Ana içeriğe atla
0%

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Abluka Günlükleri 141 | 22 Temmuz 2026 Çarşamba

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 23.07.2026 , 17:51 "0 dakikalık okuma süresi"
ABD'nin 60 yılı aşkın süredir devam eden ablukasına ve ağırlaşan enerji krizine karşı Küba, direnişini kapsamlı reformlar ve yerel kalkınma hamleleriyle büyütüyor. Devlet Başkanı Díaz-Canel, "Teslim olmayacağız" diyerek sosyalizmi güçlendirme kararlılığını vurgularken, Washington'ın düşmanca politikaları ABD içinden de sert tepkiler alıyor.

Díaz-Canel: Küba teslim olmayacak, ablukaya rağmen ilerlemeye devam edecek

Küba Devlet Başkanı ve Küba Komünist Partisi Birinci Sekreteri Miguel Díaz-Canel Bermúdez, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi'nin demokratik ve adil uluslararası düzen konusundaki bağımsız uzmanı George Katrougalos'u Devrim Sarayı'nda kabul etti. Akademik temaslar kapsamında Küba'yı ziyaret eden Katrougalos ile yapılan görüşmede insan hakları, çok taraflılık ve ABD'nin Küba'ya yönelik abluka politikası ele alındı.

Díaz-Canel, Küba'nın insan haklarının korunması ve geliştirilmesi konusunda BM mekanizmalarıyla iş birliğini sürdüreceğini vurgularken, ABD'nin 60 yılı aşkın süredir uyguladığı ekonomik, ticari, mali ve son dönemde enerji alanına da yayılan ablukanın ülkenin karşı karşıya olduğu en büyük engel olduğunu belirtti. Bu politikanın insanlık tarihinin en uzun süreli abluka uygulamalarından biri olduğunu ifade eden Küba lideri, ülkesinin "teslim olmak yerine direnme ve kendi imkânlarıyla ilerleme" kararlılığını yineledi.

Görüşmede bulunan Dışişleri Bakanı Bruno Rodríguez Parrilla'nın yanı sıra, George Katrougalos da ziyaret süresince Küba makamlarının iş birliğinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Bağımsız uzman, uluslararası hukukun ciddi ihlallerle karşı karşıya olduğu günümüzde çok taraflılığın güçlendirilmesinin önemine dikkat çekerek, BM İnsan Hakları Konseyi'nin ABD ablukası ve enerji kısıtlamalarını hukuka aykırı bulan değerlendirmelerini hatırlattı. Uluslararası toplumun, bu politikaların Küba halkı üzerindeki etkilerine ilişkin farkındalığının giderek arttığını da ifade etti.

Katrougalos, ziyareti kapsamında Kübalı hukukçular, akademisyenler, sivil toplum temsilcileri ve BM yetkilileriyle görüşmeler gerçekleştirirken, Latin Amerika Tıp Fakültesi ile yaşlı ve dezavantajlı bireylere hizmet veren Quisicuaba Programı'nı da ziyaret etti. Küba Dışişleri Bakanlığı ise bu temasların, ülkenin BM'nin evrensel insan hakları mekanizmalarıyla yürüttüğü yapıcı diyalog ve çok taraflı iş birliğinin yeni bir göstergesi olduğunu vurguladı.

ABD'de Küba’ya yönelik ablukaya ve Rubio'nun söylemlerine tepki büyüyor

ABD'de siyasetçiler, gazeteciler, aktivistler ve sivil toplum temsilcileri, Dışişleri Bakanlığı'nın yayımladığı Küba karşıtı rapor ile Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun son açıklamalarına sert tepki gösterdi. Eleştirilerde, raporun Küba'ya yönelik düşmanca politikaları meşrulaştırmayı amaçladığı ve muhalif sesleri hedef aldığı vurgulandı.

Temsilciler Meclisi üyesi Don Beyer, raporu "paranoyak ve saçma" olarak nitelendirirken, savaş karşıtı Code Pink örgütü belgenin barış yanlısı çevrelere yönelik "siyasi amaçlı bir cadı avı" niteliği taşıdığını savundu. Kongre üyesi Mark Pocan da Washington'ın Küba politikasını eleştirerek yaptırımların sona erdirilmesi gerektiğini dile getirdi.

Code Pink'in kurucularından Medea Benjamin, raporu "tam bir çöp yığını" olarak değerlendirirken, gazeteci Rania Khalek ise Marco Rubio'nun söylemlerini McCarthyci anlayışın yeniden canlandırılması olarak yorumladı. Yakın zamanda Küba'yı ziyaret eden Kongre üyesi Delia C. Ramirez, Rubio'ya ABD'nin Latin Amerika'daki tarihsel müdahaleci politikalarını hatırlatarak Küba'yı hedef alan suçlamaları reddetti.

Temsilciler Meclisi üyesi Jim McGovern ise Kongre'de yaptığı konuşmada, ABD'nin altmış yılı aşkın süredir sürdürdüğü ekonomik ablukanın Küba halkı üzerindeki etkilerini "Gazze'nin yavaş çekimde yaşanan hali" sözleriyle tanımlayarak Washington'ın politikasına yönelik en sert eleştirilerden birini dile getirdi.

