Rüzgara göre hukukçuluk: Metin Feyzioğlu

Salı günü görülen Gezi Davası’nın ardından ‘Devam eden bir süreç olduğu için bu konuda konuşmaktan imtina ediyorum’ sözleriyle yorum yapmaktan kaçınan TBB Başkanı Metin Feyzioğlu, 2013 Haziran Direnişi sırasında gözaltına alınanların avukatlığını yapmıştı.
soL - Haber Merkezi
Perşembe, 20 Şubat 2020 19:25

Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Metin Feyzioğlu Salı günü Gezi Davası’nda yargılananların beraat etmesinin ardından bir gazetecinin mahkeme kararına ilişkin sorusu üzerine, “Süreç devam ediyor, istinaf var. Bunu da bekleyelim. Ondan sonra değerlendirelim. Devam eden bir süreç olduğu için bu konuda konuşmaktan imtina ediyorum. Gerekçeli kararı da henüz görmedim. Onu da görmek istiyorum. Osman Kavala’nın başka bir suçtan gözaltına alındığını biliyorum. Beraat eden kişinin beraat ettiği davadan tutuklanmasını doğru bulmadığımı daha önce anlattım. Ancak burada başka bir suçtan gözaltı işlemi yapıldığına dair bilgi var. Konunun ayrıntısına hâkim değiliz. Gezi davasıyla ilgili süreç devam ettiği için konuşma gereği görmüyorum ve doğru da bulmuyorum” yorumunda bulunmuştu.

Feyzioğlu’nun, Haziran Direnişi’nin yargılanmaya çalışıldığı mahkemeye dair yorum yapmaktan kaçınmasıysa akıllara TBB Başkanı’nın 2013’teki tutumunu getirdi. Haziran Direnişi’ni takip eden süreçte Ankara’da düzenlenen bir polis operasyonu ardından THKP-C Devrimci Yol Devrimci Gençlik, DHKP-C, MLKP, TKP-ML ve TKEP-L vb örgütlere üye oldukları iddiası ile gözaltına alınan çok sayıda yurttaşın “örgüt üyeliği, propagandası, görevi yaptırmamak için direnme ve kamu malına zarar verme” suçlaması ile tutuklanmasının talep edilmesi üzerine direnişçilerin avukatlığını Metin Feyzioğlu üstlenmişti.

TBB Başkanı Metin Feyzioğlu taş atmakla suçlanan müvekkillerini savunurken taş atmanın meşru müdafaa olduğunu belirtmiş ve “Bu ortam içerisinde AİHM yerleşik içtihatlarına göre asla güç kullanılarak müdahale edilmemesi gereken olayların şiddet anlamına gelecek gaz fişekleri ile bastırılmaya çalışılması insanlarda kaçınılmaz olarak meşru savunma refleksini geliştirmiştir çünkü bu insanı bir reflekstir.” diyerek müvekkillerini savunmuştu.

Feyzioğlu'nun 27 Haziran 2013’te TMK’nın 10. maddesi ile görevli Ankara 1 No’lu hakimliğinin 2013/14 sayılı sorgu zaptında yaptığı konuşma şöyleydi:

"Bu süreçte toplumsal hareket dışında kolluk kuvvetleri tarafından, biber gazının aşırı kullanımı söz konusudur. Bunu İçişleri Bakanlığı'da kabul etmiştir. Ve nasıl kullanacağına dair genelge yayınladı. Kolluk kuvvetlerinin biber gazını farklı şekilde kullandığını bakanlıkta kabul etmiş durumdadır. Burada soruşturulan arkadaşlar ve Ankaralılar öldürücü bir silaha maruz kalmış durumdayız.

Öte yandan gaz fişeği çekirdeklerinin, kişiler hedef alınarak ateşlendiği de sabittir, sonuçta beş ölü, iki beyin ölümü, 10 göz kaybı sadece Ankara'da bizim bildiğimiz ateşlenmiş iki olayda testis kaybı, yüzlerce ayak bacak yaralanması vardır. Bunlar trajik sonuçlardır.

Ankara Barosu binası saldırıya uğramıştır. CMK hizmeti vermeye çalışan binlerce avukat dışarı çıkamaz hale geldi. Resmi araçlara gaz bombası yağdı.

