Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Yargıtay kararı AKP'yi ikiye böldü: 'Devleti oluşturan erkler birbirini çelmeleyemez'

Saray'dan gelen ilk açıklamalar Yargıtay'ın AYM'ye açtığı bayrağı desteklerken, AKP içerisinde bazı isimler bu adıma dolaylı da olsa eleştiride bulundu.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 09.11.2023 , 07:37 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

Anayasa Mahkemesi (AYM) Gezi Parkı davasında hapse mahkum edildikten sonra TİP milletvekili seçilen Can Atalay’ın tahliye edilmesi yönünde karar almıştı. Yerel mahkeme, Atalay’la ilgili karar için topu Yargıtay’a atmıştı. Yargıtay’sa bir ilke imza atarak karara uyulmamasına, Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesine ve Atalay’ın tahliyesi yönünde oy veren AYM üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunulmasına hükmetti.

Yargıtay'ın hamlesi Anayasayı ihlal etmekle eleştirilirken, Cumhurbaşkanı danışmanları bu adıma destek verdi. Öte yandan AKP içerisinde bazı isimlerin de dolaylı da olsa eleştiride bulunduğu görüldü.

Yazıcı: Çok yazık

AKP Siyasi ve Hukuki İşler Başkanı ve Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı, Yargıtay’ı doğrudan hedef almadan şunları belirtti:

“Öyle olaylar olur ki, analiz yapmak için, konuşsan da konuşmasan da sorun olur. Hiç ve asla olmaması gereken öylesi bir olay yaşıyoruz. Yazık, çok yazık. Devleti oluşturan erkler, sorun çözümler. Asla sorun üretmez, üretemez. Birbirini çelmeleyemez.”

Gül: Endişe verici

Bir dolaylı eleştiri de eski adalet bakanı Abdulhamit Gül’den geldi. Aynı zamanda AKP grup başkan vekili Gül, karara dair şunları dedi:

“Yüksek yargı mercileri arasındaki çatışma görüntüsü, hukuk devleti ve mülkün temelinde yer alan adalet duygusu için endişe vericidir. Yargı hakemdir, sorunları çözer. Yargı hakem olma vasfını yitirirse, çözümün değil sorun ve çatışmanın kaynağı haline gelir. Her kurumun kaynağını milletten alan yetki ve fonksiyonunu hukuk çerçevesinde kullanması esastır. Yargı organlarının da ihtilafları derinleştirmeden, anayasal sınırlar içinde kalarak sorun çözmesi milletimizin en tabii beklentisidir.”

Tayyar: Askeri vesayet dönemini hatırlatıyor

Eski AKP milletvekili ve Merkez Karar ve Yönetim Kurulu üyesi Şamil Tayyar, sosyal medya paylaşımda şunları yazdı:

"AYM’nin kararını eleştirmek/yanlış bulmak ayrı, karara uymamak ayrıdır. Eleştirebilir, yanlış bulabilirsiniz ama uymamazlık edemezsiniz. Anayasa hükmü açık, karar bağlayıcıdır. Yargıtay 3.Ceza Dairesi’nin AYM kararına ‘uymama’ iradesi, hukuki değildir. Kaldı ki AYM’nin benzer mahiyetteki Ömer Faruk Gergerlioğlu ve Leyla Güven hakkındaki ‘hak ihlali’ kararına uyulmuştu. AYM üyeleri hakkındaki suç duyurusu ise garabettir. Yargı eliyle hortlatılan bu tür hukuk dışı uygulamalar askeri vesayet dönemini hatırlatıyor, çok üzücü."

Çelik: Devlet düzen ister, düzen de hukuk

AKP Artvin Milletvekili Faruk Çelik ise ''367 krizi''ni hatırlattığı mesajında Yargıtay'I ''hukuk içinde'' kalmaya davet etti:

''Maalesef Yargıda, Çatı ile Çatı katı arasında bir çekişme var. Çatının kararlarını beğenmeyebiliriz, karşı çıkar hatta kendi içimizde isyan da edebiliriz. Tıpkı geçmişteki 367 kararında olduğu gibi"

Ancak, sorunları hukuk içinde çözme makamlarını çözümün değil de anlamsız kavgaların adresi yaparsanız, şu soruya muhatap olursunuz: Meşru çözümlerin adresi neresi olacak"

Devlet düzen ister, düzen de hukuk."

367 krizi neydi?

2000 yılında seçilen 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in görev süresi 16 Mayıs 2007'de dolacaktı.

Meclis'te cumhurbaşkanlığı için başvuru süresinin son günü 25 Nisan, ilk tur oylama günü olarak ise 27 Nisan belirlenmişti.

Bu dönemde Abdullah Gül'ün adaylığına karşı ülke genelinde kitlesel Cumhuriyet Mitingleri düzenlenirken, seçimin kaderini 367 krizi belirlemişti.

O dönemki Anayasa'nın 102. maddesine göre cumhurbaşkanı seçilebilmek için ilk iki turda nitelikli çoğunluk (367 oy), sonraki iki turda ise salt çoğunluk (276 oy) yeterli oluyordu.

Eski Yargıtay Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, tartışmanın seyrini belirleyen 367'nin sadece karar yeter sayısı değil, aynı zamanda toplantı yeter sayısı olduğu çıkışı büyük yankı uyandıracaktı.

Bu çıkış sonrası dönemin CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, iktidar partisinin uzlaşma olmadan kendi adayını çıkarması durumunda oylamalara katılmayacaklarını belirtiyor, 367'yi işaret ediyordu.

AKP'nin gösterdiği aday Abdullah Gül yapılan seçimde 357 oy alırken, oylamaya toplam katılım 361'de kalacaktı.

Bu seçimin hemen ardından CHP yeter sayı bulunmadığı gerekçesiyle AYM'ye başvurdu.

TSK aynı günün akşamında "e-muhtıra" olarak tarihe geçen bildiriyi yayımladı.

AYM ise 1 Mayıs 2007'de verdiği kararla Meclis'te yapılan oylamayı iptal etti.

Bunun üzerine AKP erken seçime giderken, bu seçimde de 367'yi bulamadı ancak Meclis'e giren MHP'nin oylamaya katılması sonrası 367 krizi aşıldı. 

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.