Díaz-Canel ABD kuşatması hakkında röportaj verdi

Küba Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel, RT'ye verdiği röportajda ülkenin ekonomik dönüşüm programını, ABD'nin ağırlaştırdığı ablukanın etkilerini ve Küba'nın uluslararası politikadaki tutumunu değerlendirdi. Díaz-Canel, ekonomiyi canlandırmak amacıyla hazırlanan 170'i aşkın dönüşümün sosyalizmi güçlendirmeyi hedeflediğini belirterek, bunların üretici güçleri serbest bırakmayı, zenginlik yaratmayı ve elde edilen kaynakları sosyal adalet temelinde dağıtmayı amaçladığını söyledi. Temmuz ayı sonuna kadar reformların büyük bölümünün uygulamaya alınacağını, önceliğin ise emekliler, düşük gelirli kesimler ve savunmasız gruplar olacağını ifade etti.

Cumhurbaşkanı, Küba'nın yalnızca 60 yılı aşkın ekonomik, ticari ve mali abluka ile değil, son dönemde ağırlaşan enerji ablukasıyla da karşı karşıya olduğunu vurgulayarak, bunun Küba halkına yönelik bir "toplu cezalandırma" politikası olduğunu söyledi. Yakıt sevkiyatlarının aylarca durması ve yabancı şirketlere yönelik ABD baskılarının üretim ile temel hizmetleri ciddi biçimde aksattığını belirten Díaz-Canel, tüm bu koşullara rağmen ülkenin teslim olmayacağını ve sosyalizmi geliştirmeye devam edeceğini dile getirdi.

Díaz-Canel, Küba'nın ekonomik dönüşüm sürecinde Çin ve Vietnam'ın deneyimlerinden yararlandığını ancak kendi tarihsel ve siyasi koşulları nedeniyle hiçbir modeli birebir kopyalamadığını belirterek, "kahramanca bir yaratım" anlayışıyla özgün bir yol izlediklerini ifade etti. Yabancı yatırımcıların ABD baskısıyla caydırılmaya çalışıldığını ancak buna rağmen birçok ülke ve şirketin Küba ile iş birliği yapmak istediğini söyleyen Cumhurbaşkanı, ülkenin ticaret yapma, yatırım çekme ve enerji satın alma hakkının hiçbir yaptırımla ortadan kaldırılamayacağını vurguladı.

Röportajda ABD ile ilişkiler konusuna da değinen Díaz-Canel, Küba'nın tarihsel olarak sorunların diyalog yoluyla çözülmesini savunduğunu belirtti. İdeolojik farklılıklara rağmen karşılıklı saygı, egemenliğe müdahale etmeme ve eşitlik temelinde bir ilişkinin mümkün olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı, ancak Washington'ın tehdit dili, yaptırımlar ve Küba'yı "solcu terörizmin merkezi" olarak göstermeye çalışan söylemlerinin bu süreci zorlaştırdığını söyledi.

Batı medyasını da eleştiren Díaz-Canel, ABD'nin Küba'ya yönelik çok boyutlu baskısını ideolojik, kültürel ve medya alanlarında yürüttüğünü savundu. Küba'nın yaşadığı ekonomik sıkıntıların gerçek nedeni olan ablukanın bilinçli biçimde gizlendiğini öne süren Devlet Başkanı, uluslararası kamuoyuna sunulan "başarısız devlet" söyleminin gerçeği çarpıttığını belirterek, bu medya stratejisinin yalnızca Küba'ya değil, Venezuela ve İran gibi ülkelere yönelik müdahaleleri meşrulaştırmak için de kullanıldığını ifade etti.

Fidel'in mirasıyla yetişen beyaz önlükler: Havana'da 1899 yeni sağlıkçı mezun oldu

Havana Tıp Bilimleri Üniversitesi (UCMLH), Başkomutan Fidel Castro Ruz'un doğumunun 100. yılı anısına düzenlenen törenle 1899 yeni sağlık profesyonelini mezun etti. Karl Marx Tiyatrosu'nda gerçekleştirilen törende 1160 doktor, 82 diş hekimi, 291 sağlık teknolojisi uzmanı ve farklı programlardan yüzlerce mezun diplomalarını aldı. Üniversite Rektörü Yoandra Muro Valle, mezunların COVID-19 salgını, gönüllü çalışmalar ve toplumsal hizmetlerde aktif rol üstlendiğini belirterek, yeni kuşağın halk sağlığına ve devrimci değerlere bağlı yetiştiğini vurguladı.

Törende, Fidel Castro'nun 1965 yılında Sierra Maestra'da gerçekleştirilen ilk devrimci doktorlar mezuniyetini anımsatan konuşmalar yapıldı. Latin Amerika Tıp Fakültesi'nden (ELAM) mezun olan Guyanalı Asaph Amad ise, Küba'da aldıkları eğitimin yalnızca mesleki bilgi değil, dayanışma, fedakârlık ve uluslararasıcılık ruhu kazandırdığını ifade ederek, mezunların ülkelerine "iki yuva ve iki aile" ile döndüklerini söyledi.

