Skip to main content
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Yükleniyor...

Yurt dışı oylarını 'güvenli' sanıyorsanız çok yanılıyorsunuz: 'Yaşadıklarım hiç iç açıcı değil'

Türkiye’nin şu an tek gündemi var: 14 Mayıs seçimleri… Bir ülkenin kaderinin tamamıyla seçimlere bağlanması ne kadar doğru ve mantıklı bu ayrı bir tartışma konusu. Yazının konusu ise bambaşka.

Hakan Erol

Yayın Tarihi: 04.05.2023 , 10:30 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

Yalnızca Türkiye’de değil, yurt dışında da durum aynı şekilde. Hangi masada otursanız, nereye gitseniz, nasıl bir ortamda olursanız olun sohbetin sonu mutlaka seçimlere bağlanıyor ve hararetli tartışmalara sahne oluyor.

Önce istatistiklere göz atalım…

YSK verilerine göre, 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yurt dışında 2 milyon 798 bin kayıtlı seçmen varmış. Oy kullanan seçmen sayısı ise yalnızca 232 bin imiş. Bu sayı 24 Haziran 2018 seçimlerinde 3 milyon 44 bin kayıtlı seçmene ve 1 milyon 525 bin de oy kullanan seçmene yükselmiş.

Bu yıl ise seçmen kütüğüne kayıtlı 3 milyon 416 bin seçmen var. Son haberlere göre ise, oy verme işlemlerinde rekor kırılmış ve 800 bin seçmen oy kullanmış.

Şuna geleceğim…

Böylesine bir seçimde, elbette ki yurt dışı oylarının da büyük bir önemi bulunuyor. Lafı uzatmadan, daha çok yeni bir şekilde yurt dışında yaşamaya başlamış biri olarak burada seçim sandıklarına dair gözlemlerimi anlatmak istiyorum, zira durum çok da iç açıcı değil.

Daha önce Türkiye’deki seçimlerde defalarca kez sandık başında durmuş, görevler almış biri olarak söylemem gerekiyor ki, yurt dışı oylama sisteminde büyük bir boşluk bulunuyor.

Almanya’da Frankfurt Konsolosluğu’nda oyumu kullandım. Konsolosluğun yan tarafında çadırlar ve içlerine ise sandıklar kurulmuş. İçeri girerken T.C kimliklerinizi çıkarmanızı ve göstermenizi istiyorlar. Çantanız varsa da göz ucuyla bir gözünü açtırdıktan sonra “geçebilirsiniz” diyorlar. İçerisi ise tam bir curcuna. Herkes her bir yerde. Kırmızı yelek giymiş görevliler var, onlar oy kullanmak için gelen insanları yönlendiriyorlar. Öğrendim ki, bu görevliler konsoloslukta çalışanlar değil, özel bir güvenlik firmasının çalışanlarıymış. Ve kimin görevli kimin sıradan insan olduğu anlaşılmıyor (Kırmızı yelekliler hariç). Sandıklarda duran görevlilerin çoğunun boyunlarına astıkları yaka kartları ters bir şekilde dönmüş vaziyette duruyor. Belki yoğunluktandır, kendilerine bakamıyorlardır deyip bunu mazur görüyorum.

Ama asıl noktaya geliyorum…

Oy verme işlemi için sandık yerinize gittiğinizde sandık başkanı sizden kimliğinizi istiyor, veriyorsunuz. Sandık başkanı dahil masada oturan üç kişi bulunuyor. Ayakta dolaşanlar, çadırın yanında sigara içenlerin görevli mi, parti müşahitleri mi olduklarını anlamak zor. Neyse biz konumuza dönelim, sandık başkanının önünde bir laptop var, ne yaptığını görme şansınız bulunmuyor. Yan tarafındaki görevli ise önündeki boş kağıtlarla, bir önceki seçmenin bilgileriyle ilgileniyor. Yani sandık başkanı o bilgisayarla baş başa kalıyor. Sandık başkanı, “oyunuzu kullanabilirsiniz” dedikten sonra evraklarınızı alıp sıraya geçiyorsunuz. Üzerinizde telefon varsa bırakmanız isteniyor, birçok kişinin bırakmadığını gördüm, çünkü zaten üst araması yapılmıyor. Benden de çantamı yanlarına bırakmam istendi, bıraktım. Oy kullanma işlemim sırasında çantamın sahibinin arandığını ve kargaşa arasında arka tarafa atılmakta olduğunu görünce müdahale ettim ve çantamı geri aldım. Dedim ya, ortalık tam bir curcuna…

Oyumu kullandıktan sonra sandık başkanının yanındaki görevli T.C kimlik kartımdaki bilgileri boş bir beyaz kağıda dolduruyordu. Yani herhangi bir seçmen listesi yoktu. Oraya sıfırdan isimler ve bilgiler yazılıyordu. Benim bilgilerim yazılırken, yanımdaki bir vatandaş kimlik kartını üçüncü görevliye uzattı. Sandık görevlisi ise, “Yalnızca sandık başkanına verebilirsiniz kimliğinizi, o inceleyecek” deyip hanımefendiye kimliğini geri uzattı. Sandık başkanı telefonuyla meşgul olduğu için bir süre uzatılan kimliği almadı. Kafasını kaldırdığında kimliği aldı, bilgisayardan yine bir şeyler yaptı ve “tamam” dedi. Yani ondan gelecek “tamam” işareti olmadan oy kullanma işlemi gerçekleşmiyor…

Dikkat etmek istediğim noktalardan birisi de burası…

Bir kişinin “onayı” ile oy kullanıp kullanamayacağınız belirleniyor. Bu sırada bilgisayarda işaretleme yapıldı mı yapılmadı mı bilmiyorum. Zira başkanın laptopuna kendisinden başka bakan da bulunmuyordu… Bu da “mükerrer oy” tehdidini artırıyor. Zira, sandık başkanı kötü niyetli olduğu takdirde, burada oy kullanan biri -sisteme işaretleme yapılmadan- başka bir sandıkta da oyunu kullanabilir. Sistem buna çok müsait.

