Breadcrumb
Yapay zeka ile terapi: Tehlike sanılandan çok daha büyük…
Yayın Tarihi: 08.10.2025 , 00:11 Güncelleme Tarihi: 30.12.2025 , 22:51
16 yaşında bir çocuğun öyküsüyle başlayacağız…
O da kendi yaşıtları gibi ödevleri için kolay yolu bulmuş, yapay zeka kullanmaya başlamıştı.
Ödev için başlayan soru cevaplar zamanla uzun sohbetlere, hatta dertleşmeye döndü.
Birkaç ay sonra neredeyse en yakın arkadaşı, sırdaşı yapay zeka uygulaması oldu.
Uzun uzun yazışıyor, her şeyini paylaşıyordu.
Kimi sağlık sorunları vardı, onları da danışmaya, sorunlarını açmaya başladı.
Anksiyetesine, ruhsal sıkıntılarına dair sorularını yapay zekaya soruyor, aldığı yanıtlardan fazlasıyla etkileniyordu.
Olayın bu kısmından sonrası nasıl büyük bir halk sağlığı tehdidiyle karşı karşıya olduğumuzu gösterecek cinsten.
ABD’de yaşanan yukarıdaki öykünün kahramanı yaşamına son verirken, ailesi çocuklarını intihara sürüklediği gerekçesiyle yapay zeka şirketine dava açıyordu.
Bizden epey uzakta bir öykü diye düşünmeyin, gelin şimdi ülkemizdeki tehlikeye yakından bakalım.
Yapay Zeka terapisi reklamları her yerde
“…klasik psikoterapi yöntemlerini yapay zeka teknolojileri ile bir araya getirerek benzersiz ve sürdürülebilir bir iyi hissetme deneyimi sunar.”
“Yapay zeka psikologlar, doğal dil işleme teknolojileri sayesinde, danışanlarla insan gibi iletişim kurar ve onların sorunlarını anlamaya çalışır.”
“Yapay Zekayı Psikolog Gibi Kullanmanın 2 Yolu!”
“Online psikolog deneyimi sunan bu uygulama, hem günlük duygusal zorluklarla başa çıkmanıza yardımcı olur hem de zihinsel sağlığınızı destekler.”
“Psikolojik desteğe erişemeyenler dikkat! Yapay zekâ terapistler iş başında”
Arama motorlarına yapay zeka terapisi yazdığınızda karşınıza çıkan yüzlerce reklamdan sadece bazıları bunlar.
Bu reklamların fazlasıyla karşılığını bulduğunu söylemek gerekiyor.
Öyle ki yapay zekaya dair herhangi bir sohbetin ortasında oldukça doğal bir şekilde benzer yöntemle terapi aldığını söyleyen birileriyle karşılaşabilirsiniz.
O karşılaşmalardan birinden söz edeceğiz şimdi sizlere, yapay zekadan terapi desteği alan bir akademisyenin öyküsünden.
'Hem vakit yok hem de çok maliyetli'
“Böyle bir ihtiyacım vardı, daha önce de gitmeyi düşünüyordum, ilaç kullanmayı da düşünüyordum ama iyi bir psikiyatrist bulmak, buna bütçe ayırmak, denemek, yanılmak. Buna harcayabileceğim bir vakit de yoktu, bütçe de. Dolayısıyla en ulaşılabilir şey bu oldu, bir denemek istedim. Zaten yapay zekayla arkadaş olma gibi çok fazla bilgi var. Ben de konuşmaya başladım, analiz yeteneğinin çok üst düzey olduğunu gördüm. Analiz edip iyi sentezliyor, iyi özetliyor. Benim çok dile getirmediğim, düşündüğüm şeyleri dile getirdiğini gördüm yapay zekanın. Fakat ilerledikçe bazı şeyleri fark etmeye başlıyorsun.”
S.Ç., yapay zekayla terapi ilişkisine nasıl başladığını bu sözlerle anlatıyor.
