Ana içeriğe atla
0%

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Abluka günlükleri 214 | 3 Ekim 2026 Cumartesi

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 04.10.2026 , 17:48 "0 dakikalık okuma süresi"
Küba ABD ablukasına ve askeri saldırı tehdidine karşı direnmeye, kısıtlı imkanlara ve ağır malzeme kıtlığına rağmen sergilenen yaratıcı emekle üretimi ayakta tutmaya devam ediyor. Ablukanın ülke kültürüne verdiği ağır zararlar Küba Kültür Bakanlığı'nca raporlandı. Küba Kitap Enstitüsü kağıt tedarik edilemediği için 3,2 milyon kitabın basımını durdurmak zorunda kaldı.

Abluka gölgesinde Küba sanatı

Küba Kültür Bakanlığı’nın son raporu, ablukanın ülke kültürüne verdiği ağır zararları ortaya koyuyor. Sadece Küba Kültürel Varlıklar Fonu fırça, boya ve ahşap gibi temel malzemelerin yokluğu sebebiyle 206,7 milyon dolar gelir kaybına uğradı. Benzer şekilde Küba Kitap Enstitüsü de kâğıt tedarik edilemediği için 3,2 milyon kitabın basımını durdurmak zorunda kaldı ve yayıncılık sektörü yaklaşık 6 milyon dolar zarara uğradı.

Eğitim ve toplum temelli sanat faaliyetleri de bu kısıtlamalardan derin bir şekilde etkileniyor. Yıpranan okul araçları için ABD menşeli yedek parça bulunamıyor, vize engelleri yüzünden uluslararası öğrenci değişimleri iptal ediliyor. Kültür evlerinde hiçbir ücret almadan sanatı yaşatan yaklaşık 90 bin amatör sanatçı ise yakıt sıkıntısı nedeniyle şehirler arası etkinliklerini ve provalarını gerçekleştirmekte güçlük çekiyor.

Sahne sanatları ve müzik sektörü hem lojistik hem de finansal abluka ile boğuşuyor. Küba Ulusal Balesi pabuçlarını ABD yerine Avrupa’dan yüksek komisyonlarla almak zorunda kalırken, banka blokajları nedeniyle turne gelirlerini ülkeye getiremiyor. Kübalı orkestraların ABD turnelerinin engellenmesi, plak satışlarının durması ve telif ödemelerinin aktarılamaması müzik sektöründe milyonlarca dolarlık kayba yol açıyor.

Tiyatrolardaki ses ve ışık sistemlerinin yüzde 70’ten fazlası yedek parça eksikliği nedeniyle çalışmazken, uluslararası markaların ablukası yüzünden ekipmanlar Asya veya Avrupa’dan yüzde 300 daha pahalıya getiriliyor. Tüm bu devasa ekonomik kayıplara, günlük hayattaki elektrik ve su kesintilerine rağmen Kübalı sanatçılar üretimlerini sürdürmeye devam ediyor.

Sokakta hızlı ve kolay erişilebilir gıda

Küba İç Ticaret Bakanlığı’nın Resmî Gazete’de yayımlanan yeni kararnamesi, ülke genelinde hafif gastronomi hizmetlerini canlandırmayı ve düzene sokmayı hedefliyor. Düzenleme kapsamında, halkın yoğun bulunduğu sosyal, ticari ve dinlenme alanlarında hızlı tüketim yiyecekleri sunan mobil ve sabit satış noktalarından oluşan geniş bir ağ kuruluyor. Ruhsatlı özel ve kamusal ticari aktörler kendi markalarıyla bu ağa katılabilecek, tescilli zincirler oluşturabilecek ve hatta ulusal pazarların yanı sıra yurtdışına da açılabilecek.

Süreçte işletmeleri teşvik etmek amacıyla üç veya daha fazla satış noktası açan girişimcilere, devlet bünyesindeki gastronomi tesisleri ile gıda işleme merkezlerini işletmek üzere açılacak ihalelerde öncelik tanınacak. Ağa dahil olacak gıda üreticilerinin katı hijyen, güvenlik ve atık standartlarına uyması zorunlu kılınırken, belediyeler devredilecek tesisleri belirlemek için 10 günlük bir takvime sahip olacak. Yedi gün içinde yürürlüğe girecek olan bu uygulama için ada genelinde şimdiden 20 ticari aktör belirlenmiş durumda.

Yaratıcı emekle ayakta kalan üretim

Ciego de Ávila’daki Ciegoplast fabrikasında çalışan mekanik ustası Daniel Echeverría Grasso, imza attığı pratik çözümlerle Küba’nın su altyapı üretimine hayat veriyor. Abluka nedeniyle yedek parçası bulunmayan makineleri kendi geliştirdiği aksamlarla çalışır durumda tutan deneyimli usta; motor arızalarından hammadde silolarına kadar sayısız teknik sorunu çözerek 39 makinelik tesisin yüzde 95’in üzerinde kapasiteyle çalışmasını sağlıyor.

