Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Yok başka Cehennem…

700 yıl öncesinden bize ulaşan bu destanın Cehennem’i adalet kantarının öznel bir ayarıdır ama şunu da hatırlatır: Yok başka cehennem işte…

Fide Lale Durak

Yayın Tarihi: 12.02.2023 , 12:29 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

Eugéne Delacroix, 1822, “Dante’nin Gemisi”, Louvre – Paris.

Dante, İlahi Komedya’yı Floransa’dan sürgün edildiği 1308 – 1321 yılları arasında yazmıştı. Sürgün edilmeden önce Floransa’da bir politik akımın temsilcilerindendi. Hayatı boyunca haksız bulduğu bu siyasi cezanın üzüntüsüyle, memleketine hiç dönemeden, kalan 20 yılını sürgünde geçirdi ve 1321 yılında sıtmadan öldü. Dante, İlahi Komedya’yı İtalyan halkını aydınlatmak için yazdı, aslında bir idealist sayılırdı. Sürgün yıllarında Tanrı’ya daha çok sığınır ve kendini Tanrı’nın adaletiyle avutur olduğu için anlatısı aynı zamanda dinsel bir ezoteridir. 

Dante’nin, aklı temsil eden Vergilius’un rehberliğinde Cehennem, Araf ve Cennet’e yaptığı toplam yedi günlük bu düşsel gezinin en çarpıcı bölümü Cehennem’dir.  Aşağı doğru daralan bir koni şeklinde olan cehennem dokuz kattan (daireden) oluşur ve her kat ayrı bir suça ayrılır. Dante’ye göre, insanların cezalandırılmasının sebebi Tanrı değildir. Onlar yeryüzünde işledikleri suçlar nedeniyle, bir bakıma kendi tercihlerinden ötürü cehenneme giderler. İşlenen suçun büyüklüğüne paralel olarak ceza da ağırlaşır. Dokuzuncu katta en ağır suçu işleyenler yer alır: Hainler!

Dante’nin eşsiz eseri, Botticelli’den Michelangelo’ya, Gustave Doré’den Dali’ye birçok ressama; Schumann, Franz Liszt gibi bestecilere; Ezra Pound, T. S. Eliot gibi şairlere ve daha pek çok sanatçıya ilham olur. “Halka Yol Gösteren Özgürlük” resmiyle tanınan Delacroix’nın da ilk önemli eserlerinden biri, yine İlahi Komedya’dan esinle yaptığı “Dante’nin Gemisi”dir. Delacroix, resmin konusu için Cehennem’den sekizinci kantoyu (beşinci daire) seçmiştir. Sekizinci kantoda, Dante’nin Vergilius ile çamurlu dalgaları olan Sytx nehrinden geçerken tanıdık bir yüze rastlaması anlatılır. Dante’nin cehennemde denk geldiği kişi, sürgüne gönderildiğinde Floransa’daki mallarının üzerine çöken politikacı Filippo Argenti’dir.  Şöyle tanımlar onu: 

“Gördüğün adam yeryüzünde kurumlunun tekiydi;
küçücük bir iyilik izi süslemez belleğini:
bu nedenle buradaki gölgesi bunca öfkeli.
Yeryüzünde kendini kral sanan birçok kişi,
buraya gelince domuzlar gibi pisliğe bulanacak
ardında horgörüden başka bir şey bırakmayacak.”

Delacroix’nın bu resmi Neoklasisizmden Romantizme geçiş unsurları barındırır. Dikey figürlerin etrafında oluşturulan yatay kompozisyon Fransız neoklasik resim geleneği ile uyumludur ama figürlerin ele alınışları itibariyle bilinçli bir şekilde ondan ayrılır. Tasvir edilen figürlerin psikolojileri iç içe ya da çatışan duygularla birlikte oluşturulur. Dante ve Vergilius’un duygularındaki zıtlık dramayı artırmak için tercih edilmiştir. Vergilius’un kendini çevreleyen dehşetten ayrıksı duruşu, Dante’nin korku ve endişesini dengelemektedir. Yanan şehrin kırmızılığı ve sis, Dante’nin kukuletasının kırmızı olması sayesinde daha çok fark edilir. Bu güçlü renk Phlegyas’da (sandalcı, beşinci dairenin bekçisi) dalgalanan mavi ile Vergilius’un etrafını sarar. Bu sayede Vergilius’un ayrıksılığı pekişir. Hem temsil ettiği değerler hem de şairliği nedeniyle kutsal defne tacını takan Vergilius, bu lanetli yerde saf beyazlığını saklayacak şekilde örtünmüştür ama yine de karanlığın ortasında bir uyanış gibi omzundan taşar. 

