Ana içeriğe atla
0%

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Abluka günlükleri 162 | 12 Ağustos 2026 Çarşamba

Fotoğraf: Enrique González / Cubadebate.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 13.08.2026 , 14:08 "0 dakikalık okuma süresi"
20 Temmuz'da ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan yaklaşık 100 sayfalık raporda Küba casusluk, siyasi nüfuz, yıkıcılık ve ABD'deki toplumsal hareketlerle bağlantılar üzerinden suçlandı. Böylece Küba'ya yönelik tehdit söylemi, yalnızca dış politika alanında değil, ABD içindeki protesto ve muhalefet hareketlerinin hedef gösterilmesinde de kullanılmaya başlandı.

Ablukadan çok yönlü kuşatmaya

Küba'ya yönelik ABD ablukasının ağırlaştırıldığı bir dönemde, farklı kıtalardan dayanışma örgütlerinin temsilcileri Fidel’in yüzüncü yaş günü etkinliklerinde bir araya geliyor. Buluşmaların zeminini Küba ile dayanışma yanında Washington'ın Küba'ya yönelik baskıyı son dönemde daha da genişletmesi bulunuyor.

ABD’nin Küba politikası son dönemde ekonomik baskının yanı sıra siyasi ve diplomatik araçları, medya söylemini ve iddia edilen istihbarat faaliyetlerini de kapsayan daha geniş bir kuşatma biçimine dönüştü. 20 Temmuz'da ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan yaklaşık 100 sayfalık bir raporda Küba, casusluk, siyasi nüfuz, yıkıcılık ve ABD'deki toplumsal hareketlerle bağlantılar üzerinden suçlandı. Böylece Küba'ya yönelik tehdit söylemi, yalnızca dış politika alanında değil, ABD içindeki protesto ve muhalefet hareketlerinin hedef gösterilmesinde de kullanılmaya başlandı.

23 Temmuz'da Küba'nın enerji, finans ve diğer stratejik alanlarını hedef alan yeni ekonomik baskı önlemleri açıklanırken, 6 Ağustos'ta yeni Küba kuruluşları ve Devrimci Silahlı Kuvvetler mensupları da listeye alındı.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun “kaçış vanası yok” ifadesi, Washington'ın Küba'nın ekonomik baskıyı hafifletebileceği kanalları mümkün olduğunca daraltma yaklaşımını açık biçimde ortaya koyuyor. Enerji, finans, ticaret ve uluslararası işbirliği alanlarında hareket alanının daraltılması, Küba'nın zaten ağır ekonomik ve enerji sorunları yaşadığı koşullarda ablukanın etkilerini daha da derinleştirmesine yol açıyor.

Özellikle üçüncü ülkelerin Küba ile ekonomik ve tıbbi işbirliklerini sınırlandırmaları yönünde baskısı ABD’nin Küba politikasının yalnızca ABD-Küba ilişkileriyle sınırlı olmadığının kanıtı. Böylece abluka, Küba'nın yakıt, finansman, teknoloji ve temel kaynaklara erişimini zorlaştıran çok taraflı bir baskı mekanizmasına dönüşüyor.

İstihbarat ve siyasi müdahale iddiaları

Ağustos ayının ilk haftasında Politico ve The New York Times tarafından yayımlanan haberlerde, ABD'nin Küba'ya yönelik istihbarat faaliyetlerini artırdığı, CIA bünyesinde Küba çalışmalarının genişletildiği ve olası bir siyasi geçiş sürecinde kullanılabilecek aktörlerin değerlendirildiği ileri sürüldü.

Bu iddialar Washington tarafından resmen doğrulanmış değil. Ancak haberlerin, ekonomik baskının genişletildiği ve Küba'nın uluslararası ilişkilerinin sınırlandırılmaya çalışıldığı bir dönemde gündeme gelmesi dikkat çekiyor.