Üst üste 13 kez "Ulusal Öncü" seçilen ve Fidel Castro Ruz İnovatör Ödülü'ne layık görülen Grasso, ürettiği boru ve aksesuvarlarla Havana’dan Santiago de Cuba’ya kadar pek çok kentin su şebekesine katkı sunuyor. Kısıtlı imkanlara ve ağır malzeme kıtlığına rağmen sergilenen bu yaratıcı emek, Küba sanayisinin yerli çözümlerle nasıl ayakta kaldığının somut bir örneğini oluşturuyor.

Çağdaş sömürgecilik ve tek taraflı yaptırımlar son bulmalı

Küba’nın Birleşmiş Milletler Daimî Temsilcisi Ernesto Soberón Guzmán, New York’ta gerçekleştirilen BM Genel Kurulu Dördüncü Komitesi’nde yaptığı konuşmada, Havana yönetiminin sömürgecilikle mücadeleye ve halkların kendi kaderini tayin hakkına sarsılmaz desteğini bir kez daha teyit etti. Küba Daimî Misyonu’nun açıklamalarına göre Soberón, Sömürge Ülkelere ve Halklara Bağımsızlık Verilmesine İlişkin Bildirge’nin kabul edilmesinin üzerinden altmış yılı aşkın süre geçmesine rağmen, sömürgeci zihniyetin BM Şartı’na aykırı şekilde varlığını sürdürdüğünü vurguladı. Bu tür tahakküm biçimlerinin toplumların sosyal ve ekonomik kalkınmasını tıkadığını belirten diplomat, müdahalelerin kültürel kimlikleri tahrip ettiğini ve ulusal egemenliği açıkça ihlal ettiğini kaydetti.

Soberón, günümüzde sömürgeciliğin şekil değiştirerek farklı yöntemlerle devam ettiğine dikkat çekti. Doğal kaynakların gayrimeşru biçimde sömürülmesi, ulusal yasaların sınır ötesi uygulanması ve tek taraflı baskı tedbirlerinin bu durumun somut örnekleri olduğunu ifade eden Kübalı temsilci, abluka ve yaptırım politikalarının da modern sömürgeciliğin birer tezahürü olduğu konusunda uluslararası kamuoyunu uyardı.

Jeremy Corbyn: Halk cehennemi yaşıyor, yaptırımlar sona ermeli

İngiliz İşçi Partisi’nin eski lideri Jeremy Corbyn, katıldığı PoliticsJOE podcast programında Küba’da yaşanan derin insani ve ekonomik krize dikkat çekerek acil yardım çağrısında bulundu. Yakın zamanda adayı ziyaret eden Corbyn elektrik krizinin, yakıt ve ilaç kıtlığının halkın günlük yaşamını çekilmez kıldığını ifade etti. ABD tarafından uygulanan kısıtlamaların tarihteki en ağır seviyeye ulaştığını belirten İngiliz siyasetçi, Küba halkının uzun zamandır büyük bir cehennemden geçtiğini vurguladı.

Ziyareti sırasında bir kanser hastanesine tıbbi malzeme ulaştıran Corbyn, ameliyatların ortasında yaşanan elektrik kesintilerine bizzat şahit olduğunu aktardı. Ülkedeki krizin "kötü yönetimden" kaynaklandığı yönündeki iddiaları reddeden deneyimli politikacı, asıl sebebin uluslararası finans sistemine erişimi engelleyen yaptırımlar olduğunu söyledi. Corbyn, Küba’nın ABD için hiçbir güvenlik tehdidi oluşturmadığını ve gerilimin tamamen ideolojik olduğunu ifade etti.

Röportajda Küba Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel ile görüşmesine de değinen Corbyn, Havana yönetiminin gerilimden yana olmadığını ve uyuşturucuyla mücadele gibi alanlarda işbirliğine açık olduğunu dile getirdi. ABD toplumunda ve hatta muhafazakar eyaletlerde dahi Küba’ya yönelik insani yardımlara bakışın olumlu yönde değiştiğini belirten Corbyn, Washington’ın resmi politikası ile Amerikan halkının vicdanı arasında belirgin bir mesafe oluştuğunu kaydetti.

Avrupa ülkelerinin ve İngiltere’nin tutumunu eleştiren Corbyn, Birleşmiş Milletler’de ablukanın kaldırılması yönünde oy kullanan Avrupa Birliği’nin uygulamada hiçbir somut adım atmadığını vurguladı. İngiltere ve Avrupa ülkelerinin ABD yaptırımlarından çekinmeden adaya doğrudan yakıt ve insani yardım göndermesi gerektiğini savunan eski İşçi Partisi lideri, sadece diplomatik söylemlerle yetinmenin insani dramı çözmeyeceğini ifade etti.

