Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Anneleri öldürülen çocuklar nereye gider?

Koruyucu anne N. D., kızı Ayşe’nin öldürülen annesi için savcıyla görüştüklerini ve ona 'su testisi suyolunda kırılır' şeklinde bir iddianame yazmaması için yalvardıklarını anlatıyor: 'Bize öldürenin aldığı cezanın olabilecek en yüksek ceza olduğu söylendi. Sanırım savcı bu görüşmelerden etkilendi, iddianamenin özenle seçilmiş dilinden anladık bunu.'

Hatice İkinci

Yayın Tarihi: 03.09.2019 , 09:05 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

soL'un notu: Dün "İki bölüm halinde yayımlayacağımız 'yeni sezonun ilk röportajı' yarın yayımlanacak ikinci bölümle tamamlanacak." diye duyurmuştuk. Okurlarımızdan gelen önerileri de dikkate alarak diziyi üç bölümde yayımlamaya karar verdik. Haber röportajımız yarın yayımlanacak üçüncü bölümle tamamlanacak.

 

Hatırlatma: 

Henüz iki yaşındayken annesine, ablasına ve kendisine ağır şiddet uygulanan ve üzerlerine kilitlenen kapının arkasında günlerce aç bırakılan Ayşe’nin hikayesi, komşularının Çocuk Esirgeme Kurumu’na yaptığı ihbarla başlıyor. Kurum tarafından korumaya alınan çocuklar, bir süre sonra koruyucu ailelere veriliyor. Kırklı yaşlarında, meslek sahibi, ayaklarının üzerinde durabilen ve çocuk yapmak yerine koruyucu anne olmayı seçen N.D. ile Ayşe’nin yolları da böyle birleşiyor.

Ayşe’nin biyolojik annesi geçtiğimiz yıl, erkek arkadaşı tarafından dövülerek öldürüldü. N.D. büyük bir velayet savaşının tam ortasında olduğu ve Ayşe’yi tüm bu olanlardan uzak tutmak istediği için, yaptığımız röportajda N.D ve Ayşe’nin gerçek isimlerini ve fotoğraflarını kullanmayacağız.

Koruyucu anne N.D.:

Tüm bunları yaşarken hiç pişmanlık duydunuz mu “biz ne yaptık” diye?

Duymadık, ancak bu kadar travma yaşadığını ve krizler geçirdiğini bilmiyorduk başlarda. Keşke bilseydik ve buna hazırlıklı olsaydık.

Evinize geldikten bir süre sonra Ayşe biyolojik anneyle de görüşmeye başladı, nasıl açıkladınız bu durumu?

Üç ayda bir falan görüşüyorlardı. İlk başlarda annesiyle görüşmeyi istemiyordu, ben o konuda da yardım aldım. Ne kadar şanslısın diyorduk sürekli. Senin iki tane annen var, ikisi de seni çok seviyor. Zamanla artık severek gitmeye başladı. O karnından doğuran anneydi, ben kalbinden doğuran; bakıp koruyan anne, böyle açıklamıştık ona.

“SESSİZ YAŞLAR EŞLİĞİNDE BİR DAHA ONU GÖREMEYECEĞİM Mİ’ DEDİ”

Annesinin öldüğünü nasıl söylediniz?

Uzmanlardan yardım aldık. Okulların tatil olmasını bekledik. Arkadaşlarımızla toplandık ve her ayrıntısını düşünerek bir söyleme programı yaptık. Sonuçta ben söyledim. Hayatımın en zor zamanlarından biriydi… Çok üzüldü, gözlerinden akan sessiz yaşlar eşliğinde “bir daha onu göremeyeceğim mi” dedi. Neden öldüğünü söylemedik tabi. Sordu ve biz bu konuda yalan söyledik ona.

“MERAK ETMEMESİNİ ONA İYİ BAKTIĞIMIZI” SÖYLEMİŞTİM

Anneyle tanış mıydınız?

