Sayfa yolu
Yargıda çürümenin resmi: Adliyedeki rüşvet şebekesi, sansür ve koruma kalkanı
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 01.09.2026 , 12:56
Sermaye düzeninin ve iktidarın yargı eliyle kurduğu cezasızlık rejimi, kurumların içten içe nasıl çürüdüğünü bir kez daha gözler önüne serdi.
Eski İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcısı İsmail Uçar’ın 2023 yılında Hakimler ve Savcılar Kurulu’na (HSK) sunduğu ihbar mektubuyla patlak veren, gazeteci Timur Soykan’ın haberiyle gündeme taşınan adliyedeki rüşvet çarkı, aradan geçen yılların ardından HSK raporuyla doğrulandı.
Ancak ortaya çıkan tablo, sadece tek bir hakimin ihraç edilmesiyle kapatılmaya çalışılan, sistemin asıl unsurlarının ise terfi ettirilerek korunduğu devasa bir çeteleşme ağını işaret ediyor.
Rüşvetle tahliye, rekor hızda sansür
Dünyanın en büyük adliye binalarından biri olan Kartal’daki İstanbul Anadolu Adliyesi’nin en tepesindeki isim olan Başsavcı İsmail Uçar, 3 yıl önce HSK’ye yazdığı mektupta adliyede rüşvet karşılığı suçluların salındığını açıkça itiraf etmişti. Uçar, "FETÖ'cü hakim ve savcılara rahmet okutur duruma geldiler" diyerek, uyuşturucu baronlarının, yasadışı bahis çetelerinin ve silahlı gaspçıların 2-3 ay gibi kısa sürelerde tahliye edildiğini belgeledi.
Aynı çarkın en kritik işlevlerinden biri ise sermayenin ve suç şebekelerinin itibarını korumak adına devreye sokulan sansür mekanizmasıydı. Mektupta, yargıdaki rüşvet ağının sadece tahliyelerle sınırlı kalmadığı, parayı bastıran çete liderlerinin ve patronların haberlere saatler içinde "rüşvet karşılığı" erişim engeli getirttiği vurgulandı.
Bu skandalı yıllar önce manşetine taşıyan BirGün gazetesinin haberi de yayımlandıktan sadece birkaç saat sonra, tam da mektupta tarif edilen jet hızıyla erişime engellendi. Erişim engeli haberine getirilen erişim engelleriyle sansür silsilesi 8 kez tekrarlandı, gerçeğin halka ulaşması sistemli olarak engellendi.
HSK raporu doğruladı: Kilolarca uyuşturucu, firar eden baronlar...
3 yıl boyunca üzeri örtülmeye çalışılan ve internette "404" sayfalarına gömülmek istenen iddialar, HSK müfettişlerinin hazırladığı raporla resmiyet kazandı. İncelemelerde, 4. Sulh Ceza ve 21. Ağır Ceza Mahkemelerinde görev yapan Hakim Sidar Demiroğlu'nun imzaladığı skandal kararlar tek tek belgelendi.
Onlar TV'de gazeteci Timur Soykan, 125 kilo uyuşturucuyla yakalanıp 2-3 ayda tahliye edilenleri, Pendik’te polis yeleğiyle 1,5 milyon avro gasp eden çetenin serbest bırakılmasını, MASAK’ın tespit ettiği mali uçurumu, kaçak lüks saatlerin iadesini ve suçlularla kurulan sosyal ilişkiler gibi somut dosya detaylarını anlattı.
Buna göre, kilolarca uyuşturucuyla yakalanan sanıklar, şüpheli avukatlar üzerinden nöbetçi günlere denk getirilen dilekçelerle serbest bırakıldı ve bu kişiler derhal yurtdışına kaçtı.
MASAK analizlerinde, hakimin resmi gelirleri ile harcamaları ve borç ödemeleri arasında da milyarlarca liralık uyumsuzluk saptandı.
Asıl koruma kalkanı üst düzeye: İhale tek hakime kesildi
Gelinen aşamada HSK, Hakim Sidar Demiroğlu’nu meslekten ihraç etti ve hakkında Yargıtay 7. Ceza Dairesi’nde "rüşvet" ile "görevi kötüye kullanma" suçlarından dava açıldı.
Zamanında gazete haberlerini ve sosyal medya hesaplarını tek kalemde kapatan Demiroğlu’nun kendi X hesabı da engellendi.
