Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Yıkımın gölgesinde Gazze'de gazeteci olmak: Mahmud Adem'in öyküsü

7 Ekim 2023'te başlayan Aksa Tufanı'nın ardından Gazze'de 100 bine yakın insan katledildi. İsrail'in soykırımı gizlemek için gazetecileri hedef aldığı bu yıkımda, Filistinli gazeteciler hem acıların mağduru hem de gerçeğin aktarıcısı olarak hayatta kalma mücadelesi veriyor. Mahmud Adem de onlardan biri.

Özkan Öztaş

Yayın Tarihi: 05.08.2026 , 08:24

7 Ekim 2023 tarihinde başlayan Aksa Tufanı ile birlikte Gazze'de 100 bine yakın insan katledildi. Bunların ezici bir çoğunluğunu ise kadınlar ve çocuklar oluşturuyor. 

Gazze'deki gazetecileri de açık hedef olarak belirleyen İsrail, birçok saldırı düzenledi. Çünkü siyonist İsrail yaptığı soykırımı dünya kamuoyundan gizlemeye, en azından sessiz kalan dünyayı uyandırmamaya çalışıyordu. 

Üstelik bu saldırılar sadece Gazze ile de sınırlı kalmadı. İsrail, Lübnan'da da benzer katliamlara imza attı ve doğrudan gazetecileri hedef aldı. Birleşmiş Milletler raporuna göre 2023 yılında başlayan savaşta 11 Ağustos 2025 itibarıyla öldürülen gazeteci sayısı 242'ye ulaştı. Bu sayının bugün 250'yi aştığı tahmin ediliyor.

Yaşanların hem mağduru hem muhabiri

Gazze'de gazeteciler sadece haber aktarmakla kalmıyor, haberin içerdiği tüm tehlike ve acılarla birlikte detaylarını da yaşıyor. Güne bir internet bağlantısı veya elektrik kaynağı bulmaya çalışarak başlayıp, ardından bombardımanı, yerinden edilmeyi ve yıkımın izlerini belgelemek için yola çıkan ve hayatının her an tehlikede olabileceğinin bilincinde olan gazeteciler onlar. 

Bugün yıkılan binaların ve solan renklerin ortasında gazeteci olmak, belki de gazetecilik mesleğinin en zor örneklerinden birine sahne oluyor. Gazze'ye dışarıdan girişlere büyük ölçüde izin verilmiyor. Mevcut gazeteciler ise Gazze'de yaşayan Gazzeliler. Gazze'de gazeteciler hem yaşananların mağduru hem muhabiri durumunda. Gazeteciliğin nerede başlayıp nerede bittiğine dair sorular anlamını yitirirken, bombaların ve acıların ortasında mesleklerini icra etmeye çalışan gazeteciler tüm dünyaya soykırımcı İsrail'in yarattığı yıkımı anlatmaya çalışıyor.

Birçok gazeteci zorlu koşullarda çalışıyor; bazıları evini kaybetti, bazıları ailesiyle birlikte bir çadıra sığındı, diğerleri ise savaş sırasında meslektaşlarını veya akrabalarını kaybetti. Buna rağmen, silah yerine kamerayı, sessizlik yerine kelimeleri taşıyarak manzarayı dünyaya aktarmaya devam ediyorlar. Güvenlik risklerinin yanı sıra yakıt, elektrik ve internet eksikliği ile ulaşım zorluğuyla karşılaşan gazeteciler, haberleştirdikleri aynı insani koşulları bizzat yaşarken, günlük trajedileri haber yapmanın getirdiği psikolojik baskıyla da yüzleşiyorlar. 

Gazze'de gazetecilerin mesaisi haberlerin bitmesiyle sona ermiyor; dünyaya aktardığı gerçeklikle yüzleşmek için çadırına veya sığındığı yere geri dönüyor her biri. Bu, tanıklığın bir sorumluluğa dönüştüğü ve gerçeği aktarmanın hayatta kalma savaşının bir parçası haline geldiği bir meslek haline geliyor gazetecilik. 

Filistin'de bir haberdeyken, arkada Filistin ve Filistin Halk Kurtuluş Cephesi bayrakları ile eylemciler. Solda Mahmut Adem Musa.

Mahmud Adem Musa ve zorluklar içindeki mesai

O isimlerden biri de Mahmud Adem Musa. 