Kurumun kapısında karşılaşmıştık, “merak etmemesini ona iyi baktığımızı” söylemiştim.

Anne öldürüldükten sonra davasını takip edebildiniz mi?

Tabi, ama uzaktan takip ettik. Kızımızın ve kendimizin güvenliği için tanınmamamız gerekiyordu. Bir arkadaşımız duruşmaları izleyici olarak takip etti. Biz ilgilenen kimse olmadığını görüp bir avukat tutmanın yollarını ararken, sanık cezalandırıldı. Bize öldürenin aldığı cezanın olabilecek en yüksek ceza olduğu söylenince, avukat tutmaktan vazgeçtik. Ancak, öncesinde gidip savcıyla görüştük. Ayşe’nin ileride bu dosyaları görebileceğini anlattık ve ona “su testisi suyolunda kırılır” şeklinde bir iddianame yazmaması için yalvardık. Sanırım savcı bu görüşmelerden etkilendi, iddianamenin özenle seçilmiş dilinden anladık bunu.

Ayşe’nin annesinin bir erkek tarafından dövülerek öldürüldüğünü öğrenmesini en azından belli bir süre için istemiyorsunuz. Ayşe’yi annesi hakkında basında çıkan haberlerden korumak için neler yaptınız ve yapacaksınız?

Öncesinde haberlerin kaldırılması için savcıya, hakimlere gittik. Çocukların annenin ölüm şekline ulaşması için çok yol var. İnternette çok rahat her türlü bilgiye ulaşabiliyorlar ve gün gelecek bunları araştıracaklar. Bu yüzden İnternetteki haberleri kaldırtmak için uğraş verdik. Haberlerde adrese varıncaya kadar tüm ayrıntılar yer alıyordu. Bir çocuk bunları kaldıramaz. Bu bilgi bir yetişkin için bile büyük bir travmadır. Biz bile öğrendiğimizde günlerce ağladık.

Kaç yaşına kadar Ayşe’nin öğrenmesini istemiyorsunuz?

Mesela ergenlikte öğrenmemeli. Uzmanlar, kaldıramayacağını, en azından ergenlik sürecini atlatması gerektiğini söylüyorlar.

Bunu açıklayacağınız konuşma sizi şimdiden kaygılandırıyor mu?

Kaygılandırmaz olur mu? Biz günlerce ‘ya öğrenirse’ diye uyuyamadık. Umarım biz uzun yıllar yaşarız da erken öğrenmesini engelleyebiliriz. Bir gün kendisinin de çocukları olur. O zaman öğrenirse, belki daha rahat atlatır, diye düşünüyoruz. Ama bence reşit olduktan sonra kendisi araştıracaktır. Gerçeği öğrendiğinde, bizi ‘siz bunu biliyordunuz, neden söylemediniz’ diye suçlayacak belki, ama yapacak bir şey yok. Bir çocuğun kaldırabileceği bir şey değil bu.

“SANA SÖZ VERİYORUZ; AİLENİZİN KADINLARININ YAZGISI KIZIMIZLA DEĞİŞECEK”

Ayşe’yi nasıl yetiştirmeyi düşünüyorsun? Nasıl bir kadın olmasını istiyorsunuz mesela?

Ayşe’nin annesinin mezarını ziyarete gittik ve ona söz verdik biz. Ona: “Sana söz veriyoruz; kızımızı namusu kadının iki bacağı arasında gören adamlardan ve kadınlardan koruyacağız, dedik. Sana söz veriyoruz; kızımız seni hep güzel ve tertemiz anacak, dedik. Sana söz veriyoruz; ailenizin kadınlarının yazgısı kızımızla değişecek, O, okuyacak kendi ayaklarının üstünde duracak ve bir erkeğin kölesi ya da malı olmayacak” diye söz verdik. Verdiğimiz sözleri tutabiliriz umarım. Kızımız, kendi ayaklarının üzerinde durabilen mutlu bir kadın olur umarım.

Devam edecek...

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.