Skip to main content
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Yapay zeka balonu patlayacak mı?

Bu kriz aslında çok boyutlu. Sadece sermayenin kâr gördüğü bir alana akmasından dolayı çıkan bir köpükten bahsetmiyoruz.

Eren Korkmaz

Yayın Tarihi: 05.11.2025 , 00:01 Güncelleme Tarihi: 05.11.2025 , 21:33

Dünya ekonomisinde ve özelde ABD ekonomisinde bir yapay zeka balonunun oluştuğu ve bu balonun bir krize yol açabileceğine dair tartışmalar son dönemde yoğunlaştı. Ekim ayının başlarından bu yana IMF, İngiliz Merkez Bankası, birçok önde gelen yatırım şirketi, OpenAI CEO’su Sam Altman ve Financial Times’tan New Scientist dergisine kadar birçok yayın yapay zeka balonunun patlama riskine dair uyarılarda bulundu. Bunlar genelde bir soruna işaret eden ama bir çözüm de sunamayan, göz göre göre gelen krize dair yorumları kayda almaktan ibaret yaklaşımlar. Bu yazıda bu yorumları özetleyeceğiz.

Yapay zeka alanında gelişmelerin hızlandığı bir dönemdeyiz. Özellikle ChatGPT’nin çıkması ile birlikte bu alana ciddi bir sermaye yönelimi oldu. Bu artan ilgi kurumsal ve bireysel yatırımcıların, büyük şirketlerin ve devletlerin yapay zekaya şirketlerine yatırımlarını yoğunlaştırmasına neden oldu. Bu alana para yağıyor demek abartı sayılmaz. Bunun bir yönü teknoloji alanındaki gelişmeler sonucu yeni ürünlerin piyasaya çıkmasıyken diğer bir yanı da gelen talebi karşılamak açısından inşa edilen veri merkezleri oldu. İşte bu yoğunlaşma ile 2000'lerin başındaki dot-com krizi ve hatta 19. yy.daki demiryolu krizi ile karşılaştırılıyor.

Burada birkaç konu öne çıkıyor. 

Bugün dünyanın en değerli şirketleri yapay zekayı geliştiren teknoloji şirketleri. Burada bir tekelleşme de yaşandığı için yatırımlar az sayıdaki şirkette toplanıyor. Hem doğrudan yapay zeka ya yönelik yatırımları artıyor hem de diğer sektörlerdeki yatırımlar da kendilerini bir şekilde yapay zeka çözümlerine adapte ettiği için olası bir krizin hemen her sektöre yansıması bekleniyor.

Diğer yandan ABD’deki şirketlerinin hem kendi içinde hem de Çin şirketleriyle rekabeti de balonun genişlemesine neden oluyor. Pazarda yerini geliştirmek ve tekelci konuma ulaşmak için OpenAI gibi şirketler ürünlerini ücretsiz sunuyorlar veya giderinin altında fiyatlara ürün satıyorlar. Bu da ileride büyük kârlar elde etmeyi düşünen yatırımcıların bugünkü zararı karşılamaya gönüllü olmalarına neden oluyor.

Bu rekabette kritik iniş ve çıkışlar yaşanıyor. Ocak ayında Deepseek örneğinde olduğu gibi Çin’de öncesinde pek bilinmeyen bir şirket, geliştirdiği ürünle bir anda çok daha uygun giderlerle tüketicinin karşısına çıkabiliyor ve büyük şirketler bir anda trilyon dolar kaybedebiliyor. Bunlar arasında yalnızca Nvidia 600 milyar dolar kaybetmişti.

Büyük veri merkezlerinin inşası ile çip üretimindeki artış günümüzün artan talebi açısından kritik önemde. Mesela bu yıl Google, Amazon, Meta ve Microsoft veri merkezleri için 350 milyar dolar yatırım yaptı. Bunun önümüzdeki sene 400 milyar doları geçmesi bekleniyor.

Bu noktada tekel konumunda olan birkaç şirketin kendi içinde yaptıkları anlaşmalar ve oluşan bağımlılıklar da başka bir sorun kaynağı. Örneğin Nvidia, OpenAI için 100 milyar dolar yatırım yaparken OpenAI ayrıca gidip Nvidia’nın rakibi AMD’nin yüzde 10 hissesini satın alıyor. Dolayısıyla iç içe giren, karmaşık ilişki ve çıkarlardan oluşan zincirin halkalarından biri koptuğunda bunun tüm sektörü sürüklemesinden korkuluyor. Bu elbette teknoloji şirketleri ile sınırlı kalmayacak. Birçok finans şirketi, bankalar, devletler ve çeşitli sektörlerdeki şirketler bu alana yatırım yaptıkları için zincirin kopması ve panik durumunda bunun tüm küresel ekonomiyi hızlıca etkileyeceği tahmin ediliyor.

