Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Zümrüt Hanım'ın Yadigârları: Bir hayaletin peşinde iç dökme sanatı

Büyücülerin ve hayaletlerin fantastik dünyasından, çocuk seslerinin yankılandığı oldukça sıradan geniş aile akşam yemeğine uzanan bir arayış hikayesi…

Bora Uğur

Yayın Tarihi: 20.11.2023 , 20:35 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

“Orada, kendi hayaletinle de karşılaşıyorsun. Olabileceğin bütün potansiyelleri içinde barındıran bir hayalet bu. Ama bu benim hayaletimin hikayesi değil, Zümrüt Hanım’ın hayaletinin hikayesi.”

Kadıköy tiyatrolarında bir hayalet dolaşıyor desek abartmış olmayız. Buğra Can Şahin’in yazıp yönettiği oyun, seyircisini Zümrüt Hanım’ın hayaletinin peşinde eşsiz bir maceraya çıkarıyor.

Büyücülerin ve hayaletlerin fantastik dünyasından, çocuk seslerinin yankılandığı oldukça sıradan geniş aile akşam yemeğine uzanan bir arayış hikayesi… Oyun, çekmecenin en altına itelediğimiz, unutulmaya yüz tutmuş eski aile fotoğraflarının tozunu seyirciye doğru üflemekle yetinmiyor. Fotoğrafları astronotlar eşliğinde adeta uzaya fırlatıyor.

Her şey büyük babaannesi Zümrüt Hanım’ın 90 yıllık evinin yıkılacağını öğrenen tiyatrocu Deniz’in üçüncü derece kuzenleri Aleyna ve Leyla’yla evin önünde karşılaşmasıyla başlıyor. Üç kuzenin hayaletten kurtulma çabalarına, kendileriyle birlikte birbirlerini tanıma ve ailelerinin geçmişiyle yüzleşme süreçleri eşlik ediyor.

Geçmişin anla iç içe geçtiği oyunda, 105 yaşında ölen Zümrüt Hanım’ın hayatının toplumsal kırılma anlarındaki iz düşümleri anlatımı oldukça güçlendiriyor. Ailenin tarihi, alegorik bir biçimde ülke hatta el yükselterek insanlık tarihine karışıyor, ailenin iç çelişkileri medeniyetin kadim sorularıyla bütünleşiyor. Karakter gelişimleri birey-toplum diyalektiği üzerine kurulu olduğu için seyirciye atılan oltaların kolektif anılarımıza, travmalarımıza ve yaşamlarımıza takılmaması imkansız hale geliyor. Amiyane tabirle oyunu seyreden herkes kendinden, kendi ailesinden bir şey bulabiliyor.

Yüksek temposu, özgün metni ve sağlam yapısı ile seyircisini kendi gerçekliğine kolaylıkla çeken Zümrüt Hanım’ın Yadigarları; bazen Brechtyen bir efektle bazense beklenmedik bir muziplikle sık sık rüyadan uyanmamızı sağlıyor. Metin ve oyuncular bu manevrayı öylesine keskin gerçekleştiriyor ki, bazı sahnelerde riskli bir biçimde oyunun iç tutarlılığı ince bir ip üzerinde ilerliyor.

Başından itibaren karakterler için tekrar eden “Eğer gerçekten içini dökseydi muhtemelen şunları söyleyecekti.” kalıbı, akışı yararak boyutlandırıyor. Varyeteler arasındaki salınımın üzerine kurulu olan oyun, içimizden geçenler ile bunu yansıtış biçimlerimizin muhasebesini yapmaya itiyor. Geceleri tavana bakarak söyleyemediğimiz için hayıflandığımız tüm cümlelerle bizi baş başa bırakıyor. İçimizi dökmemiz için bize bir davet sunuyor.

Buğra Can Şahin’in yazıp yönettiği, Gupse Esila Ay, Laçin Ergül ve Şevval Antep’in oynadığı, Bülent Gültekin’in dramaturgluğunu üstlendiği Tayfa Performans’ın ilk oyunu olan Zümrüt Hanım’ın Yadigârları Tiyatro 34 sahnesinde seyircilerini bekliyor.  
 

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.