Skip to main content
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

'Yunanistan'da işçilerin mücadelesine güç verecek radikal bir akım oluşuyor'

Yunanistan Komünist Partisi Merkez Komitesi Siyasi Büro Üyesi Marinos, partinin yerel seçimlerdeki başarısı, Yunanistan'da yaşanan sel felaketi ve Filistin'deki gelişmelere ilişkin soruları yanıtladı.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 24.10.2023 , 18:44 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

23. Uluslararası Komünist ve İşçi Partileri Toplantısı, Türkiye Komünist Partisi’nin (TKP) ev sahipliğinde bu yıl İzmir'de yapıldı.

20-22 Ekim tarihleri arasında yapılan toplantıya katılan Yunanistan Komünist Partisi (YKP) delegelerinden Merkez Komitesi Siyasi Büro Üyesi Giorgos Marinos, partinin yerel seçimlerdeki başarısı, Yunanistan'da yaşanan sel felaketi, Filistin'deki son gelişmeler ve Politeknik direnişinin 50. yıl dönümüne dair soL'un sorularını yanıtladı.

Yerel seçimlerde elde ettiğiniz sonuçlardan dolayı sizi kutluyoruz. YKP, halkın umutlu bir geleceğe kavuşması için mücadele veriyor. Bu seçimleri genel olarak nasıl değerlendiriyorsunuz? YKP'nin bu seçim sonuçlarını nasıl karşıladığını bizimle paylaşabilir misiniz?

soL'un bugünkü röportajı vesilesiyle, Türkiye Komünist Partisi TKP'ye bize sağladığı fırsat ve tabii ki 23. IMCWP'nin organizasyonu için içtenlikle teşekkür etmemize izin verin.

Gerçekten de Yunanistan Komünist Partisi sert siyasi mücadeleler, seçim savaşları verdi. Geçtiğimiz dönem boyunca YKP, işçi ve halk mücadelelerinin ön saflarında yer aldı. Maaşların ve emekli maaşlarının arttırılması, ücretsiz eğitim ve sağlık hizmetleri için, sert vergi tedbirlerine karşı mücadele etti. Yunanistan'ın Ukrayna'da ABD-NATO-AB ve kapitalist Rusya arasında yürütülen emperyalist savaştan ayrılması için mücadele etti. YKP, halka karşı çok sert tedbirler uygulayan Yeni Demokrasi hükümetinin halk karşıtı politikalarına karşı mücadelenin ön saflarında yer aldı. Yunanistan'da sosyal demokrasinin, SYRIZA ve PASOK'un ve aynı zamanda aşırı sağcı faşist oluşumların rolünü ifşa etti.

Tüm bu yıllar boyunca YKP'nin mücadelesi halka yeni değerler kazandırdı. Mücadelesi takdir edildi. Bu da her şeyden önce sendikalarda, sınıf odaklı güçlerin, PAME (Tüm İşçilerin Militan Cephesi) güçlerinin takviyesiyle vücut buldu. PAME bugün özel ve kamu sektöründeki iki konfederasyonda ikinci sırada, büyük sendikal örgütlerde ise birinci sırada yer almaktadır. YKP ve YKG'nin, yani Yunanistan Komünist Gençliği'nin mücadelesi, YKG'nin desteklediği listelerin ilk sırada yer aldığı üniversite öğrenci seçimleri sırasında takdir edildi.

Bu mücadele, Partimizin yüzde 7,7 oranında oy alarak yüzbinlerce oy aldığı ve 21 milletvekili çıkardığı Mayıs ve Haziran aylarındaki son genel seçimlerde de takdirle karşılanmıştır. Bölgesel ve yerel seçimler de bu bağlamda gerçekleşti ve önemli bir sonuç ortaya çıktı. Komünistler, güçler arasındaki korelasyonun negatif olduğunu asla unutmazlar; ancak bu koşullar altında, YKP güçlerinin bölgesel seçimlerde yüzde 10'dan fazla oy alması, birçok şehirde yüksek çift haneli yüzdeler elde etmesi, ülkenin en büyük belediyesi olan Atina Belediyesi'nde ve diğerlerinde yüksek yüzdeler elde etmesi ve elbette ülke çapında 6 komünist belediye başkanı çıkarması çok önemlidir. İlk turda komünist belediye başkanının yüzde 41'den fazla oy aldığı ve ikinci turda zaferinin tamamlandığı Patras belediyesini 3. kez kazanmamız büyük önem taşımaktadır ve Patras'ın bir kez daha komünist bir belediye başkanı olmuştur. Ve tekrar ediyorum ki Patras ülkemizin en büyük 3. şehridir. Halkın bize verdiği bu güçle, bu barbar kapitalist sisteme; savaşlara, yoksulluğa ve işsizliğe yol açan bu sisteme karşı mücadelemizi daha da ileriye götürüyoruz. Hükümetin halk düşmanı politikalarına ve sermayenin her türlü yöneticisine karşı mücadeleye devam ediyoruz.

