Sayfa yolu
'Yerli üretim'den 'gerek yok' aşamasına gelindi: HPV aşısı neden önemli?
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Yayın Tarihi: 20.08.2026 , 00:12
HPV konusunda Bilim Kurulumuzu çalıştırdık. Aşıları ve uygulama gruplarını dünyadaki örneklerini incelediler. Burada en önemli konulardan biri üreticisinin sınırlı olması. Onaylanmış iki üretici var. Aşının yerli olarak üretilmesi için Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığımızı görevlendirdik. Biyoteknoloji Enstitümüz çalışmaya başladı. İlk bilgiler yerli aşıyı da, bunu da üretebileceğimizi gösteriyor. Dünyanın üçüncü onaylı aşısı neden Türkiye'den çıkmasın?
Bu sözler eski Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'ya ait. Koca 9 Kasım 2023 tarihinde Meclis'te HPV aşısının ulusal aşı takvimine alınması ve ücretsiz yapılması yönündeki sorularını yanıtladığı sırada bu ifadeleri kullandı.
HPV aşısı için yıllardır verilen mücadele sonrası söylemek zorunda kaldı.
Ardından gelen ve halihazırda görevde bulunan Bakan Kemal Memişoğlu da aynı söylemi belli ölçülerde devam ettirdi. Önce 10 Ağustos 2024'te "Üretimine başlayacağız çok yakında" dedi. Sonra "2025’in sonunda bunlarla ilgili aşı programımızı başlatacağız" diye devam etti.
Aşama aşama söylemini geri çeken Memişoğlu, en son geçtiğimiz günlerde "Bilim kurulu bana aşıya gerek yok dedi" sözlerini sarf etti.
Bakanın bu yaklaşımı hem tepki çekti hem de kafaları karıştırdı. Eski Bakan Koca'nın söylediklerinin gerçekliğinin de sorgulanmasına neden oldu.
HPV mücadelesi: Devlet karşılamıyor, aşı çok pahalı
Peki HPV aşısı neden önemli, nasıl bir mücadele verildi?
Rahim ağzı kanseri kadınlar arasında en sık görülen dördüncü kanser. Bu kanseri önleyen aşı ise HPV aşısı. 3 doz yapılan HPV aşısı ile rahim ağzı kanserinden korunmak mümkündür. HPV cinsel yolla bulaşan en yaygın enfeksiyonlardan biri.
200 civarında tipi mevcut olan HPV’nin bilinen yaklaşık 20 farklı türü genital enfeksiyona neden oluyor. HPV’nin kanser yapan yüksek riskli ve düşük riskli tipleri var. Yüksek riskli HPV tipleri ise kadınlarda servikal kanser, vulva, vajina, orofarinks, anüs kanserlerine neden oluyor.
Türkiye sağlık sistemi içerisinde dünyadaki pek çok ülkenin aksine HPV aşısı devlet tarafından sağlanmıyor. Çok pahalı bu aşılara kadınlar ancak kendi imkanlarıyla ulaşabiliyor.
Boyun Eğmeyen İlaç Emekçileri’nin başlattığı, Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği ile Kadın Dayanışma Komiteleri’nin (KDK) omuz verdiği “HPV aşısı ücretsiz olmalı” mücadelesi de daha önce ülke gündemine oturmuştu.
"HPV Aşısı Ücretsiz Olsun" mücadelesi kazanımla sonuçlanmıştı.
Daha önce Türkiye'de pek bilinmeyen HPV ve Rahim Ağzı Kanseri ilişkisi, aşısının varlığı, bunun bir sağlık hakkı olduğu gerçeği yapılan dayanışma aşılamaları, Sosyal Güvenlik Kurumu’na açılıp kazanılan davalar, Sağlık Bakanlarının söz vermek zorunda kalışı mücadelenin kazanması için atılan önemli adımlardandı.
Gelinen noktada ortaya çıkan toplumsal tepkinin de etkisiyle iktidar temsilcileri aşıyla ilgili adım atacaklarını duyurmak zorunda kalmıştı. Sağlık Bakanlığı bunun reklamlarını bile yaptı.
'Kadın sağlığı hayati risklerle baş başa bırakılıyor'
Boyun Eğmeyen İlaç Emekçileri'nden HPV mücadelesinin öncülerinden eczacı Cem Kılınç, HPV aşısının Türkiye’de ulusal aşı takvimine alınmamasına ve Sağlık Bakanlığı'nın konuya ilişkin "tarama yapıyoruz, aşıya gerek yok" yönündeki söylemlerine sert tepki gösterdi.