Ben Ankara emniyet müdürünü aradım. Emniyet müdür yardımcısına ulaştım. Bizzat binayı hedef almamalarını rica ettik. Bunların hepsinin kaydı elimizdedir. Hakkında suç duyurusunda da bulunduk. Bu arkadaşlar da buradan geldi.

AİHM kararına göre, polisin güç kullanarak dağıtma yetkisi yoktur. Barışçıl bir eylemi önce dağılın uyarı yapıp, sonra dağılmama durumunda güç kullanılması en hafifinden görevi kötüye kullanma suçudur. Ötesi elbette yaralama sonrası adam öldürme, insan öldürme.

Ankara'da o günlerde nefes almanın ön şartı ise bez parçası ve ameliyat maskesi ile ağız ve burnumuzu kapatmaktır. Bu ortam içerisinde AİHM yerleşik içtihatlarına göre asla güç kullanılarak müdahale edilmemesi gereken olayların şiddet anlamına gelecek gaz fişekleriyle bastırılmaya çalışılması insanlarda kaçınılmaz olarak meşru savunma refleksini geliştirmiştir. Çünkü bu insanı bir reflekstir. Fotoğrafı arkadaşlar görmüştür. O taş benim elimde diyen olmadı. Velev ki  o fotoğraftaki bu arkadaşlarımızdan biri olsun, ağır gaz saldırısı altında ele taş alma insanı davranışı ceza kanununda hangi subut verir? Arkadaşlardan biri istesem de taşı atarken yetiştiremezdim dedi. Taş atılıp bir kişinin yaralandığını gösteren bir fotoğraf yoktur.

Ankara'da benim bildiğim kadarıyla 10 bin civarında polis vardır. Kızılay meydanında toplanan kişi sayısı 500 bindir. Bunlardan biri eline taş alsaydı, taş üstünde taş kalmazdı. Burada yasal bir eylem yapıldı. Bir şiddet varsa, tazyikli su, cop ve gaz bombasıdır. Bir buçuk veya iki milyon kişinin meydana çıktığı bir toplumsal olayda çağrının şiddet olması halinde taş üstünde taş kalmazdı. Ve bu kişiler şiddet uygulasaydı, çok vahim duygular ortaya çıkarırdı. bu eylem demokratik bir eylemdir. Web sitesi üzerinden yapılan çağrılar suç teşkil etmemiştir. Ve o çağrılar hep yapılmıştır. Bazı dergilerden söz ediliyor. Yeni yapılan düzenleme ile yayın yasağı kaldırıldı.

Sonuçta insanların ev ve iş yerlerinde hangi dergi bulunursa bulunsun. Bunlar suç teşkil etmez.

Burada bir terör örgütlenmesi olmadığı açıktır. AİHS uygulanırsa herhangi bir sıkıntı doğmadan herkes eve gider. Burada şiddet uyguladıklarını dair somut delil yoktur. Şüphelilerin serbest bırakılmasını talep ediyorum."

HAKİM 'FETÖ’DEN TUTUKLANDI

Duruşma sonunda Hâkim Abdullah Bahçeci direniş sırasında gözaltına alınan pek çok yurttaş hakkında tutuklama kararı verirken 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin ardından “FETÖ” üyeliği kapsamında ihraç edildi, tutuklandı ve Kozmik Oda Davası’nda yargılandı.

ERDOĞAN TOPLANTIYI TERK ETMİŞTİ: BÖYLE EDEPSİZLİK OLMAZ Kİ

10 Mayıs 2014 tarihinde Danıştay'ın 146. kuruluş yıldönümünde TBB Başkanı Metin Feyzioğlu'nun yaptığı uzun ve "eleştirel" konuşmaya dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan tepki göstermiş ve salonu terk etmişti. Feyzioğlu'nun konuşmasını ''Yanlış konuşuyorsun'' diyerek oturduğu yerden bölen Başbakan Erdoğan'a Barolar Birliği Başkanı da ''Neyi yanlış konuşuyorum sayın Başbakan'ım?'' diye sormuştu. Bunun üzerine dönemin Başbakanı Erdoğan da ''Böyle bir edepsizlik olmaz ki'' demişti. Bunun üzerine Feyzioğlu, kürsüden ''Ben edepsizlik yapmadım, kimseye de edepsizlik yapıyorsun demeyi kendime yakıştırmam. Çok yapıcı bir konuşmaydı” yanıtını vermişti. Bu tartışmanın ardından adli yıl açılış töreni yasayla kaldırılmıştı.

