Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Yerel basının duyulmayan çığlığı: Ankara örneği

Ankara’da yerel basın, ulusal medyanın gölgesinde ayakta kalma mücadelesi veriyor. Gazeteciler düşük ücretlerle, güvencesiz koşullarda direniyor.

Özgür Hüseyin Akış

Yayın Tarihi: 28.10.2025 , 00:32

Her ne kadar Ankara basın ve iletişimin merkezi olsa da, Ankara'daki yerel basın, ulusal basının gölgesinde mesaisine devam etti. Ulusal medya merkezlerinin bulunduğu bu şehirde, yerel basın çoğu zaman "ikincil” hatta “gereksiz” görülüyor. 

Oysa Ankara’nın ilçelerinde, gecekondu mahallelerinde, işçi semtlerinde hayatın ritmini tutan, kentin nabzını hisseden gazeteciler, Ankara'nın muhabirleridir. Günlük haber yetiştirme gayesi yüzünden araştırma yapacak zaman bulamayan yerel gazetecilerin emeği görünmüyor. Asgari ücret alan gazetecilerin iş güvenceleri de yok.

Ankara'da yerel basın var mı?

Bugün Ankara’daki yerel basın emekçileri, sessiz ve mütevazı bir direniş yürütüyor. 

Ankara’da yayın yapan Sonsöz Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Umut Karakülah soL’a yaptığı değerlendirmede, basın sektöründe "yerel basın” denince akla; gazetecilik mesleğinin en alt fakat en önemli basamağı geldiğini hatırlatıyor. 

"Bugün özellikle ulusal basının önde gelen isimlerine baktığımızda, birçoğu basınımızın lokomotifi haline gelen yerel medyada görev yaptıktan sonra şu an bulundukları noktaya gelmiş isimler. Yerel gazeteci veya yerel gazetecilik; çoğunlukla bir ilçede, bir şehirde yahut belirli bir bölgede gerçekleştirilen gazetecilik faaliyeti olarak nitelendirilmektedir." 

Yerel gazetelerin bulundukları bölgenin nabzını en iyi şekilde tutan ve bunu kamuoyu ile paylaşan, yurttaşlık ilişkisinin sağlıklı şekilde ilerlemesini sağlayan unsurların başında geldiğini ifade eden Karakülah, yerel gazetelerin tarafsız, özgür ve iyi bir şekilde habercilik yapmasının yine başta kamu yararı olduğunu hatırlatıyor.

Ankara'da Ankara'ya rağmen gazetecilik

Karakülah, yerel basında çalışan gazetecilerin asgari ücrete yakın ücretle veya biraz üstünde bir ücret aldığını söylemekle başlıyor sorunları anlatmaya. Bir diğer konu ise Türkiye'nin kalbi olan bu şehirde birçok kurum ve kuruluşun yerel basını muhatap almıyor oluşu. Karakülah bu durumu şu sözlerle anlatıyor.

"Ankara’da yerel basının güçlü olmayışının ana nedeni, buranın başkent olması. Yani başta meclisin, Cumhurbaşkanlığı'nın ve bakanlıkların burada olmasının aslında yerel basına faydası olması gerektiği düşünülürken tam tersi oluyor. Bakanlıklar, temsilcilikler yere basını değil, ulusal basını muhatap alıyor. Böyle olunca da yerel basın, büyük medyanın altında ezilmiş ve görülmemiş oluyor."

Karakülah tüm bunların yanına çarpıcı bir ifade daha ekliyor: "Ankara’nın yerel basını olmak yerine Anadolu’nun herhangi bir şehrinde veya beldesinde yerel gazetecilik yapmış olsaydık, çok daha rahat bir şekilde habercilik yapabilir, çok daha güzel ve ses getiren haberlere imza atabilirdik."

Oysa Ankara'da işler çok daha fazla çok daha yoğun. Malum, Türkiye'yi ilgilendiren her şey Ankara'yı doğrudan ilgilendiren bir konu oluyor. Yani buradaki yerel gazeteciler diğer şehirlerdeki gümdelerde ek olarak ulusal gündemlerle de ilgilenmek mecburiyetinde kalıyor. 