Dolayısıyla ABD'nin Küba politikası açısından tartışma yalnızca ekonomik baskının sonuçlarıyla sınırlı değil. Ekonomik abluka, diplomatik baskı, siyasi müdahale söylemi, medya kampanyaları ve iddia edilen istihbarat faaliyetlerinin birbirini tamamlayan bir kuşatma politikasının parçaları olup olmadığı da tartışılıyor.

Uluslararası delegeler Fidel’le anılarını paylaştı

Küba-Japonya ilişkilerinde uzun yıllar tercümanlık yapan Michiko Yamanaka Fidel Castro'yla ilgili anılarını paylaştı. Üniversite yıllarında Küba Devrimi'ne ilgi duyan Yamanaka, Fidel'le 1972'de ilk kez karşılaştığını ve onun güçlü hafızası, ayrıntılara hâkimiyeti ve insanlarla doğrudan iletişim kurmasından etkilendiğini anlattı.

Yaklaşık 60 yıldır Küba-Japonya ilişkilerinde köprü görevi üstlenen Yamanaka, Küba'nın eğitim anlayışından ve yurttaşların gündelik sorunlar konusunda söz sahibi olmasından etkilendiğini söyledi. ABD'nin ekonomik baskısına rağmen Küba ile Japonya arasındaki ekonomik, bilimsel, teknolojik ve kültürel ilişkilerin sürdürülmesinin önemine dikkat çekti.

İzlanda-Küba Dostluk Derneği Başkanı Eyvindarson ise gençlik yıllarında Batı basınının Fidel Castro'yu yalnızca “diktatör” olarak sunması üzerine Küba'yı kendi gözleriyle tanımak istediğini ve 1975 yılında 19 yaşındayken gerçekleştirdiği ilk Küba ziyaretinin hayatını değiştirdiğini belirtti. Fidel'in siyasi düşüncelerinin yanı sıra insanlarla doğrudan iletişim kurma ve onları ortak bir amaç etrafında bir araya getirme kapasitesinden etkilendiğini belirten Eyvindarson, Küba'yı “Başka bir dünyanın mümkün olduğuna dair inanılmaz bir örnek” olarak nitelendirdi.

ABD'nin Küba politikasındaki son sertleşmeyi eleştiren, ablukanın Küba halkı üzerindeki etkilerine dikkat çekerek uluslararası kamuoyunun bu politikaya karşı sesini yükseltmesi gerektiğini söyleyen Eyvindarson, “Küba, direnebileceğimizin ve sonunda kazanacağımızın kanıtı” dedi.

Fidel Castro'nun yüzüncü yılı dolayısıyla Havana'da bir araya gelen dayanışma örgütlerinin ortak mesajı ise açık: Abluka Küba'yı yalnızlaştırmayı hedeflese de Küba yalnız değil.

Havana’da dayanışma buluşmaları: 'Küba yalnız değil'

Başkomutan Fidel Castro'nun doğumunun 100. yılı kapsamında düzenlenen “Fidel: Miras ve Gelecek” 1. Uluslararası Kolokyumu çerçevesindeki “Anti-emperyalist Tribün: Dayanışma Engellenemez” forumunda, Küba'ya yönelik ekonomik, ticari ve mali abluka ile siyasi müdahale politikaları ele alındı.

Küba Komünist Partisi Merkez Komitesi Birinci Sekreteri ve Cumhurbaşkanı Miguel Díaz-Canel Bermúdez ile Parti ve hükümetin üst düzey temsilcilerinin de katıldığı forumda Latin Amerika, Avrupa, Afrika ve Asya'dan gelen dayanışma örgütleri söz aldı. Konuşmalarda ablukanın yalnızca ekonomik ilişkileri sınırlayan bir politika olmadığı; enerji, sağlık, gıda, finansman ve temel ihtiyaçlara erişim üzerinde doğrudan sonuçlar yaratan kapsamlı bir saldırı mekanizması olduğu vurgulandı.