‘O SARAYLAR BİR GÜN BAŞLARINA ÇÖKECEK’ DİYEN FEYZİOĞLU

Feyzioğlu 2015’te yaptığı bir konuşmada “Hukukun üstün olmadığı bir düzende hiçbir vatandaşımızın hukuki güvenliği olamaz. Ülkede iş ve yatırım yapmak isteyen kimsenin güvencesinden söz edilemez. Böyle bir düzende liyakat sistemi de çöker. Liyakat sisteminin çöktüğü yerde tam bir tefessüh başlar. Liyakatin yerini iktidarda olanların yakınlarının, layık olmasalar bile istedikleri makama, göreve getirildikleri keyfi bir düzen alır. İçeride geçici seçim zaferleri uğruna halk birbirine karşı düşmanlaştırılır. Halkın gücünden korkanlar iktidarlarını sürdürmek için halkı birbirine düşman etmek zorundadırlar” demişti.

2015-2016 adli yıl açılış programında TBB Başkanı konuşan sıfatıyla konuşan Feyzioğlu, "Adalet mülkün temelidir. Adalet sistemini çökertenler ne kadar ihtişamlı saraylarda, binalarda otururlarsa otursunlar göreceksiniz o sarayları ve o binaları bir gün başlarına çökecek” sözlerini kullanmıştı.

FEYZİOĞLU DÖNÜYOR: YIKILACAK DEDİĞİ SARAYDA KONUŞTU

2016 yılına gelindiğindeyse 15 Temmuz Darbe Girişimi’nden sadece bir ay sonra AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Saray'da Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu ve beraberindeki heyeti kabul etti. Feyzioğlu, görüşme sonrası düzenlenen basın toplantısında Erdoğan için “canlı yayına çıkmasıyla yüreğimiz ferahlamıştı” sözlerini kullanmıştı.

Feyzioğlu’nun yeni kimliği de bu konuşmadan sonra şekillenmeye başladı.

2017 yılında Feyzioğlu açlık grevindeki akademisyenler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça'ya ilişkin AKP'lileri aratmayan bir çıkışta bulundu. TBB Başkanı RS FM’de yaptığı konuşmada Nuriye Gülmen ve Semih Özakça'nın açlık grevine ilişkin, "Açlık grevi yapan kişi, bilincini kaybettiğinde, devletin ona ölmemesini sağlamak için müdahale etme yükümlülüğü var" demiş ve "Nuriye ile Semih'i evlat edinecek bir sempati içinde olmamı kimse benden beklemesin" diye eklemişti.

GEZİ AVUKATLIĞINDAN KATİL AVUKATLIĞINA

Malatya’nın Pütürge ilçesinde 31 Mart yerel seçimlerinde oy verme işlemi sırasında Saadet Partili 2 kişiyi öldüren, 1 kişiyi de yaralayan AKP’li sanıkların avukatlığını TBB Başkanı Metin Feyzioğlu üstlenmişti.

FEYZİOĞLU SAVAŞA GİRİYOR: DEVLET SİVİLLERİ KORUMAK ZORUNDA DEĞİLDİR

Feyzioğlu 2019 yılında Suriye’nin kuzeyine yönelik "Barış Pınarı Harekatı"nın başlamasıyla beraber AKP’nin harekatına destek için Suriye sınırında görüntüler vermişti. Feyzioğlu o dönem AKP’ye dış politikada da destek çıkarak Arap Birliği’nin harekata tepkisine ilişkin, “Artık ‘Ey Arap Birliği’ demenin zamanı geldi” demişti.

Ancak harekatın başlamasıyla birlikte en ilginç çıkışı ilerleyen günlerde yapan Feyzioğlu, CNN Türk’te Hakan Çelik’e yaptığı konuşmasında “Eğer silahlı güçler sivilleri kalkan yapıyorsa saldırıya uğrayan devlet sivilleri korumak zorunda değildir” dedi. Feyzioğlu bu sözlerini “Uluslararası hukukun bu çatışmaları düzenleyen maddelerine” dayandırdı.