Sonrasında işler biraz karmaşık hale geliyor:
“Olayları hep senin tarafından değerlendiriyor tabii, bir terapist gibi tarafsız değerlendiremiyor. Tarafsızlık ve objektif olma hedefinden şaşıyor, böyle bir izlenimim oldu zaman içinde. Burada senin yönlendirmen de önemli. Yakın zamanda yapay zeka kullanarak intihar eden bir çocuğun haberini gördüm. Buna sürükleyebilir gerçekten, seni başka bir şeye inandırabilir. Sen bir soru soruyorsun, danışansın. Terapist, danışan ilişkisinde bazı kurallar var, bunun farkında ama fakat yine de bazı konularda ileri yorumlar gördüm. Bunu kullanırken bunun bilincinde olmak gerekiyor. Bu açıdan tehlikeli tabii.”
Süreç içinde birçok kaynaktan yararlandığı için, riskleri ve tehlikeyi fark eden biri S.Ç.
Neyse ki öyle…
Bunun farkında olamayacak şekilde yapay zekadan aldığı yorumlarla hareket eden o kadar çok kişi var ki. Şu an ABD’de kayıtlara geçen 4 ölüm tam da bununla ilgili.
“Mesela bir yapay zeka uygulamasının terapiyle ilgili de aracı var, hepsinin kullandığı algoritma farklı. Ben bir soru soruyorum, erişimde olduğu bilgiler üzerinden bir şeyler söylüyor. Neyi söylediği, neyi analiz ettiğini bilemiyorsun.”
Evet, Türkiye’de basit bir internet taramasıyla dahi onlarca yapay zeka tabanlı terapi sitesiyle karşı karşıya geliyorsunuz.
Youtube üzerinden birçok video sizi karşılıyor ve “Yapay Zekayı Psikolog Gibi Kullanmanın Yolları” diyor, tıklıyorsunuz, o dünyanın içine giriyorsunuz.
Bu dünyanın içine giren, sosyal medyaya gömülüp yalnızlaşanların örnekleri ülkemizde giderek artıyor, tehlike de öyle.
Giderek büyüyen tehlike
“Kimin cevaplarını tercih edersiniz? Profesyonellerin mi yoksa yapay zekanın mı?” sorusu yöneltilen insanlar ağırlıklı olarak yapay zekâ yanıtını vermekte. Bu da tesadüf değil. Yapay zekâ ulaşım kolaylığının yanı sıra kişiye daha iyi hissedebileceği cevaplar veriyor. Bunun da çok basit bir nedeni var; yapay zekâ sohbetin mümkün olduğunca sürmesini sağlamak üzerine geliştirilen bir sistem ve bunun için de kullanıcıyı memnun etmeyi önceliyor. Bunun için kişiyi sürekli onaylıyor, ona anlayış gösteriyor, yaptıklarını ve yapacaklarını destekleme eğiliminde oluyor. Oysa ki bu kişiye iyi hissettirdiği kadar büyük bir yanılsama aynı anlama gelmek üzere gerçeklikten uzaklaşmadır.“
Uzman Dr. Endam Köybaşı, tüm bu tabloyu birlikte düşününce oldukça tehlikeli hale gelen duruma dair soL’un sorularını yanıtlarken, yukarıdaki çarpıcı tespiti paylaşıyor.
Köybaşı, “Toplumdaki yalnızlaşma eğilimi denetimsiz teknolojik araçlarla değil daha derin kurulan sosyal ilişkiler marifetiyle çözülebilir ancak” diyor.