Dante ve Vergilius’un etrafını tehlikeli bir şekilde saran kargaşa, nehrin ortasında her yanı açık olan sandalı bile klostrofobi hissedilebilecek bir yere çevirir. Öfkeyle birbirlerine saldıranlar birbirlerine öyle odaklanmışlardır ki yanlarından geçenlerin farkında değillerdir. Bir yandan kendinden geçerek sandalı ısıran adamın bilinçsizliği dehşet uyandırır, diğer taraftan, belki de resmin en iyi portresi olan, arkadaki bir lanetli sandala çıkmaya çalışmaktadır. Sandalın sol önünde, acı ile mest arasında bir duyguda uzanan çıplak figür, Géricault’nun “Medusa’nın Salı” resminden alınmıştır.  “Medusa’nın Salı”nda, gerçek bir deniz kazasının ardından zenginlerin filikalarla kaçması ve geride bıraktığı insanların hayatta kalma mücadelesi, yani bu dünyada yaşanmış bir cehennem anlatılmıştı. Delacroix ise Dante’nin düşsel cehennemini tasvir etmektedir. 

Belki de Delacroix, Dante’nin düşsel gezisinin dünyasallık bağlantısını kavradığı için resimsel olarak benzer bir ilişki kurmuştu. Çünkü Dante, otuz üçüncü kantoda (dokuzuncu daire) cehennemde tanıdık birini daha görecek ama bu defa çok şaşıracaktır. Gördüğü kişinin henüz ölmediğinden emindir ama yine de cehennemde ölmüşlerle birlikte ceza çekmektedir. Şaşkınca sorduğu sorunun cevabından sebebini anlar. Bazı hainlerin ruhları o kadar karanlıktır ki daha yaşarken bedenlerine bir iblis girmiştir. Suretlerindeki iblisler dünyada işlerini hallederken onlar cehennemin en dibinde çoktan yerlerini almışlardır.

“Sanırım beni aldatıyorsun” dedim ben de,
“Brança d’Oria ölmedi ki, yiyip içiyor,
yatıp uyuyor, giyinip kuşanıyor.”
O dedi ki: “Yukarıda yapışkan ziftin kaynadığı
Malebranche çukuruna
Michel Zanche gelmemişken daha, Brança
bedeninde bir iblis bıraktı kendi yerine,
aynı şeyi yaptı, onunla birlikte
ihanet eden akrabası da.

Dante’nin karşılaştığı Brança d’Oria, politik olarak düşman olduğu biriydi. Brança, kanunları kendi lehine değiştiren ve çıkarı için manipülasyona başvuran, bir feodal düzen savunucusuydu. Bir haindi! Bedenlerine iblis girmiş olanlar, cehennemi yeryüzüne taşırken bu dünyada cezasız kalmaları o zaman da olağandı. Halktan alınan vergilerin üzerine çökenler, kağıttan binaların altına afili imzalar atanlar, insan yerine para kasasını kurtaranlar, yaşayanların üstüne selâ okuyanlar, çeteci müteahhitler, afeti bile kendi çıkarına kullananlar gibi hainler o zaman da vardı. Dante, hainlerden hırsını en fazla şiirlerinde oluşturduğu düşsel cehenneminde çıkarabildi. 700 yıl öncesinden bize ulaşan bu destanın Cehennem’i adalet kantarının öznel bir ayarıdır ama şunu da hatırlatır: Yok başka cehennem işte…

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.