Ancak skandalın en çarpıcı boyutu, sistemin kendisini nasıl akladığında yatıyor. Soykan'a göre, Başsavcı Uçar’ın mektubunda "hakimleri yönlendiren ve baskı kuran çetenin tepesindeki isim" olarak işaret ettiği dönemin Adalet Komisyonu Başkanı Bekir Altun’a dokunulmadı. Soruşturulması gereken Altun, skandalın ardından İstanbul Çağlayan Adliyesi Adalet Komisyonu Başkanlığına, ardından Adalet Akademisi Rektörlüğüne ve son olarak Yargıtay üyeliğine atanarak terfi ettirildi. Mektubu yazan Başsavcı Uçar da Yargıtay üyeliğiyle ödüllendirilerek adliyeden uzaklaştırıldı.
Bir ayağı medyaya uzanan güç kavgası ve 'dokunulmazlık' zırhı
Skandalın odağındaki iddialara göre, yargı içi çeteleşmenin ulaştığı boyutlar sermaye ve medya organlarının sahiplerine kadar uzanıyor.
Onlar TV'de Barış Terkoğlu’nun anlattığına göre dosyadaki en dikkat çekici vakalardan biri, AKP’ye yakınlığıyla bilinen patron Metin Güneş ve TV100’ün sahibi Necat Gülseven’in taraf olduğu davaya müdahale edildiği iddiası. Necat Gülseven hakkında Diyarbakır’daki bir mahkemece verilen ceza kararının iptal edilmesi amacıyla İstanbul’daki yerel mahkeme hakimine ağır baskılar uygulandığı öne sürülüyor.
Avukatların hakimin odasında beraat kararı verilmesi yönünde telkinde bulunduğu ve eski Anadolu Adliyesi'nin Adalet Komisyonu Başkanı Bekir Altun'un adını kullanarak hakim üzerinde nüfuz kurduğu söyleniyor.
Ardından bir hakimin, Bekir Altun’a ait bir ses kaydını HSK’ye teslim etmesinin ardından da Başsavcı İsmail Uçar ile Adalet Komisyonu Başkanı Bekir Altun arasındaki karşılıklı ağır suçlamalara varan savaş, yargı bürokrasisinin tepesindeki çürümeyi gözler önüne seriyor.
Mektuplarla saçılan iddiaların odağındaki isimler cezalandırılmak bir yana neredeyse ödüllendiriliyor. İddiaların merkezindeki Bekir Altun, önce Çağlayan Adliyesi Adalet Komisyonu Başkanlığına, ardından Adalet Akademisi Rektörlüğüne getirildi ve son olarak Yargıtay üyeliğiyle taltif edildi. Başsavcı Uçar da Yargıtay’a atanarak adliyeden uzaklaştırıldı.
Üstelik karşılıklı ağır ithamlara ve HSK’ye sunulan ses kayıtlarına rağmen ne Uçar ne de Altun hakkında bir adli soruşturma yürütülmüş değil.
soL'a yönelik iktidar saldırısına karşı gerçeğin sesini yükseltmek, yapılan bu haberlere destek vermek için tüm okurlarımızı abone olmaya çağırıyoruz.
Gizli şirketler ve restoran: Gazeteci ile ihraç edilen hakim arasında 'mal varlığı' tartışması
HSK raporuyla meslekten ihraç edilen eski Hakim Sidar Demiroğlu ile gazeteci Seyhan Avşar arasında da sosyal medya üzerinden bir gerilim yaşandı.
Tartışmanın sebebi, Avşar’ın hakim üzerindeki gizli mal varlıklarını, lüks yaşamını, tahliye ettiği isimleri ve ticari ilişkileri HSK raporu üzerinden ifşa etmesi oldu. Demiroğlu, Avşar'a hakaretler yağdırıp tehditvari bir içerikle yanıt verdi. Bu yazışmanın ardından Demiroğlu'nun hesabına erişim engellendi.
Gazeteci Seyhan Avşar’ın iddiasına göre, Demiroğlu’nun resmi kayıtlarda kendi adına görünmeyen ancak kontrolünde tuttuğu iddia edilen lüks mekanlar ve bir restoran işletmesi var.
Yargı düzeninin özeti
Ortaya çıkan tablo; bağımsız yargı illüzyonunun altında, rüşvetle işleyen, suçluları arka kapıdan tahliye ederken halkın haber alma hakkını sansürleyen bir mekanizmayı açıkça gösteriyor.
Bir yanda "ünlülere uyuşturucu soruşturması" haberleriyle göz boyanırken, diğer yanda kilolarca uyuşturucuyla yakalanıp rüşvetle serbest kalan baronların düzeni sürüyor. İktidar, yargıdaki bu devasa çürümeyi tek bir hakimi feda edip asıl ağı koruyarak geçiştirmeye çalışsa da adliyenin koridorlarına saçılan kirli ilişkiler saklanamıyor.
soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.