Sayfa yolu
Boğaziçi: Pazarlık bitti, mücadele sürüyor
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 13.11.2016 , 15:02 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 05:27
"Seçilmiş = Meşru"... Boğaziçi Üniversitesinde, bir KHK marifetiyle kadük edilen rektörlük seçimlerinde yüzde 86 oy almış Gülay Barbarosoğlu'nun atanmamasının ardından birçok eylem gerçekleşti ve öğrencilerden bazılarının önerdiği slogan buydu. Bu slogan dahi, en azından ideolojide bir uzlaşma göstergesiydi, zira bu aynı zamanda 2002'den bu yana AKP'nin her fırsatta dile getirdiği, "seçildik ama iktidar olamadık" biçimindeki mağdur edebiyatına bitiştirdiği, 15 Temmuz'dan bu yana da dağa taşa yazdığı söylemiydi.
Bu uzlaşma oyunu defalarca oynandı ve AKP'yi "sandıkta geriletmek" olsun, Erdoğan'ı "başkan yaptırmamak" olsun hepsi aynı sonuca çıktı. Yerel seçimlerde Ankara'da AKP oyları göstere göstere çaldığında, faşist eskisi Mansur Yavaş neredeyse Gökçek'i ilk kutlayan oldu. 7 Haziran'da AKP tek başına iktidar olamadığında, geri kalanların toplamının da bir iktidar olamayacağı belliydi ve dinci gericilik suratında o bilindik sırıtışla ülkeyi tekrar seçime götürdü. Hiçbir muhalefet unsuru sandığı umursamadan mücadele etmeyi göze alamadığı için de, iş olacağına vardı.
Boğaziçinde de aynısı oldu. Barbarosoğlu seçilmiş ve dolayısıyla meşruysa, AKP iktidarı da seçilmiş ve dolayısıyla meşru olduğuna göre, iş "kimin meşruiyeti daha büyük?" sorusuna dayandı. Arkasına 15 Temmuz mağduriyetiyle Yenikapı mutabakatını, eline de OHAL'i almış Erdoğan masaya KHK'yı koydu, AKP Eskişehir Milletvekili Emine Nur Günay’ın kardeşi olmaktan başka pek bir vasfı olmayan Mehmed Özkan'ı rektör olarak atadı, Barbarosoğlu birkaç saat sonra duygu dolu bir çekilme açıklaması yaptı ve pazarlık sona erdi.

Boğaziçi Üniversitesinde bir afiş...
PAZARLIKÇILIK = İŞBİRLİKÇİLİK
Oysa Barbarosoğlu, alacağı oy oranından bağımsız olarak daha baştan kaybetmeye mahkûmdu. Mahkûmdu, çünkü dinci gerici iktidarla geçmiş hasbıhalinden dolayı mücadele etmesi mümkün değildi. Haziran Direnişi günlerinde "kahrolsun bağzı teoremler" şeklinde içeriksiz bir dövizle poz vermek dışında tek muhalif tavrı Barış İçin Akademisyenler bildirisine imza attığı için tutuklanan Esra Mungan'ın tutuksuz yargılanmasını İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından rica etmek olmuştu. Zaten bir önceki rektör seçimlerinde aldığının çok üzerinde oy almasını biraz da buna borçluydu.
Ama işbirliğinin kökü çok daha derinlerdeydi. Daha Kandilli Rasathanesi müdürüyken, rasathaneye ayrılan 2 milyon dolarlık bir kaynak vesilesiyle o dönem Başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan'la bir araya gelmiş, beden dili açısından çok tartışılan bir fotoğraf vermişti. Ahmet Hakan gibi gericilerin o günlerde kılığına kıyafetine yönelttiği saldırılar kuşkusuz alçakçaydı, ama Barbarosoğlu kendi zayıflığını Ayşe Arman'a verdiği tarihi röportajda(*) ortaya koymuştu. "Rasathaneye 2 milyon doları veren herkese öyle bakarım" diyordu Barbarosoğlu ve ekliyordu: "minnet ve şükran duyuyorum".
Hangisi daha tuhaf? Deprem gibi yakıcı bir gündemde, Türkiye'nin en önemli rasathanesine kaynak ayrıldığı için "şükretmek" mi, özerk bir kamu kurumuna görevini yerine getirmesi için ayrılan kaynak karşısında "minnet duymak" mı?