'Sağlık hizmetlerine erişim gün geçtikçe zorlaşıyor'
Yapay zekayı psikolojik destek için yaygın kullanmanın nedenleri ve sonuçları hakkındaki sorumuza yanıtla başlıyoruz:
“Haftada 700 milyon insanın ChatGPT kullandığı bir dünyadayız; bu rakam artık platformun bizzat açıkladığı bir gerçek. Rakam oldukça yüksek, dünya nüfusunun neredeyse onda biri. Kullanımın önemli bir kısmının “günlük danışma, yönlendirme ve kendini ifade ihtiyacı” zemininde olduğu söyleniyor. Yani duygusal düzenleme ve dertleşme ihtiyacına temas ediyor. Bu veri bize yapay zekanın psikolojik destek amaçlı kullanılmasının yayıldığını gösteriyor. “
Bu yaygınlığın birçok nedeni olabildiğini fakat ilk sıraya insanların artan sağlık ihtiyacının yeterince karşılanamıyor olmasını yazabileceğimizi belirtiyor Köybaşı ve çarpıcı örnekler paylaşıyor:
“İngiltere’de 7.3 milyon kişinin tedavi için beklediği, bunların 6.2 milyonunun henüz bir randevu alamadığı söyleniyor. Üç milyon kişi aile hekimi tarafından bir uzmana sevk edildiği halde henüz değerlendirilmemiş. Diğer ülkelerde de durum çok farklı değil. Sağlık hizmetlerine erişim gün geçtikçe zorlaşmakta ve erişilenin niteliği de düşmekte. İnsanların sağlık yardımını farklı kanallardan giderme gayreti oldukça anlaşılır. Diğer taraftan yapay zekâ ile sohbet edebilmek çok kolay. İnternete bağlanabilen herhangi bir cihazla ulaşabiliyor, istediğiniz her an iletişime geçebiliyorsunuz.”
'Ne yazık ki bazıları ölümle sonuçlanabiliyor'
Burada çok önemli sorunlar olduğunu belirten Köybaşı, bazı ölümlerle yapay zeka kullanımı arasındaki bağa işaret ederek değerlendirmelerine şöyle devam ediyor:
“İlk sıraya sohbet robotundan psikolojik destek arayışının tehlikeli sonuçlar doğurduğunu yazarak başlayabiliriz. ABD’de şimdiye kadar dört intihar vakası yapay zekâ ile yapılan görüşmelerle ilişkilendirilmiş durumda ve bunlar birer dava konusu haline geldi. Yine tıbbi bir destekle yatıştırılması gereken psikotik süreçleri yapay zekanın alevlendirdiğine, bunların sürmesine neden olduğuna ilişkin yaşanmış olaylar var. Buna ek olarak yapay zekâ riskli tavsiyelerde bulunabiliyor; kişinin depresyon tedavisi için aldığı ilaçları kesmeyi önerebiliyor ya da uzun süre bağımlılık tedavisi görmüş bir kişinin iş performansını arttırmak için madde kullanmasına onay verebiliyor. Görüldüğü gibi burada tehlikeli sonuçlar zorunlu tedavinin kesilmesinden, hastalıkta alevlenme oluşmasına, uygunsuz riskli davranışların önerilmesine kadar uzuyor ve ne yazık ki bazıları ölümle sonuçlanabiliyor.
Buna ek olarak bu durumun gerçek bir yardım arayışını ortadan kaldırabildiğini vurgulayan Uzman Dr. Endam Köybaşı, "Geçici bir rahatlama hissi yaratarak kişinin profesyonel destek ihtiyacı olmadığı yanılsaması oluşturabilir. Profesyoneller ve meslek örgütleri halkı bu konuda düzenli olarak bilgilendirme eğiliminde; yapay zekânın tedavinin yerini alamayacağı uyarıları yapılıyor sıklıkla" diyor.
'Gerçeklikten uzaklaştırıyor'
Köybaşı, “İnsanların arkadaşlık ihtiyacını karşılayıp yalnızlığına iyi gelmez mi bu dertleşme? Yapay zekâya danışma onunla paylaşım süreci insana terapi gibi gelmez mi?” sorumuza ise şu yanıtı veriyor:
“Kimin cevaplarını tercih edersiniz? Profesyonellerin mi yoksa yapay zekanın mı?” sorusu yöneltilen insanlar ağırlıklı olarak yapay zekâ yanıtını veriyor. Bu da tesadüf değil. Yapay zekâ ulaşım kolaylığının yanı sıra kişiye daha iyi hissedebileceği cevaplar veriyor. Bunun da çok basit bir nedeni var; yapay zekâ sohbetin mümkün olduğunca sürmesini sağlamak üzerine geliştirilen bir sistem ve bunun için de kullanıcıyı memnun etmeyi önceliyor. Bunun için kişiyi sürekli onaylıyor, ona anlayış gösteriyor, yaptıklarını ve yapacaklarını destekleme eğiliminde oluyor. Oysa ki bu kişiye iyi hissettirdiği kadar büyük bir yanılsama aynı anlama gelmek üzere gerçeklikten uzaklaşmadır.