33 yaşında, evli ve iki çocuğu olan Mahmud Adem, kendisi Gazze'de düşen bombaların ve yaşanan ölümlerin ortasında gazetecilik yapmaya çalışıyor. Filistin Üniversitesi İletişim ve Medya bölümü ile El-Ezher Üniversitesi Gazetecilik ve Halkla İlişkiler bölümü mezunu. Aynı zamanda tasarım, kurgu ve sinema yönetmenliğiyle ilgileniyor. 

soL'a konuşan Mahmud Adem, yaşadığı sıkıntıların başında teknik ekipmanlarından yoksun olmasından bahsediyor. Gazze'ye yaklaşık üç yıldır elektronik cihaz girişi yasak. Hal böyle olunca bu sorunları çözmek karaborsaya düşüyor. Mahmud Adem şu an Gazze'de dizüstü bilgisayarların fiyatının neredeyse 5 bin dolar gibi astronomik bir fiyata çıktığından bahsediyor. Yaşadığı durumu, "Şu ana kadar hala bir dizüstü bilgisayarım olmamasının sıkıntısını çekiyorum, raporları haberleri telefon üzerinden zorlukla yazıyorum" diyerek anlatıyor.

Diğer yandan da elektrik olmaması Mahmud'un yaşadığı sorunlardan bir diğeri

"Elektrik mevcutsa bile sadece birkaç saatliğine gelir veya tamamen kesilir. Telefonu şarj etmek veya basit bir cihazı çalıştırmak planlama gerektiren bir görev haline gelirken, zayıf internet bağlantısı akrabalarla iletişim kurmayı veya haberleri takip etmeyi zorlaştırıyor. 

Birçok aile birden fazla kez taşınmak zorunda kalıyor. Birkaç dakika içinde taşıyabileceklerini toplayıp, güvenli kalacağının garantisi olmadan, daha güvenli olduğunu düşündükleri bir yere doğru yeni bir yolculuğa çıkıyor çoğu zaman. Telefonun ya da bilgisayarın veyahut bir kameranın şarjı her şeyden önemli hale gelebiliyor"

Savaşın ilk günleri ve kayıplar

Bir yandan gazetecilik yaparken diğer yandan da meslektaşlarını toprağa vermenin acısından bahsediyor Mahmud Adem. Bu kaybı, "Gazeteci arkadaşlarımın çoğu savaşta şehit oldu. Hasan Aslih, Hasan Eş-Şerif, İsmail El-Gül, Muhammed Veşah ve kardeşi ile daha birçok arkadaşım ve sevdiklerim hayatını kaybetti" sözleriyle dile getiriyor.

Saldırıların ilk dönemini anlatırken yaşadığı yıkımı gözler önüne seriyor. O günleri şu sözlerle anlatıyor 

"İlk olarak, 7 Ekim'den iki gün sonra, tam olarak 9 Ekim 2023'te, daha her şeyin en başında evim bombalandığında gazetecilik ekipmanlarım, kişisel dizüstü bilgisayarım, kameram ve mikrofonum dahil her şey yerle bir oldu ve sıfırdan başlamak için bile hiçbir şey kalmadı. Savaşın ilk günlerinde durum, kıyamet gününün dehşetleri gibi son derece acı vericiydi. İlk günler temel amacım çocuklarımı, yaşlı annemi ve eşimi güvenli bir yere taşımak, onları gökyüzünden üzerimize yağmur gibi yağan füzelerden korumaktı." 

Savaştan önce Mahmud, ailesiyle birlikte Gazze'de yaşayan Filistinli bir gazeteciydi. Hayatı gazetecilik yapmak ve ailesi için güvenli bir gelecek inşa etme hayalleri etrafında dönüyordu. Ancak savaşın patlak vermesiyle hayatı altüst oldu. Ailesinin evi bombalandı ve onları bir araya getiren, onlara güven duygusu veren yeri kaybettiler. Savaş sırasında ailesinden ve akrabalarından birçok kişi yaşamını kaybetti, bu da kaybı günlük hayatlarının bir parçası haline getirdi. 

Trajedi sadece evi ve sevdiklerini kaybetmekle sınırlı değildi; Mahmud ve aile üyeleri bombardımanlar nedeniyle birçok kez yaralandı ve defalarca kesin ölümden kurtuldular. Her seferinde bunun son olduğunu düşündüklerinde, başka bir yerde yeni bir tehlikeyle yüzleşmek için hayatta kalıyorlardı.

Mahmud Adem Musa

Hastanelerdeki can pazarı ve devam eden gazetecilik mesaisi

Savaş tüm ağırlığıyla devam ederken bir köşeye çeklip yaşananları izlemenin mümkün olmadığını ve bunun her şeyden önce insani olarak yanlış olduğunu ifade ediyor Mahmud Adem Musa. O da tüm Gazzeliler gibi arama kurtarma çalışmalarına katılmış, hastanelerde yardıma koşmuş.