Bu kriz aslında çok boyutlu. Sadece sermayenin kâr gördüğü bir alana akmasından dolayı çıkan bir köpükten bahsetmiyoruz. Büyük veri merkezleri ve yapay zeka algoritmaları yüksek oranda enerjiye ve su kaynağına talepte bulunuyor ve iklim krizini derinleştiriyor. ABD’den Fransa ve Almanya’ya, Çin’den Hindistan’a birçok nehrin kuruma tehlikesinde olduğunu ve söz konusu yatırımlar hayat bulursa sürecin çok daha hızlanması bekleniyor.

Artan talebi karşılamak için kritik mineraller denilen madenlere olan talep ve bağımlılık da artıyor. Bunun bu madenleri çıkaran ülkelerin birçoğu için hayırlı sonuçlar üretmeyeceğini öngörmek zor değil.

Diğer yandan milyonlarca insan yapay zekadan gündelik yaşamında faydalanırken asıl odaklanılan alanın askeri teknolojiler olduğunu da unutmamak gerekir. Dolayısıyla militarizasyon ve doğal kaynakların artan sömürüsü ve pazar paylaşımı mücadelesi bir araya geldiğinde jeopolitik etkisinin olması ve çatışmaları tetiklemesi şaşırtıcı olmaz.

Durumu anlamak açısından birkaç veri paylaşmakta fayda var.1 

ABD’de hisseler geçen hafta 36. kez yükselerek yeni bir rekor kırdı. Ama bu kimsede ekonominin büyüdüğüne dair bir memnuniyet yaratmıyor. Çünkü bu rekoru sağlayan birkaç yapay zeka şirketinden ibaret. Yoksa S&P 500’deki 397 şirket kayıp yaşıyor. Diğer yandan yılın ikinci çeyreğinde ABD ekonomisi yüzde 3,8 büyüdü, ama bunun içinden veri merkezleri için yapılan yatırımları çıkardığınızda ABD’nin büyümesi yalnızca yüzde 0,1 olarak hesaplanıyor. 

ABD borsasında en büyük 10 şirketin 8’i teknoloji şirketi. Bunlar borsadaki tüm değerin yüzde 36’sına denk geliyor ve borsadaki şirketlerin toplam net kârının yüzde 80’ini bu birkaç şirket elde ediyor. 40 piyasadan 2 bin şirketin sıralandığı MSCI Dünya Endeksinde dahi sermaye değerinin dörtte biri 8 ABD’li teknoloji şirketine ait. Nvidia’nın piyasaya değeri tarihte ilk kez 5 trilyon doları buldu. Microsoft 4 trilyon dolar değerinde. Bu artış da sermayenin iştahını kabartıyor ve akışı hızlandırıyor.

Harcamadaki artış ve düşük fiyat politikası bu şirketlerin gelirlerini de düşürüyor. Tüm bu akışa karşın Meta her bir çeyrekte yüzde 1 büyüyor, OpenAI ise harcamalarını her sene yüzde 74 arttırmayı hedefliyor. Yatırımları karşılamak için de tahvil satışı üzerinden borçlanıyorlar. Örneğin Silikon Vadisi şirketleri 2025 yılında yapay zeka ve veri merkezi yatırımları için 200 milyar dolar borç aldı. Dolayısıyla bu dev şirketlerin biri düşerse tüm piyasayı kendileri ile birlikte düşürmeleri gayet mümkün. Ayrıca Amazon, Apple, Meta sadece yapay zeka üreten şirketler değil, yapay zeka projelerine para yağıyor ama bu şirketlerin her biri çok sayıda sektörde aktifler. Örneğin Amazon sadece bulut servisi sunmuyor, platformunda her ürünü satıyor. Apple telefon satıyor. Dolayısıyla bahsi geçen yapay zeka balonunun sadece bir hisse senedi balonu olmadığını, aynı zamanda bir yatırım balonu ve bir kamu politikası balonu olduğu da belirtiliyor. 

Uyarı yapanların raporları incelendiğinde sorunu tespit ediyorlar, ama bunlar aslında “biz demiştik” denilmesine yarayacak yorumlar. Çünkü bu tespitler hem sermaye akışını yavaşlatmıyor hem savaş sanayisinde ve diğer sektörlerde yapay zekanın adapte edilmesindeki hız devam ediyor hem de buna çözüm olacak alternatif bir yaklaşım geliştirilmiyor. Tüm dünyayı ve insanlığı etkileyen teknolojileri geliştiren bir avuç tekelci şirket ekonomik, sosyal ve ekolojik krizleri daha da derinleştiren bir sürece bizleri koşar adım sürüklüyorlar.

  • 1

    Bu veriler Financial Times Weekend gazetesinin 1-2 Kasım tarihli sayısından ve New Scientist dergisinin 25 Ekim tarihli sayısından alınmıştır.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.