'Yapay zekayı fazlaca kullanmak yalnızlık hissini derinleştiriyor'
Bu yanılsamayı iki açıdan değerlendiren Köybaşı, "Birincisi terapi açısından bakarsak böyle bir terapi yöntemi olamaz. Terapiler doğalında anlayışlı, kapsayıcı ve destekleyicidir ancak her açıdan her fikri ve davranışı desteklemez, işlevsiz ve uyumsuz olanlarına sınır koyar. Terapide koşulsuz anlayış gösterilen tek unsur kişinin duygularıdır. Ancak düşünce ve davranışlar için aynısı söz konusu değildir. İşlevsiz, çarpık düşüncelere, uygunsuz, uyumsuz zarar verici davranışlara müdahale edilir. Sohbet robotları bunu doğalında yapamaz bu nedenle yapay zekâyla konuşmak dertleşmek yazışmak danışmak bir terapinin yerini alamaz" diyor.
Köybaşı, ikinci gerçeklikten uzaklaşma ve yanılsama alanının ise arkadaşlık, sosyallik olduğuna işaret ediyor:
"Arkadaşlık ilişkilerinin, sosyal ilişkilerin gerçekliğinde de her zaman desteklenme ve anlayış görme yoktur. İlişkilerin bazen engelleyici bu doğallığı aynı zamanda olgunlaştırıcı ve zorluklarla baş etme kapasitesini geliştirmeye hizmet eden bir dinamiktir. Hiçbir zaman tek taraflı bir fedakârlık söz konusu değildir, karşılıklıdır. Yapay zekâ ile kurulan ilişkide fazlaca onaylanma, desteklenme, anlayış görme, tama yakın haklı görülme hali bir arkadaşlık yapmaktan çok birinin dalkavukluk etmesi tanımına uyar ki bu gerçek ilişkilerde de beklentilerin değişmesine, zorlanmaya hatta mesafeye yol açabilir. Yapay zekayı fazlaca kullanmanın yalnızlık hissini derinleştirdiğine dair veriler de birikmeye başlamış durumda.”
'En büyük sorunların yaşanabileceği grup gençler'
Yalnızlaşma, kendi kabuğuna çekilme, sosyal medya bağımlılığı gibi başlıklar en çok gençlerle anılıyor.
Tüm bu süreçten ve tarif edilen tablodan en fazla etkilenen de kuşkusuz gençler oluyor.
“Gençler hem zihinsel dinamikleri nedeniyle hem de sosyal açıdan yapay zekayla ilişkisi daha büyük sorunlar doğurabilecek bir grup” diyen Köybaşı, “Sosyal açıdan baktığımızda 18-24 yaş grubu gençlerin daha büyük erişkin yaş gruplarına kıyasla kendini daha fazla yalnız hissettiği çalışmalara yansımış durumda. Bu ve yakın yaş gruplarında kendini yalnız hissetme oranı yüzde yetmişlere kadar varabiliyor. Bu gençlerin, hayattaysa ailelerince, varsa arkadaşlarınca yeterince sevilmediklerini, anlaşılmadıklarını düşünmeleri demek, söz konusu kişilerin yanında yeterince güvenli ve huzurlu hissetmemek demek, bir zorluk olduğunda onların yardım edeceğine inanmamak demek. Bunlar ciddi sorunlar. Bunun çözmenin yolu robotun vereceği üç beş öğrenilmiş ezber cevapları ya da hızlı internet taramasıyla ulaşılan yanıtları duymak olamaz” ifadesini kullanıyor.