Piyasacılığın ve pazarlıkçılığın AKP karşısında tutunamayacağı bir kuraldır. Çünkü bu karanlık çete bütün parasal kaynakları kontrol ediyor ve kendisine boyun eğecek, şükredeceklere ulufe gibi dağıtıyor. Nitekim, 3. Boğaz Köprüsü'nün maliyetinin binde birinden daha az bir meblağ deprem araştırmalarına aktarıldı diye şükreden Barbarosoğlu, daha bir hafta önce, 6 Kasım Pazar günü Boğaziçi mezunu gericilerin derneği BURA'nın genel kurulu bahanesiyle Erdoğan'ın Damadı Berat Albayrak'la bir araya gelmişti. Bu kez beden dili manidar olan Albayrak'tı, çünkü iş işten geçmişti.
Ne konuşuldu, kürsüyü dinliyormuş rolü yapılırken ne fısıldaşıldı bilmiyoruz; uzlaşılıp uzlaşılmadığını da. Ama Mehmed Özkan atandı, Barbarosoğlu "akademik hayatımı noktalıyorum" açıklamasıyla çekildi, şu ana kadar söylediği son şey ise kendisi için eylem yapmakta olan öğrencilere "akademik kadronun değişmeyeceği" gibi güvenceler vererek eylemi sonlandırmalarını salık vermek oldu.


Barbarosoğlu ve Berat Albayrak BURA’nın Genel Kurulunda
HERKES İSTİFA EDEMEYECEĞİNE GÖRE...
Barbarosoğlu için ceketi alıp çıkmak zor olmasa gerek. Sonuçta kendisine bu ülkede açık kapı çok olacaktır. Ayrıca, bu saatten sonra emekli hayatı yaşamak istese dahi, Barbaros Hayrettin'in torunu olmakla övünen eşinin LinkedIn profiline bakılırsa, Barbarosoğlu ailesinin maddi bir sıkıntı çekmeyeceğini görmek zor değil.
Yeri gelmişken, eşinin 17 yıldır Genel Müdürlüğünü yaptığı Okman Limited Şirketi, internet sitesindeki bilgilere göre "resmi ihaleler ağırlıklı olmak üzere inşaat taahhüt işleri" ile meşgul oluyor ve bu işler arasında öncelikle "askeri tesisler, üniversite kampus alt yapı ve fakülte binaları, eğitim tesisleri, çeşitli kamu kuruluşlarına ait genel müdürlük, il müdürlüğü hizmet, lojman ve misafirhane binaları, kültür merkezleri, rant tesisleri, alt yapı inşaatları" geliyor.
Barbarosoğlu'nun çekilmesi karşılığında Okman Limited'e bazı ihaleler verilecek midir, ya da çekilmezse verilmeyeceği tehdidi savrulmuş mudur bilmiyoruz. AKP'nin siyaset yapma tarzının bu olduğunu ise çok iyi biliyoruz. Bu yüzden bir piyasacı, ne kadar modern, ne kadar özgürlükçü olursa olsun, AKP karşısında kifayetsiz. Parayı veren düdüğü çalıyor, rektörü atıyor.
Sonuçta, Barbarosoğlu istifa etti ve çekildi. Kendisini destekleyen herkesi de ortada bıraktı. Artık Boğaziçi'nin başında adlı adınca bir AKP bürokratı var. Peki, aylardır ödenek verilmeyen Boğaziçi'nde bilim yapmaya çalışan yüzlerce genç akademisyen, doktorasını bitirdiği gün kapı önüne konacağını bilen araştırma görevlisi, eğitim almaya çalışan binlerce öğrenci, onlar ne yapacak? Onlar da mı duygu dolu e-postalar atıp istifa edecek?
Kuşkusuz hayır, mücadele sürüyor. Ancak piyasacılık ve işbirlikçilikle mücadelenin yan yana gelemeyeceği, ittifak yapamayacağı herhalde artık anlaşılmıştır.
* Sabrı olanlar bir ibret vesikası olarak okuyabilir: http://www.hurriyet.com.tr/rasathaneye-2-milyon-dolari-veren-herkese-oyl...
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.