Dayanışma örgütleri, bu koşullarda Küba'ya desteğin yalnızca siyasi açıklamalarla sınırlı kalamayacağını belirtti. İlaç, tıbbi malzeme ve diğer temel ihtiyaçların ulaştırılması, ablukanın etkilerinin uluslararası kamuoyuna anlatılması ve ablukanın kaldırılması için ortak mücadele yürütülmesi çağrıları öne çıktı.

Forumda ayrıca Küba'nın farklı ülkelerin bağımsızlık ve özgürlük mücadelelerine verdiği tarihsel destek hatırlatıldı. Fidel Castro'nun anti-emperyalist çizgisinin, halkların egemenliği ve sosyal adalet mücadelesi açısından günümüzde de önemini koruduğu vurgulandı.

ABD'li savaş gazilerinden Küba ve Filistin'e dayanışma

Küba ile uluslararası dayanışmanın bir başka örneği ise ABD'deki Barış İçin Gaziler (Veterans for Peace) kongresinde ortaya çıktı. Örgütün 175'ten fazla üyesi Küba ve Filistin halklarıyla dayanışmalarını yinelerken, Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Teşkilatı'nın (ICE) operasyonlarına ve göçmen işçilerin sınır dışı edilmesine karşı çıktı.

ABD genelinde yaklaşık 150 şubesi bulunan ve ağırlıklı olarak Vietnam Savaşı gazileri ile sağlık personelinden oluşan örgütün kongresinde, uluslararası çatışmalar, ABD dış politikasının sonuçları ve halklarla dayanışma çalışmaları ele alındı.

Gaziler ayrıca Vietnam Savaşı sırasında kullanılan Agent Orange adlı herbisite maruz kalan gaziler için tıbbi bakımın güvence altına alınmasını ve Vietnamlı mağdurların tedavi masraflarının ABD tarafından karşılanmasını talep ediyor.

Kongrede Küba açısından öne çıkan başlıklardan biri Vietnam heyetinin katılımı oldu. Vietnam Agent Orange/Dioxin Mağdurları Derneği Başkanı Dr. Nguyen Hong Son, Küba ile Vietnam arasındaki tarihsel dayanışmaya dikkat çekerek ülkesinin Küba'ya desteğini sürdüreceğini belirtti.

Kongrede Hands Off Cuba ve diğer dayanışma girişimlerinin ilaç, doğum öncesi vitaminleri ve diğer ihtiyaçların Küba'ya ulaştırılmasına yönelik çalışmalarının güçlendirilmesi çağrısı yapılırken, ABD Senatörü Marco Rubio'nun Küba'ya ve ülkeyle dayanışma gösteren Amerikalı aktivistlere yönelik suçlamalarını reddeden bir bildiri de kabul etti.

Küba enerji alanında alternatifler geliştiriyor

Ablukanın ağırlaştırdığı enerji sorunları karşısında Küba, bir yandan mevcut elektrik sistemini ayakta tutmaya çalışırken diğer yandan merkezi sisteme bağımlılığı azaltacak yenilenebilir enerji yatırımlarını geliştiriyor.

Bu kapsamda Villa Clara'da Küba'nın ilk hızlı ve ultra hızlı elektrikli araç şarj istasyonu hizmete girdi. Santa Clara'ya yaklaşık beş kilometre uzaklıkta, Ulusal Karayolu üzerinde kurulan tesis, Ulusal Elektrik Sistemi'nden bağımsız olarak güneş enerjisiyle çalışıyor.

Mikro, küçük ve orta ölçekli işletme Solguara tarafından kurulan istasyon yalnızca elektrikli araçlara değil, cep telefonları, vantilatörler ve şarj edilebilir lambalar gibi günlük ihtiyaçlara da enerji sağlıyor. Lambaların şarjından ücret alınmıyor.

Villa Clara'da daha önce de çeşitli güneş enerjisi tesisleri kurulmuştu. Bu yatırımlar, yalnızca elektrik üretimini artırmayı değil, elektrik kesintileri sırasında temel ihtiyaçların karşılanabileceği yerel ve merkezi olmayan enerji noktaları oluşturmayı da amaçlıyor. 

Son Küba Gerçeği