Taramaların tek başına yeterli olmadığını ve ikincil koruma sayıldığını vurgulayan Kılınç, koruyucu sağlık hizmetlerinin bilimsel esaslar yerine gerici politikalarla engellenmesinin kadın sağlığını hayati risklerle baş başa bıraktığını ifade etti.
'150'den fazla ülkede ücretsiz, Türkiye'de neden değil?'
HPV aşısının dünya genelinde 150’yi aşkın ülkede ücretsiz ve ulusal takvim bünyesinde uygulandığına dikkat çeken eczacı Cem Kılınç, Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) 2030 yılına kadar aşının tüm ülkelerce kapsama alınması tavsiyesini hatırlattı.
Gelişmiş ülkelerin yanı sıra Mısır, Myanmar gibi ülkelerde dahi aşının ücretsiz erişime sunulduğunu belirten Kılınç, Türkiye’de ise bu ihtiyacın yok sayıldığını dile getirdi.
Daha önce açtıkları davalarda mahkemelerin verdiği gerekçeli kararlara değinen Kılınç; aşının hayati önem taşıdığını, ölümcül hastalıkları önleme potansiyeline sahip olduğunu ve doğuştan gelen sağlık hakkının bir gereği olarak sunulması gerektiğini belirterek yargı yoluyla kazanılan emsal kararları hatırlattı.
soL'a yönelik iktidar saldırısına karşı gerçeğin sesini yükseltmek, yapılan bu haberlere destek vermek için tüm okurlarımızı abone olmaya çağırıyoruz.
Gericilik yüzünden her yıl binin üzerinde kadın yaşamını yitiriyor: 'Bu bir kadın cinayetidir'
Süreçte yaşanan tıkanıklığın idari ve politik tercihlerden kaynaklandığını savunan Kılınç şöyle dedi:
Gericilik, sağlık politikaları nedeniyle işlenen bir kadın cinayetidir. İnsanların temel sağlık hakkı verilmiyor; bunu belirleyen şey bilim değil, gerici zihniyetlerin oluşturduğu sağlık anlayışıdır. Türkiye’de her yıl yaklaşık bin 250 kadın rahim ağzı kanseri nedeniyle yaşamını yitiriyor. Aşısız bir toplumda kadınların yüzde 80’i hayatında en az bir kez HPV enfeksiyonu ile karşı karşıya kalıyor. Bu denli yaygın bir tabloya rağmen konu kapatılmaya ve toplumsal bir baskı aracı haline getirilmeye çalışılıyor.
'Tarama ikincil korumadır, esas olan aşıdır'
Sağlık yetkililerinin "Biz zaten tarama yapıyoruz, aşıya gerek yok" yönündeki açıklamalarını eleştiren Kılınç, tıbbi açıdan taramaların ikincil koruma, aşının ise birincil koruma faktörü olduğunu hatırlattı.
En gelişmiş aşıların yüzde 90 oranında koruma sağladığını ve kalan yüzde 10'luk dilim için taramaların kontrol mekanizması olarak devam etmesi gerektiğini vurgulayan Kılınç, mevcut tarama programlarının da Türkiye genelinde düzenli ve yaygın şekilde yürütülemediğine de dikkat çekti.
Önce 'Yerlisini yapacağız' dediler, şimdi 'Gerek yok' diyorlar
Geçmişte bakanlık düzeyinde yapılan açıklamalara da değinen Kılınç, şunları ekledi:
Daha önce TÜSEB bünyesinde yerli aşı üretimi yapılacağı yönünde açıklamalar yapıldı, vaatler verildi. Fahrettin Koca döneminde 'Yerlisini yapacağız' denirken, aradan zaman geçince 'Gerek yokmuş' denilerek adeta başa dönüldü. Bir bakanlığın ve Bilim Kurulu'nun böyle bir yaklaşım sergilemesi kabul edilemez. Türk Tabipleri Birliği, Türk Eczacıları Birliği, Klimik Derneği ve Jinekolojik Onkoloji Derneği gibi tüm saygın kurumlar aşının ulusal takvime alınmasını savunurken, adı sanı belli olmayan gerekçelerle hareket etmek halk sağlığını hiçe saymaktır.
Eczacı Cem Kılınç, kamusal sağlık hakkı ve kadının yaşam hakkı mücadelesini laiklik ve yurttaşlık hakkı mücadelesinin ayrılmaz bir parçası olarak gördüklerini belirterek konunun takipçisi olmaya devam edeceklerini vurguladı.
soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.