Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

İşçiler dayanışamaz, direnemez, komplo kurar!

DESA işçileri 2008’de ilk direnişlerini başlattıklarında, beklenmedik bir şekilde polisin STV’ye servis ettiği bilgiler doğrultusunda Devrimci Karargâh üyeliğiyle suçlanmışlardı. İşçiler sözde uluslararası bir komplo tezgâhlıyor, atılım yapan Türk patronların önünü kesmeye uğraşıyorlardı.

Yayın Tarihi: 19.03.2011 , 11:40 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

Ocak ayında 2 işçinin işten çıkarılmasıyla ikinci defa direnişe geçen DESA işçileri, ilk direnişlerine Nisan 2008’de, Deri-İş sendikasına üye oldukları için işten çıkarıldıklarında başlamışlardı. Önce DESA’nın Düzce’deki fabrikasında 41 işçi, sonradan ise Sefaköy’de sendika toplantıları evinde yaptığı “ispiyonlanan” Emine Aslan tek başına işten çıkarılmıştı.

Patron Melih Çelet’in oğlu Burak Çelet, Düzce’deki işçilerle konuşmak için işten çıkarmaların üç gün sonrasını, yani 1 Mayıs’ı seçti. Çelet, işçilere şöyle dedi: “Ben size olacağı söyleyeyim. Birtakım arkadaşlarınız maalesef işten ayrılmak durumundalar ve boşu boşuna ayrılacaklar. Ben dahil bu fabrikada 701 kişi de imza atsa bugün yine de sendikalı olmam. Bunu çok iyi bilin. Burası 35 senelik firma. Bugüne kadar olmadı, bundan sonra da olmayacak. O yüzden gereksiz tahriklere kapılmayın, çoluğunuzun çocuğunuzun rızkını riske atmayın.”

DESA işçilerinin hikâyesi
DESA işçileri 2008'deki direnişi kazandılar, fakat baskılar bitmedi. Ocak sonunda iki arkadaşları daha işten çıkarılan işçiler, bir kez daha direnişteler. İlgili haber:
Patronun komplosuna uğradılar, direnişe geçtiler

İşçiler aşırı yoğun çalışma koşullarına illallah etmişlerdi, patronun tacizlerine rağmen direnişi sürdürdüler. Düzce’de 41 işçi, Sefaköy’de tek başına Emine Aslan her sabah işe gider gibi fabrikanın önüne gidip önlüklerini giyiyor, sendika ve çalışma haklarını savunuyorlardı.

Cemaatin medyasından “son tezgâh”
22 Mart 2009’da beklenmedik bir gelişme oldu. Gülen cemaatinin kanalı STV, “Son tezgâh” rumuzlu bir gizli tanığın polise verdiği ifadeleri “ETÖ’de (Ergenekon terör örgütü) akıl almaz oyunlar” başlığıyla haberleştirdi.

PKK, Hizbullah, DHKP/C, MLKP gibi tüm örgütlerin Ergenekon tarafından kontrol edildiği gibi iddialarda bulunan bu gizli tanığa göre, Devrimci Karargâh örgütünün legal ayağında Deri-İş ve Basın-İş sendikaları vardı.

Cemaatin bu işaret fişeğini, DESA patronu gözden kaçırmadı. Melih Çelet’e göre “çok iyi giden, huzurlu iş ortamının” bir anda bozulmasında bu tezgâhın rolü vardı.


Bu “huzurlu iş ortamı”nı, Emine Aslan şöyle anlatıyordu: “Mesela 08:30’da işbaşı yapıyoruz. Bugün çalışıyoruz, o gece çalışıyoruz, yarın da çalışıyoruz. Akşam yediye, olmadı ona kadar. Gündüzleri yüklemeyi yetiştireceğiz diye yemek vermiyorlar, akşama kalıyor. Akşam mal gidecek, çaya çıkarmıyorlar. Biz solventle, baliyle çalışıyoruz. Ne zaman ISO’dan kontrole gelecekler, göstermelik iş malzemesi veriyorlar. Onlar gittikten sonra toplayıp alıyorlar. Demiyorlar ki kullanın. Molada hem yemek, hem lavabo, hem de uyku ihtiyacın... Uyku demek, çalıştığın masanın altında bir karton bulabilirsen senden alâsı yok.” Asgari ücret alıyordu Aslan, 400’ünü kiraya veriyordu.

İşçi enternasyonalizmi değil, "uluslararası komplo"
Sendika, yurtdışındaki emek örgütlerinden de destek alıyor, DESA’nın üretim yaptığı firmaların marka satış mağazaları önünde eylemler yapılıyordu. Fabrikasındaki ortamı “huzurlu” sanıp işçilerin sendikaya girmesini “beklenmedik” olarak karşılayan patron Melih Çelet, uluslararası işçi dayanışmasını hiç anlayamıyor, tüm bunları “uluslararası bir komploya” yoruyordu: “Hiç algılamadığımız ve beklemediğimiz şekilde Avrupa’da sendikalar tarafından dünyadaki hizmet verdiğimiz dünya markalarına anında bir baskı uygulanmaya başlandı. Tehdit ve uyarıyla Desa ile iş ve ticari ilişkilerini kesmeleri yönünde talimatlar gitti.

“Bu konunun artık benim yaşadığım bir problem olmaktan ziyade Türkiye’de her sanayicinin bu senaryonun uygulanacağı bir hedef olarak görüldüğünü tahmin ediyorum. Bu konularda da duyarlı olmamız gerekiyor.”

İşçilerin en ufak direnişi, cemaat ve patronlar tarafından birtakım “derin odaklara”, “uluslararası komplolara” bağlansa da, işçiler ekmek kavgası veriyor. Ocak sonunda Düzce’deki fabrikadan Hakan Lermi ve Serdar Kuru isimli işçiler atıldığından bu yana DESA işçileri yeniden direnişe başladılar.

“Uluslararası komplo” da eksik değil: 26 Mart günü hem Türkiye’de, hem yurtdışında emekçiler, işten atılan iki arkadaşlarına destek vermek için eylem yapacaklar.

(soL - Haber Merkezi)

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.