Geçtiğimiz haftalarda, Yunanistan'ın birçok bölgesi can kaybı ve yaralanmalara neden olan sellerden etkilendi. Kayıplar için derin üzüntümüzü ifade ediyoruz. Tam olarak neler yaşandığını ve yağışların nasıl bu derece yıkıcı sonuçlara neden olduğunu açıklayabilir misiniz?

Başta orman yangınları olmak üzere, geçmiş yıllarda ve özellikle de bu yıl meydana gelen hasarlar, ardından gelen sel felaketlerinde olduğu gibi çok büyüktü. Kayıplarımız oldu. Özellikle Teselya ve Kuzey Eğriboz bölgeleri ciddi zarar gördü.

Bu ilk değil. Tekrar ediyorum bu olayların sonuçları, neo-liberal ya da sosyal demokrat, tüm hükümetlerin halk düşmanı politikalarının sonucudur. Neden bu hasarlar yaşandı?

Yani, ölen insanların yasını tuttuk, haksız yere hayatını kaybeden insanların yasını tuttuk. Yüzlerce, binlerce evin sular altında kaldığını, mahsullerin zarar gördüğünü gördük. İnsanlarımız acı çekiyor. Mevcut hükümetin ve daha önceki neoliberal ya da sosyal demokrat tüm hükümetlerin halk karşıtı politikalarının ağır sonuçlarından muzdaripler.

Herkes merak ediyor: bu zarar neden oldu? Ve biz, halkın yanında en önde duran, pratik dayanışmalarını ifade eden ve halkın yeniden ayağa kalkmasına yardımcı olan komünistler, cevap veriyoruz: halkın ihtiyaçları; kapitalist sistem ve yöneticileri ve Avrupa Birliği tarafından bir maliyet olarak görülüyor. Onlar böyle görüyorlar, insanların ihtiyaçları ve hakları bir maliyet olarak görülüyor. Ve büyük sermayenin ihtiyaçlarına ve lehine olan önlemlere öncelik veriliyor. Bu temelde yangın ve selden korunma önlemleri almadılar. Ülkeyi depreme karşı korumadılar. Burada, Türkiye'de de böyle oldu; feci deprem on binlerce can kaybına ve büyük hasara yol açtı. Bunun altını çiziyoruz çünkü YKP ve YKG burada, Türkiye'de, yoldaşlarımızla, komünistlerle, TKP üye ve kadrolarıyla, Türkiye Komünist Partisi'nin dostlarıyla birlikte, dayanışmamızı ifade ettiğimiz Türk halkının yanındaydı. Yani bugün, halklarımızın güvenliği ve hayatlarının korunması için; kapitalist sisteme, kâr ölçütüne karşı, yeni, sosyalist toplumun inşası için mücadeleyi güçlendirecek bir yönelimle, sel, yangın ve depremden korunma önlemlerini kararlılıkla talep etmek gerekiyor.

Yunanistan'da pratikte egemen politikaya karşı çıkan radikal bir akımın oluşmakta olduğunu ve güçler arasındaki olumsuz korelasyona rağmen bunun çok önemli olduğunu vurguladığımızı belirtmeliyim. Bu akım güçlenecek ve işçilerin-halkın mücadelesine güç verecektir.

Bölgemiz bir kez daha büyük bir savaşın eşiğine geldi. Filistin topraklarında yaşanan saldırılar son derece kaygı verici. Miçotakis'in sonradan ertelenen İsrail ziyareti, gerçekleşmese bile kendisinin bu konudaki pozisyonu hakkında fikir veriyor. Gazze'deki saldırılar konusunda Yunanistan'daki burjuva iktidarının pozisyonunu nasıl açıklarsınız? Yunanistan hükümetinin bu sürece dahil olması hakkında ne düşünüyorsunuz?