Boş kağıda atılan imzalarda da durum vahim. Bilgiler yanlış giriliyor, herkes herkesin yerine imza atabiliyor. 5 dakika içinde birçok olaya şahit oldum:

-Kendisinden bir önce oyunu kullanmış bir kişinin kendisinin isminin karşılığındaki yere imza attığını fark eden bir yurttaşa, sandık görevlisinin “siz de onun yerine imza atın, bir şey olmaz” dediğini,

-Kimlikleri karıştıran sandık görevlilerinin kimlik sahiplerinin “bu kimlik benim” demesine rağmen, ısrarla “sandık başkanı bana bu kimliği verdi, siz bana vermediniz” diye anlamsızca ve manasızca çıkışmasını,

-Boş kağıda yazılan yanlış bilgilerin, seçmenlerce düzeltildiğini, görevlilerin, “aa evet, yanlış yazmışım” deme rahatlığını gösterdiğini,

-Oy vermek için gelen birinin bilgisayarda kaydının çıkmamasına rağmen, “bu defalık kullanabilirsiniz” denildiğini,

-Ve, o bahsettiğim, bilgilerimizle doldurulan boş kağıtlar için bir görevlinin, yaptığı hatadan sonra “nasıl olsa çok önemli değil bu kağıt, biz bunu siz ‘imza atmayacak mıyım’ gibi sorular sormayın diye attırıyoruz” diye söylediğini de,

duydum ve gördüm.

Öte yandan, yurt dışı sandıklarında görevli olan memurlardan sandık başına bir kişinin Diyanet’ten görevli olduğunu da geçerken not edelim. Almanya’daki CHP’li arkadaşlara konuyu sorduğumda, bunun doğru olduğunu, buna anlam veremediklerini söylediler. Ancak anladığım kadarıyla parti olarak bu duruma müdahale edilmemiş…

Bunların dışında sandık başlarında tespih çekip dua okuyan da vardı. Konsolosluk önünde Rabia işaretleri yaparak fotoğraflar çekilenler de… Bunları yapanlara karşı tek bir itiraz ya da uyarı da yoktu üstelik…

Ben bu gözlemimi en sade haliyle Twitter hesabımdan paylaştım. Bana genel anlamda iki soru geldi. Birincisi, oy kullanmaya gidecekleri korkuttuğum yönünde… İkincisi ise tüm bu gördüklerime neden “itiraz” etmediğime dairdi…

İlk olarak, hayatımda ilk kez Kılıçdaroğlu’na oy veren biri olarak, sandığa giden seçmenleri nasıl korkutmuş olabilirim? Bir durum tespiti yapıyorum, gördüğüm sıkıntıları, sistemdeki boşlukları anlatıyorum ve muhalefetin bir şekilde daha dikkatli olması gerektiğini vurguluyorum. Temiz ve steril bir şekilde AKP’li yıllarda bu ülkede seçimlerin yapılmadığını anımsatmama hiç gerek yok sanırım.

Peki, neden bir şeylere müdahale etmedim? Hiçbir şeye müdahale etmedim, zira orada bir gazeteci olarak gözlem yaptım ve haber topladım. Benim tek başıma bu duruma itiraz etmem, orada hiçbir şeyi değiştirmeyecekti. Oyunun kuralları baştan yazılmıştı ve bir kişinin itirazıyla kurallar yeniden belirlenmeyecekti. Ama bu gördüklerimi aktarmak en azından bazı kulakları çınlatabilecek ve olaylara müdahale etmenin önünü açabilirdi, nitekim ben de bunu yaptım.

Almanya’da 1 milyon 500 bin üzerinde kayıtlı seçmenin bulunuyor. Çok büyük bir seçmen kitlesinden bahsediyoruz. Burada her şeyin bembeyaz ve saflıkla geçmeyeceği malum, hele de 21 yıllık sicili kabarık AKP’nin, iktidarının tüm gücünü kullandığı bir ortamda… Bu yüzden gözümüzü dört açmamız gerektiği muhakkak.

Bu anlattıklarım oy kullanma işleminde yaşananlardı. Daha 9 Mayıs’ta kapanacak sandıkların nasıl muhafaza edileceği, buradaki sandıkların uçakla Ankara’ya gönderilme süreci ve buradaki güvenlik, sandıkların 5 gün Ankara’da bekletilmesi gibi ayrı ayrı soru işaretleri bulunuyor.

Muhalefet, sandık konusunda kendisine çok güveniyor, “her şey yolunda” mesajı veriyor ama 21 yıllık iktidarını öyle kolay kolay bırakmak istemeyecek bir AKP ile yarıştıklarını unutmamaları gerekiyor.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.