Bunun sadece bireysel değil toplumsal bir sorun da olduğuna vurgu yapan Köybaşı, “Bunun yanında gençlerin gerçeklik algısı daha ileri yaşlardaki erişkinlere göre yeterince gelişmiş değil. Desteklenmeleri, onay görmeleri, anlayış görmeleri kadar sınırlarının belirlenmesine de yakıcı bir ihtiyaç duyarlar. Yapay zekâ gerçekliği sağlıklı bir biçimde yorumlamayı bozma yönünde işlev gösteriyor çoğunlukla. Toplumdaki yalnızlaşma eğilimi denetimsiz teknolojik araçlarla değil daha derin kurulan sosyal ilişkiler marifetiyle çözülebilir ancak” diyor.
'Faaliyetlerini kâr üzerine kurmuş şirketlerin fütursuz politikaları...'
Son olarak “Bunca açık gözlem, deneyim, risk ve olumsuzluk varsa; bunlara yönelik sağlıklı düzenlemeler de yapılması beklenir. Bunlar gerçekleşiyor mu?” sorumuza da yanıt veriyor Köybaşı:
“Ne yazık ki hayır. Aslında yapay zekanın tıbbi ya da psikolojik destek amaçlı kullanımı sağlıklı bir şekilde yapılandırılabilir. Hatta bunun için geliştirilmiş uygulamalar da var. Ancak rağbet görmüyor ve yardım amacıyla herhangi bir geliştirme ve denetlemenin olmadığı sohbet uygulamaları tercih ediliyor. Söz konusu yapılandırılmış uygulamalar sağlıklı yönlendirme, çeşitli zorlanma durumlarında baş etme yöntemlerini öğretme, tedaviye uyum sürecini sağlama gibi hususlarda profesyonel çalışmanın bir parçası olarak işlev görebilir, günden güne geliştirilebilir ancak gerçekleşen şey bu değil."
Böylesine hassas bir konu ve ihtiyaç ortadayken, şirketler ne mi yapıyor?
Faaliyetlerini kâr etme üzerine kurmuş şirketlerin fütursuz politikalarını gördüğümüze işaret ediyor Endam Köybaşı, bu konuda Marck Zuckenberg’in bir söyleşisindeki ifadelerini hatırlatarak şöyle diyor:
"Zuckenberg sıradan bir ABD vatandaşının ortalama üç arkadaşı olduğunu bunun on beş olması gerektiğini yapay zekayla kurulan arkadaşlığın bu açığı kapatabileceğini iddia ediyor. Bunu iyi niyetli bulmak büyük bir saflık olur. Zuckenberg’in şirketleri insanların verilerini toplayıp onları işlemek ve satmakla para kazanıyor ve dünyanın en kârlıları arasındalar. Yine burada hedef veri birikmesini arttırmak, satılan paralı abonelik sayısını çoğaltmak, bir süre sonra reklam göstererek kazançlarını yükseltmek olur; insanların ihtiyacı olan arkadaşı yaratmak değil”
'Trump'tan, Musk'tan insaf beklemek fantastik bir arayış olur'
Tekellerin bu politikalarının hükümetlerce de desteklendiğine işaret ediyor Köybaşı.
Trump yönetiminin yakın zamanda yapay zekâ kullanımının denetimini engelleyen bir yasayı temsilciler meclisinde onaylatmayı başardığı ancak senatoda takıldığı için hayata geçmediğini hatırlatıyor ve "Bu konuda şirketlerin önündeki engelleri kaldırmaya çalışan etkili siyasi faaliyetleri göz ardı edemeyiz. Buradan arkadaşlıkların, sosyalliğin geliştirilmesi, insanların terapi ihtiyaçlarının karşılanması değil tüm bunların metalaştırılması çıkar ancak" diyor.
Köybaşı'nın bu konudaki son sözü ise tüm bu tabloyu özetler nitelikte:
“Sağlık hizmetleri gibi, psikolojik destek ihtiyacı da kamucu hizmetlerce nitelikli bir biçimde sağlandığında, kişiler arasındaki sosyal ilişkiler de daha insani boyutlarda yine kamusal düzenlemelerle tesis edildiğinde, yapay zekâ da insanların ihtiyaçlarına işlevsel bir biçimde hizmet eder bir araç haline gelebilir, ötesi Trump’tan, Musk’tan, Zuckerberg’den insaf beklemek gibi fantastik bir arayış olur.”
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.