Yine Ankara’daki yerel gazetelerden birinde çalışan Gazeteci B.T, soL'a yaptığı değerlendirmede tüm bu zorlukların yanı sıra habere ulaşmak konusundaki avantajlardan söz ediyor. Başkentteki basın ağının ve iletişiminin geçmişe uzanan mesaisi aslında gazeteciler için avantajlar da sunuyor. Ama söz konusu yerel basına gelince bu avantajların hepsi uçup gidiyor. Tıpkı B.T'nin çalıştığı kurumdan dolayı kendi sorunlarını anlatırken, ismini gizlemek zorunda kalışı gibi. 

Büyükşehir gazeteciliğinin yükümlülükleri: Tekelleşmenin yeni hali

2005 yılında yürürlüğe giren 5216 sayılı yasa yerel gazeteler için dönüm noktası oldu. Büyükşehir Belediyesi sınırlarına dahil edilen ilçelerde, yasa ile birlikte resmi ilanlar Basın İlan Kurumu (BİK) aracılığı ile yayınlanmaya başlandı. İlgili kanun öncesinde, ilçedeki kurumlar Kamu İhale Kanunu gereğince ihalenin gerçekleşeceği yerde yayınlanan yerel gazete üzerinden ilgili duyuruyu gerçekleştirebiliyordu. Ancak 5216 sayılı kanunun yürürlüğe girmesinin ardından devreye giren BİK, yerel gazetelere de bazı şartlar getirdi. Gazetelere mali yük getirecek en önemli şart ise 3 işçi çalıştırılması yönündeki zorunluluk oldu. Birçok yerel gazete bu şartı yerine getirip resmi ilan almaya devam etti ve yayın hayatını sürdürdü.

Ama zaman içinde alınan BİK Genel Kurul kararları ile yerel basının yerine getiremeyeceği ek yükümlülükler getirildi. İlçelerde yayınlanan ve haftalık çıkan yerel gazetelerin günlük çıkması, web ofsette basılması ve 7 işçi çalıştırılması zorunluluğu bunların başında geldi. 

Artık BİK, yerel gazeteleri ‘Büyükşehir gazetesi’ olarak değerlendiriyordu. Bu bakış açısına göre tüm yerel gazetelerin il genelindeki ilanları paylaşması gerekirken, "Siz yine sadece yayın yaptığınız ilçedeki ilanları alabileceksiniz" denilmiş oldu. Bu durum da yerel gazeteler için öldürücü darbe oldu. İlçe kamu kurum ve kuruluşlarınca yayınlatılması gereken ilanların gelirlerinin, hem günlük gazete baskı giderlerini, hem de 7 işçinin maaş ve diğer giderlerini karşılaması imkansızdı. 

Bu kararla adeta yerel gazetelerden yayın hayatlarına son vermeleri isteniyordu. 

Gazeteler belediyelere teslim edilirken

İlgili şartların talep edilmesi ile birlikte 1 yıl içerisinde ülke genelinde binin üzerinde yerel gazete kapanmak zorunda kaldı. İhale ilanları gibi örnekler, yerdeki yerel gazetelerin ayakta kalmasını ve bölge halkının bilgi sahibi olmasını, gazetelerin gelir elde etmesine imkan sağlıyordu.

Geliri yok olan ama yayın hayatına devam eden gazeteler içinse yeni bir dönem başlıyordu: Resmi ilanların yerini belediyelerin kutlama ve açılış ilanları. 

Artık gazetelerin yayın hayatını sürdürebilmesi için siyasi partiler ve yerel yönetimlerle ‘iyi ilişkiler’ geliştirmesi gerekiyordu. Resmi ilan gelirlerinin mali açıdan sağladığı özgürlük yok olunca, gazetelerin bağımsızlığı da ellerinden alınmış oldu. İnsanların basılı gazeteye dair ilgilerinin azalmasında, internet haberciliğinin yaygınlaşması etkiliydi. Ama yazılı basına duyulan ilgisizliğin merkezinde, bağımsız ve nitelikli haberciliğin günden güne azalmasının da payı yükseliyordu. Zira eskiden özellikle yerel basının hitap ettiği alan daha dar olduğu için ilgili bir toplamın merakı da bir o kadar fazla oluyordu.

Bugün yerel gazetelerde çalışan iletişim emekçileri bağımsız haber yapabilmek istiyor. Siz bunu "haber yapabilmek istiyor" diye de okuyabilirsiniz. Güvencesizlik, çalışma koşullarındaki zorluklar mesleğin kaderi olmaktan çıkar mı zaman gösterecek. Ama iyi olacak ne varsa basın emekçilerinin dayanışması ve mücadelesiyle hayata geçecek. 

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.