'Destek' söyleminden kuşatmaya

Eski The Dallas Morning News Havana büro şefi olan araştırmacı gazeteci Tracey Eaton, bağımsız platformu Follow the Fula üzerinde yayımladığı makalede, ABD Hazine Bakanlığı’nın yeni kararlarının Washington’ın "Küba’daki özel sektörü destekleme" vaadiyle tamamen çeliştiğini gözler önüne seriyor. Yeni düzenlemeler uyarınca, uluslararası ödemelerin ABD bankaları üzerinden yapılmasına imkân tanıyan "U-Turn" sisteminin kaldırılması, bağımsız Kübalı işletmelerin yabancı tedarikçilere ödeme yapmasını zorlaştırarak ülkedeki gıda ve temel ihtiyaç krizini daha da derinleştiriyor.

Gelişmeleri değerlendiren akademisyen Joy Gordon ise ABD yaptırımlarının adeta acımasız bir "askeri kuşatma" etkisi yarattığını vurguluyor. Elektrikten sağlığa, ulaşımdan gıdaya kadar günlük yaşamı felç eden bu kısıtlamalar, doğrudan halkı ve küçük işletmeleri hedef alıyor. Uzmanlar, adadaki ekonomik krizin yalnızca Küba hükümetinin iç kararlarına yüklenemeyeceğini, Eaton'ın analizinde de öne çıktığı üzere Washington’ın bu adımlarla desteklediğini iddia ettiği özel girişimcileri bizzat mağdur ettiğini belirtiyor.

Asıl tehdit ablukanın kendisidir

Madrid’de düzenlenen XII. İber-Amerika Parlamentolar Arası Forumu’nda konuşan Küba Halk Gücü Ulusal Meclisi Başkan Yardımcısı Ana María Mari Machado, ABD’nin olası bir askerî müdahalesinin bölgedeki barış ortamını bozarak büyük bir insani felakete yol açacağını vurguladı. Washington yönetiminin giderek tırmanan savaş yanlısı söylemlerine dikkat çeken Kübalı diplomat, adaya uygulanan ablukanın, enerji kısıtlamalarının ve tek taraflı yaptırımların artık "sessiz bir soykırım ve toplu cezalandırma" boyutuna ulaştığını ifade etti.

Giderek ağırlaşan ekonomik savaşın insani bilançosunu aktaran Mari Machado, uygulanan kısıtlamalar nedeniyle adadaki bebek ölüm oranının bin canlı doğumda 4,4’ten 9,9’a yükseldiğini açıkladı. Bunun yanı sıra, Kübalı özel şirketler tarafından parası ödenip satın alınan gıda ve ilaç dolu binlerce konteynerin, uluslararası nakliye firmalarına yönelik ABD yaptırım tehditleri nedeniyle dünya limanlarında çakılı kaldığını ve adaya ulaştırılamadığını belirtti.

Küba’nın ABD için hiçbir güvenlik tehdidi oluşturmadığını altını çizerek belirten Mari Machado, uluslararası toplumu ve parlamenter diplomasiyi çok taraflılığı ve barışı savunmaya çağırdı. Yaşanan bu büyük krizin arkasında doğrudan insan hayatının olduğunu vurgulayan temsilci, Küba halkına destek veren dost parlamenterlere teşekkür ederek ablukanın ve tek taraflı zorlayıcı tedbirlerin derhal son bulması gerektiğini söyledi.

Küba’da elektrik üretiminde son durum

Küba Ulusal Elektrik Sistemi’nde (SEN) üretim kapasitesinin yetersizliği nedeniyle dün 24 saat boyunca kesintisiz elektrik kısıntısı uygulandı ve akşam saatlerinde açık 2130 MW düzeyine ulaştı. Gün ortasında güneş panellerinden sağlanan 580 MW’lık tepe güç ve günlük toplam 3726 MWh’lik üretim sisteme katkı sağlasa da genel arz yetersizliğini gidermeye yetmedi.

Aralarında Mariel, Guiteras, Felton ve Rente’nin de bulunduğu ana termik santrallerdeki arızalar ve bakım çalışmaları üretimi ciddi ölçüde sınırlandırıyor. Sabah saatlerinde 2720 MW’lık talebe karşılık kullanılabilir kapasitenin yalnızca 1050 MW seviyesinde kalmasıyla 1670 MW’lık kesinti yaşandı. Akşamki yoğun talep saatlerinde ise 3100 MW’lık yüke karşı 1100 MW güç öngörülüyor; bu durumun elektrik açığını 2000 MW’ın üzerine çıkararak kesintilerin artarak sürmesine yol açması bekleniyor.

Dün Küba’da ne kadar elektrik açığı yaşandı?  

Son Küba Gerçeği