O anlardaki çaresizliği ve gayreti şu sözlerle aktarıyor: 

"Elim kolum bağlı duramadım. Hayatta kalan gazeteci arkadaşlarımla buluşmak ve acil durumlarda yaralıları taşımak için sağlık ekiplerine yardım etmek amacıyla sürekli Nasır Hastanesi'ne gidiyordum. Bombardımanlar zar zor bir veya iki dakika duruyordu; nefes almamıza bile fırsat kalmadan başka bir yerden yeni bir saldırı veya katliam haberi geliyordu. Çocukların parçalanmış bedenlerini taşıyan ve hızla giden ambulansların ve arabaların siren sesleri duyuluyordu. 

Bu manzaralar bizim için yeni değil ancak daha önce böyle bir soykırım ve kibir görmemiştik. Bir hastanede olduğunuzu ve tek bir gecede yaşamını kaybeden 400 kişiyi ve binlerce yaralıyı karşıladığınızı hayal edin... 

Sadece hayal edin. Bir an için ölü çocuklara dalıp gidiyor ve kendi çocuklarımı hatırlıyor, hiç uyumayan gözlerle onlar için dua ediyordum."

Arkadaşları ile mesaideyken. Mahmud Adem, çoğu mesai arkadaşını savaşta kaybettiğini ifade ediyor.

Çadırda yaşam mücadelesi ve umut

Sabah başlayan bir günü şu sözlerle anlatıyor Mahmud Adem:

"Sabah, çalar saatin sesiyle değil, insansız hava araçlarının veya uzak ve yakın patlamaların sesiyle başlar. Aile uyanır ve gecenin huzur içinde geçip geçmediğini, bu günün güvenli olup olmayacağını merak eder. Ailelerin ilk düşündüğü şey su içmek, yemek pişirmek ve temizlik için su sağlamaktır. Aileden biri, sınırlı miktarda su alabilmek için uzun mesafeler yürümek veya saatlerce kuyruklarda beklemek zorunda kalabilir."

Savaşın ilk günlerinden itibaren Mahmud'un ailesi, güvenlik arayışıyla bir yerden başka bir yere taşınarak defalarca yerinden edilmek zorunda kaldı, ancak korkudan uzak bir yer bulamadı. Bugün Mahmud, eşi, çocukları, yaşlı annesi ve bazı akrabalarıyla birlikte günlük yaşamın bir hayatta kalma mücadelesine dönüştüğü bir çadırda yaşıyor. 

Gazetecilik mesleğinin ise bir yandan devam ettiğini ifade ediyor Mahmud Adem. Günü bir yandan ihtiyaç duyulan temel maddeleri temin etmek, diğer yandan da gazetecilik mesaisiyle geçiyor.

Bunları şu sözlerle anlatıyor: 

"Bir günüm su, yiyecek ve ilaç aramakla geçerken aynı zamanda sivillerin acılarını belgeleyip hikayelerini dünyaya aktararak gazetecilik mesleği ile sürüyor. Onların trajedilerini uzaktan anlatmıyor, aksine Gazze'deki milyonlarca Filistinli gibi bu acıyı tüm ayrıntılarıyla yaşıyorum."

Mahmud açlığı, yerinden edilmeyi, sevdiklerini kaybetmeyi, yaralanmayı ve sürekli korkuyu tanıdı ama yaşamaktan da gazetecilikten de vazgeçmedi. Gerçeğin anlatılması gerektiğine ve kurbanların seslerinin dünyaya ulaşması gerektiğine inanarak kamerasını ve kalemini taşımaya devam ediyor. Mahmud'un hikayesi sadece bir bireyin hikayesi değil, evlerini, akrabalarını ve geçim kaynaklarını kaybeden ancak bir gün hayatın geri döneceğine, insanların barış ve onur içinde yaşayacağına dair umutlarına hala tutunan binlerce Filistinli ailenin acısının bir yansıması..

Ama her şeye rağmen "umut var" diyor Mahmud:

"Ancak açlığa, yerinden edilmeye ve korkuya rağmen burada hala umuda tutunuyoruz. Çocukların okullarına döndüğü, evlerin eskisi gibi olduğu ve insanların savaşın gümbürtüsü yerine hayatın olağan sesiyle uyandığı bir günün hayalini kuruyoruz. Belki bir gün bunları da yazarız"


soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.
 

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.