Sayfa yolu
Şahin Ergüney: ‘Devlet Tiyatrolarını kapatmak ülkeyi çölleştirir’
Yayın Tarihi: 18.05.2012 , 19:16 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:33
Şehir Tiyatrosunun özelleştirilmesine yönelik olarak atılan adımların ardından şimdi de Devlet Tiyatrolarının kapatılması ya da özelleştirilmesi gündemde. Yaşanan bu gelişmeyi soL’a değerlendiren Devlet Tiyatrosu Sanatçıları Derneği Başkanı Şahin Ergüney, tiyatronun sahip olduğu 2 bin 500 yıllık eleştiri geleneğinin Türkiye’de sonlandırılmaya çalışıldığını söyledi.
"DEVLET TİYATROLARINI KAPATMAK KÜLTÜREL ÇÖLLEŞME ANLAMINA GELİR"
soL: 98 yıllık Şehir Tiyatroları’nın, yapısında yapılan değişiklikle belediye bürokratlarına teslim edilmesinin ardından, Başbakan’ın talimatıyla özelleştirilmesi gündeme gelmişti. Şimdi de hükümetin Devlet Tiyatrolarını kapatacağı ya da özelleştireceği ortaya çıktı. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Şahin Ergüney:Kimi taslaklardan söz ediliyor ancak tam olarak ne olduğunu bilmiyoruz. Buna karşın gündeme gelen konulara baktığımızda şaşırmamak elde değil. Devlet Tiyatrolarını kapatmak ya da özelleştirmek, kültürel anlamda bu ülkenin çölleşmesi anlamana gelir.
Devlet Tiyatrolarını kapatmak veya özelleştirmek, aynı zamanda soran, sorgulayan insanların düşüncelerini kapatmak anlamına gelir. Böyle bir düzenleme aynı zamanda eleştiriyi, soru sormayı yok etmektir. Türk Tiyatrosunun köküne kibrit suyu ekmek anlamına gelir.
Devlet Tiyatroları bu ülkenin 4 bir yanına sanat götürüyor. Hakkâri’ye, Çankırı’ya, Edirne’ye, Çanakkele’ye… Bu oyunlar aracılığıyla ülkenin her yerine sanatı ve tiyatro kültürünü taşıyoruz.
Devlet Tiyatroları büyük bir özenle bir yıl içinde 5-6 bin kez perde açıyor. Bu dünyanın hiçbir yerinde ulaşılamayacak denli önemli bir sayı.Devlet Tiyatrosu, bu toplumun uygarlaşması, demokratikleşmesi için tiyatro yoluyla insana yatırım yapan bir kurumdur
"SANAT KURUMUNDAN NE KADAR KÂR EDERİM MANTIĞI YANLIŞTIR"
Taslakta, Şehir Tiyatrolarının bir yıl içindeki bütçesinin 126 milyon lira olduğu buna karşın gelirinin 5 milyon lira olduğu belirtiliyor. Bir sanat kurumunu devletin kâr-zarar mantığı ile değerlendirmesini bir sanatçı olarak nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bazı kurumlar vardır ki o kurumların önceliği kâr değil verdiği hizmettir. Şimdi siz TÜBİTAK’ı, TİKA’yı, Kızılay’ı ya da Diyanet işleri Başkanlığının ne kadar kâr sağladığı ile mi değerlendirirsiniz yoksa üretimleriyle ve ürettiği değerlerle mi?
Bir hastane ya da bir okul için ne kadar kâr ediyor diye bakılır mı? Böyle bir mantık olur mu?
Devletin kamu hizmetleri vardır ve bu hizmetler bir parasal karşılıkla değerlendirilemez. Bir devletin gücü sadece ekonomisiyle ve silahlı kuvvetleriyle ölçülmez. Eğitim, sağlık ve kültür alanındaki hizmetlerinin yaygınlığı ve etkisiyle ölçülür.
