Mezopotamya'nın Sessiz Halkı: Domlar

Özkan Öztaş, Kürt illerinde yaşayan Domları yazdı. Savaşlar ve maddi nedenlerle yüz yıllar önce Hindistan'dan dünyanın dört bir yanına göç eden Domlar Irak, İran, Suriye ve Türkiye'de yaygınlık gösteren etnik bir grup.
Özkan Öztaş
Pazar, 17 Kasım 2019 11:07

Savaşlar ve maddi nedenlerle yüz yıllar önce Hindistan'dan dünyanın dört bir yanına göç eden Domlar Irak, İran, Suriye ve Türkiye'de yaygınlık gösteren etnik bir grup. Çoğunlukla Kürtçe de konuştukları için Kürtlerle karıştırılıyorlar ancak Domlar ayrı bir kültürel topluluk aslında. Domca konuşuyorlar, aşiret ve akrabalık ilişkilerinde farklılıklar yer alıyor. 

Geçmişte önemli bir çoğunluğu kimliksiz yaşayan Domlar eğitim, sağlık ve başka pek çok sosyal haktan mahrum kaldılar uzunca bir dönem. Bugün hala okula gidemeyen ve kimliği olmayan Domlar var.

Ortadoğu'nun kendine has bir Roman topluluğu olarak tarif edilen Domlar, Mardin dolaylarında çaldıkları Mardin kemençesi, Diyarbakır'da ise daha çok def ve zurna ile sanatlarını icra ediyorlar.

Tabi en çok da düğünlerde görev düşüyordu Domlara. "On gün çalışır bir delilo para kazanırız" cümlesiyle özetliyor mevzuyu Mehmet Demir. Kendisi aynı zamandan Dom Derneği'nin başkanı. "Diyarbakır merkezde yaşayan en az on beş bin Dom var" diyor Demir. "Kimse bize iş vermiyor" diye ekliyor. İşsiz kalan ya da iş bulamayan gençlerin dışlandıkları için uyuşturucu batağına ve hırsızlığa mecbur bırakıldığı ama aynı zamanda bu nedenlerden ötürü de dışlandıkları bir kısır döngüyü tarif ediyor.
Oğlu Muhsin, Diyarbakır'da Domlar arasında üniversite okuyan tek kişi. İstanbul Teknik Üniversitesi Konservatuvar bölümü mezunu. Uzunca bir süre konservatuvar mezunu olarak düğünlerde davul çaldıktan sonra Diyarbakır Halk Eğitim Merkezi'nde verilen müzik ve halk oyunları kurslarında iş bulabilmiş nihayetine.

Pek çok Dom genci işsiz, "kimse iş vermiyor bize, elalem Kürtlere düşman Kürtler de bize, ne yapacağımızı şaşırmışız" diye devam ediyor Mehmet Demir.

Örgütlenip açtıkları dernek ise esasında bir dönemin ürünü. AKP'nin Roman açılımı sırasında epey kapıları çalınan, dertleri dinlenen Domlar o dönem bir dernek kurmaya karar veriyorlar. Ancak bugün Roman Açılımı gündemden düşünce ne kapılarını çalan kalmış geriye ne de dertlerini soran. Mehmet Demir "elalem dernek kurarak zengin olmuş, bizim ne dayımız var ne derneğimizin direği, kimse sahip çıkmayınca derneğin adresini evin adresi yaptım, tüm masrafları üzerimizde ama ne yapalım bir şekilde sesimizi duyurmaya çalışıyoruz" diyor.

"Bu topraklarda yoktuk eskiden, ne bağımız vardı ne toprağımız, buralarda fabrika da yok düğünlerde çalmak dışında bir iş kalmamış bize. Bugün de millet düğünlere orkestralar getiriyor, bize de ihtiyaç kalmıyor, mahallenin çoğu milletin sadakasına muhtaç hale gelmiş. İŞKUR gibi kurumlardan da sonuç alamıyoruz." diyor Demir.

Bugün cezaevlerinin yarısını Domların doldurduğunu ifade eden Mehmet Demir, "Domların hayatta kalmak için suç işlemek zorunda kaldıkları bir dönem başladı" diyor. "Gören bize hırsız mı yoksa düğüncü mü diye bakıyor. Ben demiyorum ki Domlar hırsızlık yapmaz asla suç işlemez. Ama buna mecbur bırakanın kabahati hiç mi yok? Çok basit yahu, eve ekmek getireceğimiz bir iş istiyoruz. Bir de saygı. Ne farkımız var bizim başka milletlerden." diye ekliyor. 

Eski günlerin özlemini anlatırken "Ermenilerle, Kürtlerle eskiden çok iyi dosttuk biz, çok iyi anlaşırdık" diyen Demir, "Kürt köylerinde ajan diye bakıyorlar bize, kimse kapısını açmıyor, Batı illerine gitsek de Kürttür bunlar teröristler diyorlar. Yahu biz Domlarız, anamız babamız Domca konuşur, milletimizi ezmek için icatlar çıkarmasınlar" diye dertleniyor. "Vaktiyle bizi el üstünde tutarlardı bu insanlar, biz köy köy gezip düğünlerde çalarken en yeni kıyafetleri en yeni türküleri en şifalı bitkileri de kendimizle taşır bunu bilmeyen yerlere ulaştırırdık. Eskiden bizden öğrenirlerdi her şeyi şimdi insan yerine koymuyorlar" diyor Demir.

Çoğunluk Dom demiyor kendilerine. Çingene, Kareçi, Mıtırp gibi isimlendirmelerle anılan Domların bir kısmı mahallelerde yaşıyor. Bir toplam da çadırlarda elektrik, su, tuvalet gibi olanaklardan mahrum.

1990'lı yıllarda Doğu ve Güneydoğu'da yaşanan savaşta göçebe hayatı zorluklarla kısıtlana Domlar, eskiden çalıp söyledikleri pek çok köy de boşaltıltıktan sonra göçebe hayatı terk etmek zorunda kalıyor.

Toplumsal anlamda en çok görev aldıkları ve saygı gördükleri uğraştan da mahrum kalan Domlar zamanla toplumsal hayatın dışına itilmiş oldular. 

Bugün pek çok Kürt vilayetinde yoğunluk gösteren Dom nüfusu, dışlandıkları yerden tutunmaya çalışıyorlar hayata. Bir yandan alabildiğine derin bir yoksullukla mücadele ederken bir yandan da kültürlerini yaşatmaya çalışıyorlar.