Sayfa yolu
Yeşil saha iktidarın aynası: TFF Başkanı Hacıosmanoğlu'ndan başarısızlığa karşı ‘yargı sopası’ çağrısı
2026 FIFA Dünya Kupası14 Haziran Pazar günü Avustralya maçı öncesi A Milli Futbol Takımı, karşılaşmanın oynanacağı Vancouver'da ilk antrenmanını gerçekleştirirken, antrenmanı takip eden Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, saha kenarında bulunan alanda bir süre spor yaptı. Fotoğraf: Anadolu Ajansı
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 22.06.2026 , 11:50 Güncelleme Tarihi: 22.06.2026 , 11:51
Algoritmaya müdahale edin: Tek bir işlemle soL Haber’i Google’da ‘tercih edilen kaynak’ olarak seçin, aramalarınızda soL öne çıksın.
“Ülke futbol tarihinde Lefterler ve Metinlerden bu yana onlarca karakterli ve onurlu futbol şahsiyeti varken, “Milli Takım tarihinin en karakterli takımı” diyerek kendi başkanlığını yaptığı oyuncu kadrosunu son derece yakışıksız şekilde övmeyi marifet sayan Hacıosmanoğlu, oldukça parlak bir jenerasyona sahip Milli Takım’ı bu gidişle kendi ihtiraslarının ve AKP’nin kurbanı edecek gibi görünüyor.”
Çok değil 16 Haziran’da yaptığımız haberde yazdığımız bu cümle, bir hafta içinde gerçek oldu. Gruplardaki ikinci maçında, henüz gol dahi atamadan yenilen A Milli Futbol Takımı’nın 24 yıllık Dünya Kupası hasretinden geriye büyük bir başarısızlık, bolca tartışma ve tüm eleştirileri reddeden ve bir de bunun için yaptırım isteyen bir yönetim kaldı.
Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı’ndan çok “Kurtlar Vadisi” dizisinin kötü replikli oyuncularından biri gibi davranan İbrahim Hacıosmanoğlu, bu tutumundan vazgeçmediği gibi gittikçe el yükseltmekten vazgeçmiyor.
Bugün yaptığı açıklamalarla skandallarına devam eden Hacıosmanoğlu, ABD’den Adalet Bakanı Akın Gürlek’e seslendi, katlanamadığı eleştiriler için “yaptırım” istedi. TFF Başkanı’nın yaptırım istediği konuşmanın girişinde kullandığı ifade gerçekten de dikkat çekici. Çünkü Hacıosmanoğlu, yaptırım istediği Bakan Gürlek’e seslenirken, “Ben buradan çok sevdiğim, değer verdiğim, beraber de İstanbul Başsavcılığı'yken çalıştığım Adalet Bakanımıza sesleniyorum” diyor. İnşaatçı olan Hacıosmanoğlu’nun Gürlek ile hangi bağlamda, ne kapsamda “birlikte çalıştığı” soru işareti. Kastettiği şey şike ve bahis operasyonlarıysa, buradan geriye AKP ve Gürlek şovundan başka hiçbir şey kalmadığı ortada.
TFF Başkanı’nın son derece tartışmalı olan o çağrısının devamı şöyle:
“Sayın Cumhurbaşkanımızın tensipleriyle Adalet Bakanlığına görevlendirildi ve kendisinin de bu ülkeye üstün hizmetleri olacağına inanıyorum. Ama elbette ki yorum yapacağız, yazacağız, çizeceğiz ama ahlak sınırlarını aşmayacağız.
Kendisinden özellikle istirhamım; dünyadaki bütün örneklerine baksınlar, böyle bir rezillik dünyanın hangi ülkesinde var? Ve bunlarla ilgili acilen kanuni bir düzenlemenin yapılması gerektiğine inanıyorum.
Hem toplumun ahlakının çökmesini önlemek hem de futbolun kalkınmasını istiyorsak artık elzem oldu. Dünyanın hiçbir yerinde böyle ahlak sınırlarını aşan insan topluluğu yok. İnanıyorum ki sayın Bakanımız bu çalışmayı en kısa sürede başlatır.”
Futbolun kalkınmasını gelen eleştirilere yaptırım isteyerek sağlayacağını düşünen Hacıosmanoğlu, oyunculara Bodrum’da lüks villa hediye ederek başarı elde edeceğini de sanmıştı.
Onca ülke arasında soyunma odası basıp hakem alıkoyan ve bundan yargılanan tek TFF Başkanı olma ünvanına sahip Hacıosmanoğlu’nun “Dünyanın hiçbir yerinde böyle ahlak sınırlarını aşan insan topluluğu yok” şeklinde yakınması da pek ironik.
“Erdoğan için ölmeye hazırım” sözleriyle başkanlık koltuğuna geçen Hacıosmanoğlu’nun futbol dünyasının ana aktörleri tarafından pek de sevilmediği de bilinen bir başka gerçek.
Hacıosmanoğlu’nun “beraber çalıştık” diyerek pas attığı Akın Gürlek ismi ise rastgele bir tercih değil. Gürlek, muhalif siyasetçilere ve gazetecilere yönelik tartışmalı hapis ve sansür kararlarıyla bilinen, muhalefetin kamuoyunda “iktidarın yargıdaki kılıcı” olarak nitelendirdiği bir isim. Sportif bir başarısızlığın ardından TFF yönetiminin çözümü özeleştiri yerine “yargı sopası" ve yeni kanuni yaptırımlarda araması, futbolun ülkedeki siyasi iklimin bir minyatürüne dönüştüğünü kanıtlıyor.
Derin bir ekonomik kriz kıskacındaki yurttaşların futbola duyduğu aidiyet hissi bir yanda oyunculara “milyonluk lüks villalar” vaat ederek başarı satın alabileceğini sanan tüccar zihniyetiyle, diğer yanda en ufak eleştiride mafyatik tehditlere ve devletin savcılarına sarılan siyasi komiserler eliyle adım adım yok ediliyor. Hacıosmanoğlu dönemi, Türkiye'de futbolun sadece sahada oynanan bir oyun olmaktan çıkıp, iktidarın baskı ve rant aparatına dönüştüğü sürecin en net fotoğrafını veriyor.
soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.
İLGİLİ HABER
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.