Komünistler yıllardır, on yıllardır Filistin halkının haklı mücadelesini desteklemektedir. Filistin halkıyla tam dayanışma içinde olduklarını ifade ederler. İsrail işgalini kınıyorlar; on binlerce insanın ölümüne, sakat kalmasına yol açan, Filistinlileri topraklarını terk etmeye zorlayan, mültecilere, binlerce siyasi mahkuma, binlerce insanın tutuklanmasına sebep olan bu barbarca işgali kınıyorlar. Zorlu bir mücadele yürütüyoruz. Dün 23. IMCWP'nin İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik saldırısını kınayan ve bu suçun, bu soykırımın derhal durdurulmasını talep eden ortak bir bildiri yayınlaması  oldukça önemlidir. Sadece bu soykırımın derhal durdurulmasını değil, aynı zamanda işgalin de durdurulmasını ve 1967 sınırlarında başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız, yaşanabilir, tek bir Filistin devletinin tanınmasını talep ediyoruz. İsrail devletini destekleyen ABD, NATO ve AB bahanelerin arkasına saklanamaz. Asıl teröristler, halkın ensesine basıp bu işgalci barbar durumu dayatanlardır. İşte bu nedenle, Filistin için özgürlük talep eden bizler, halklar ve gençler, dünyada ve Yunanistan'da, Atina'da, Selanik'te ve başka şehirlerde kitlesel eylemler düzenliyoruz. 

Miçotakis'in İsrail'e gitmeyi başaramadığını da eklemek isterim. Güçlü protestolar vardı. YKP, her şeyden önce, Yunan hükümetini, ABD-NATO-AB ve İsrail'in Filistin halkına karşı yürüttüğü bu savaşa dahil olduğu için kınamıştır ve kınamaktadır. Partimiz Yunanistan'ın derhal savaştan çekilmesini, İsrail'e verilen desteğin durdurulmasını talep etmekte ve hükümeti kınayarak Başbakan Miçotakis'in İsrail'i ziyaret etmemesi gerektiğini gündeme getirmektedir. Şu ana kadar İsrail'e gitmedi.

Son olarak, Yunanistan emekçi halkının tarihinde onurlu bir yeri olan Politeknik ayaklanmasının 50. yıl dönümüne yaklaşıyoruz. Bu ayaklanmadan bugün için ne dersler çıkarılabilir? Bu direnişin, YKP'nin mücadelesine etkisini nasıl değerlendirirsiniz? Bugün iktidarın sık sık sözünü ettiği mali istikrar sizin ve Yunanistan'ın emekçi halkı için ne anlama geliyor?

Gerçekten de bu tarihi bir mücadeleydi, üniversite öğrencilerinin ve gençliğin, işçi sınıfının ve Atina halkının katılımı ve desteğiyle 1967'de dayatılan askeri diktatörlüğe kararlı bir yanıt verdiği büyük bir ayaklanmaydı. Bu mücadele Kasım 1973'te cuntanın düşüşüne damgasını vurdu. Bu nedenle, bu yıl Politeknik ayaklanmasının 50. yıldönümünü anacak ve askeri diktatörlüğe, ABD'ye ve NATO'ya karşı çıkan ve bu anti-demokratik rejimin devrilmesini talep eden militanları, ölenleri saygıyla anacağız. Politeknik ayaklanmasının 50. yıldönümünü, işçilerin-halkın mücadelesini güçlendirmek, sermaye ve onun iktidarına kararlı bir şekilde karşı koymak ve çatışmak, kapitalist barbarlığın yıkılmasının önünü açmak için; yeni, sosyalist-komünist toplum için yeni mücadelelerle onurlandıracağız. Yunanistan'ın NATO-ABD planlarına dahil edilmesine karşı, AB planlarına karşı, diğer halklarla barış içinde yaşayabilmek için; işçi sınıfının, küçük çiftçilerin, serbest meslek sahiplerinin, gençlerin lehine karşılıklı yarar sağlayan ilişkilere sahip olmak için mücadele edeceğiz. Politeknik ayaklanması ve halkın ve gençliğin tarihe kaydedilmiş diğer mücadeleler, bu yeni mücadeleler için bir mirastır.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.