Etkinlikte akademik ve bilimsel başarı gösteren öğrenciler ödüllendirilirken, üniversitenin en başarılı mezunu Alejandra de la Cruz Moreno, hekimliğin yaşam kurtarma, acıyı dindirme ve umudu büyütme sorumluluğu taşıdığını vurguladı. Rektör Muro Valle, bu yıl mezunlar arasında 73 ülkeden öğrencilerin bulunduğunu belirterek, Küba'nın uluslararası dayanışma ve sağlık alanındaki eğitim misyonunu sürdürdüğünü ifade etti.

Remedios’ta 26 Temmuz öncesi mahalleler yeniden canlanıyor

Villa Clara iline bağlı Remedios kentinde, 26 Temmuz Ulusal İsyan Günü öncesinde hayata geçirilen iki yerel kalkınma projesi hem kamusal alanları yeniliyor hem de halka uygun fiyatlı hizmetler sunuyor. Yerel yönetim ve Küba Komünist Partisi'nin desteğiyle yürütülen girişimler, gençlere istihdam sağlarken yaşlılar ve dezavantajlı kesimlere yönelik sosyal hizmetleri de güçlendiriyor.

REMMAS projesi, 43 çalışanıyla faaliyet gösterirken Aile Bakım Sistemi kapsamında yaşlılara günlük yemek hizmeti sunuyor. "El Conquistador" projesi ise unlu mamul üretiminin yanı sıra, uzun süredir atıl durumda bulunan Gençlik Parkı'nı yeniden halkın kullanımına kazandırdı ve bölgedeki işsiz gençlere istihdam yarattı.

Kübalı yetkililer, bu girişimlerin yalnızca fiziki dönüşüm sağlamadığını, aynı zamanda mahallelerde yaşam kalitesini yükselten, dayanışmayı güçlendiren ve toplumsal refahı artıran örnekler oluşturduğunu vurguladı. Remedios'ta elde edilen bu kazanımların korunmasının ise tüm toplumun ortak sorumluluğu olduğu ifade edildi.

Küba'da reform süreci için ulusal seferberlik

Küba'da Ulusal Halk Gücü Meclisi tarafından onaylanan ekonomik ve sosyal dönüşümlerin hayata geçirilmesini hızlandırmak amacıyla Başbakan Manuel Marrero Cruz başkanlığında ulusal hükümet semineri düzenlendi. Video konferans yoluyla gerçekleştirilen toplantıda Marrero, reformların başarısının iyi bir hazırlık sürecine bağlı olduğunu belirterek, özellikle belediyelerin dönüşümlerin uygulanmasında kilit rol üstleneceğini vurguladı.

Seminerde, sosyalist devlet işletmelerinin yeniden yapılandırılması, devlet dışı ekonomik aktörlerin rolü, mülkiyet ilişkileri, bankacılık ve finans sistemi, dış yatırımlar, dış ticaret, turizm, tarım, ulaştırma, ticaret ve gastronomi alanlarında uygulanacak reformlar ele alındı. Ayrıca belediye özerkliği, vergi ve fiyat politikaları ile sosyal, çalışma ve ücret düzenlemelerine ilişkin dönüşümlerin ayrıntıları paylaşıldı.

Yetkililer, reform sürecinin en kritik aşamasının uygulama dönemi olduğuna dikkat çekerek, tüm kurumların görevlerini netleştirmesi, yerel yönetimlerle koordinasyonun güçlendirilmesi ve halka doğru bilgilendirme yapılmasının önemini vurguladı. Başbakan Marrero, reformların başarıya ulaşabilmesi için etkin koordinasyon, sürekli denetim ve çalışma mekanizmalarının güncellenmesinin zorunlu olduğunu ifade etti. Seminer, merkezi yönetimden il ve belediye düzeyindeki yöneticilere kadar geniş katılımla gerçekleştirildi.

Küba Ulusal Elektrik Sistemi'nde güncel durum

Dün, yetersiz üretim kapasitesi nedeniyle sabahın erken saatleri de dahil olmak üzere 24 saat boyunca elektrik kesintisi yaşandı. En büyük kesinti, saat 22.40'ta 2223 MW'lık bir kapasite kaybıyla gerçekleşti ve ülkenin tüm illerini etkiledi. Bugün ise tahmini 2155 MW'lık bir kesinti bekleniyor.

54 adet güneş enerjisi santrali dün toplam 4824 MW/saat enerji üretti ve maksimum güç saatte 892 MW'a ulaştı.

Dün Küba’da ne kadar elektrik açığı yaşandı?

Gece en yüksek tüketim anında beklenen

  • Enerji arzı: 1080 MW
  • Talep: 3200 MW
  • Hizmet kesintisi: 2150 MW

soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri ve özel haberlerimizi kaçırmayın.
 

Son Küba Gerçeği