu dönemde üretilmiş ya da geçmişteki örnekleri siyasallaştırılmıştır.

Kürtlerde de Newroz kültürü ve kavramının siyasallaşması biraz gecikmeli de olsa bu döneme rast gelir. Efsanenin içerdiği hikaye ve kavramlara İranlı yazar Firdevsi’nin Şehname’sinde (1010), Şeref Han'ın Şerefname'sinde (1597) ve Ahmedê Xanî’nin Mem û Zin (1692) eserinde rastlanmaktadır. Ancak herhangi bir tarih ya da ritüel açık bir şekilde ifade edilmez bu metinlerde.

Kimi seyyahların yazdığı notlarda ya da İngiliz diplomatların bölgedeki çalışmalarından Newroz’un muhtelif tarihlerde ve farklı biçimlerde kutlandığı görülür. 21 Mart tarihi de geçer bunlar arasında, 23 Nisan da 31 Ağustos da. Hepsinin kurgusu aynı ihtiyaçtan doğar, ya hoş geldin dedikleri ya da harman zamanı bereket olsun dedikleri bir bahar ritüeli.

Konuya dair ilk tartışmalar Kürt milliyetçiliğinin bir siyasal hareket olarak ilk adımlarını attığı döneme de denk gelir. 1918 yılında İstanbul’daki Kürt aydınları tarafından yayınlanan Jîn dergisinde Memduh Selim, Newroz için bir yazı kaleme alır. Burada Kürtlerin ulusal birliği ve kimliğinin inşası açısından böylesi bir bayramın öneminden söz edilir ve 21 Mart önerilir kutlamak için. İlerleyen yıllarda bundan farklı olarak Kürt aydınlarından Celadet Ali Bedirhan 23 Nisan’ı önerir Hawar dergisinde. İhsan Nuri Paşa ise yazdığı makalesinde konuyu daha da ileri bir boyuta taşır, Dehak’ı ve isyanı M.Ö 612 yılında Asur Devleti’nin çöküşüne denk gelen yılla işaretler ve bir çeşit “resmi tarih yazımına” girişir.

ANTİ-EMPERYALİST KAWA, ZALİM DEHAK, POLİTİK NEWROZ

1960’lı yıllarla birlikte dünyada etkisini arttıran sınıf hareketleri Ortadoğu’yu da belirler. Türkiye’de, Kürt köylerinden kent merkezlerine giden öğrenciler Marksist-Leninist siyasal gruplarla tanışırlar ve sınıfın uyanışı ile kendi halklarının kurtuluşu arasındaki bağları tarif etmeye, kurmaya çalışırlar. Bu dönemler Newroz’un ilk kez folklorik içeriği dışında siyasallaşarak kutlandığı dönemlerdir. 1950 yılında politik olarak ilk Newroz Irak’ta kutlanırken Türkiye’de 1970’li yıllara denk gelir bu tarih. Kimi toplantı salonlarında ve etkinliklerde bir araya gelen politik gençler kültürel tarihlerini siyasal açıdan yeniden okumaya çalışırlar.

Bu aynı zamanda, Türkiye işçi sınıfı mücadelesinde, dönemin fabrikalaşma ve kentleşme oranının daha az olduğu Kürt kentlerindeki sınıf vurgusunun alternatifi olarak etnik, kültürel bir devimi de yarattığı için 1 Mayıs dışında bir siyasal etki alanı daha yaratır.

Siyasal dergilerde Kawa emperyalizme karşı direnen bir kahraman olarak tarif edilirken Dehak ise sermaye sınıfı adına ülkeleri yöneten liderlerle eşitlenir olmuştur.

O yıllardan günümüzde Newroz kelimesi, Kürt kültürü ve siyasetinde yer yer müzakerenin kürsüsü yer yer sermaye ile temasların beyan alanı olarak tarif edilse de, politikleşmiş Kawa ve Dehak figürleri halkın nezdinde çok sevildi ve yer etti. Bugün, zalimlerin dünyasında hala bir boşluğu tarif etmektedir demir işçisi Kawa ve görevini hatırlatmaktadır.