Bir sanat kurumu için ne kadar kâr ederim anlayışı son derece yanlış bir anlayıştır.
"SANATÇILAR GÜVENCESİZLEŞTİRİLECEK"
Devlet Tiyatrolarının özelleştirilmesi ya da kapatılması, geriye sadece özel tiyatroların kalması sanatçılar için nasıl sonuçlara yol açar?
Devletin sanat alanından desteğini çekmesiyle güvencesiz bir çalıştırma ortamı var olacaktır. Gelişmiş ülkelerde sanatçılar güvence altında çalıştırılırken, Türkiye’de bu konuda da tersi bir yöntem tercih edilmiş oluyor. Sanat kurumları “özerk olmalıdır. Çağın ve demokrasinin gereği de budur.
"DEVLET 1 AY İÇİN LALEYE 40 MİLYON TL ÖDÜYOR"
Hükümetin tiyatroların özelleştirilmesi sürecindeki temel argümanı, “diğer ülkelerde devlet sanata destek vermiyor, biz de vermeyeceğiz” şeklinde özetlenebilir. Bu bakış açısı dünyadaki örnekler göz önüne alınarak nasıl değerlendirilmeli?
Her ülkenin sanata bakışında elbette farklılıklar var. Gelişmiş her ülke, sanata çok ciddi oranda destek veriyor. İngiltere’de “Ulusal Tiyatro”ya verilen destek ile Türkiye’de “Devlet Tiyatrolarına” verilen destek arasında kıyaslanamayacak derecede büyük bir fark var.
Türkiye’de Tiyatrolara verilen desteğin çok olduğu söyleniyor. Devlet Tiyatrolarına 146 milyon verilen ülkede sadece 1 ay açıp-solan laleler için neredeyse 40 milyon liradan fazla para harcanıyor. Yani burada temel mesele para değil. İstenilen şey, tiyatrolarının eleştiri yapmamasıdır. İktidarların emrinde sanat olur mu?
Eleştirmesin, sorgulamasın, istenileni yapsın, bunun adı sanat olur mu? Onun için devletin tiyatrosu olur ama hükümetlerin tiyatrosu olmaz diyorum.
"TİYATRO 2 BİN 500 YILDIR ELEŞTİRELDİR"
Başbakan Erdoğan, tiyatroların özelleştirilmesini istediği konuşmasında, “Tiyatroları özelleştirmek suretiyle buyurun tiyatrolarınızı istediğiniz gibi oynayın. Destek gerekirse biz de istediğimiz oyunlara sponsor oluruz. Buyurun işte özgürlük” demişti. Bir Başbakan’ın “istediğim oyuna sponsor” olurum demesi bir tiyatro sanatçısı olarak size neler düşündürdü?
İşte o zaman sanat günlük siyasetin malzemesi olur. Sanatın özgür yanını işte o zaman yok etmiş oluruz. Bir ticarethane olarak tiyatroyu yönetiyorsanız, o zaman istediğiniz kuralları koyarsınız.
Sanat kurumunun doğasında eleştiri vardır. Onun için sanat ideolojilerin emrine giremez, çünkü sanat özgürdür.
“Benim düşündüğüm dışında kimse bir şey düşünmesin ve söylemesin” anlayışı çok tehlikeli bir anlayıştır. “Parayı ben verdim beni eleştiremezsin” anlayışı kabul edilebilinir mi?
Demokrasinin yerleşmiş olduğu bütün ülkelerde sanatın eleştirelliği kabul edilmiştir. Sanat eleştiriyor diye desteği kesilmez. Aksine desteklenir. Bundan 2 bin 500 yıl önce yazılan Antigone oyununda otoriteye baş kaldırış anlatılır. Devlet Başkanı Kreon sert şekilde eleştirilir. Tiyatro var olduğu sürece eleştirisi vardır. Türkiye’de eleştirel olmasının önüne geçilmek isteniyor. Yapılmak istenen kısaca budur.
(soL - Haber Merkezi)
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.