Sayfa yolu
Yandaşlarda utanma kalmadı: Haluk Levent ve bir taşla vurulan iki kuş...
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 15.07.2026 , 13:04
“Depremin ardından en kritik günlerde, ilk 3-4 gün içinde devlet adına neredeyse hiç kimsenin ortada olmadığını, bir testere, demir makası gibi en basit aletler bile olmadığı için belki binlerce insanın kurtarılamadığını, insanların günlerce aç susuz şekilde soğuğun yağmurun altında perişan edildiğini, kaderine terk edildiğini unutmayacağız, unutturmayacağız.”
Bu sözler TKP Merkez Komite üyesi Salih Bostancı’ya ait.
6 Şubat depremlerinin hemen ardından Hatay’ın merkezine ilk ulaşan ekiplerden biri, partinin oluşturduğu kurtarma ekipleri olmuştu.
İktidarın günlerce kimsesiz bıraktığı noktalardan sadece biriydi Hatay'ın Defne ilçesi.
Orada ilmek ilmek bir dayanışma örüldü, büyük bedellerle.
Şimdi aradan geçen 3,5 yılın ardından iktidar bu skandalın üstünü, başka bir skandalla örtme derdinde.
Haluk Levent üzerinden Kızılay ve AFAD övücülüğüne başlayan yandaşlar, asıl olarak başta aktardığımız büyük suçu üzerinden atmaya çalışıyor.
Kızılay üzerinden çadır satan, 15 Temmuz bağışlarını faize yatıran kendileri değilmiş, Haluk Levent gibilerin önünü kendileri açmamış gibi davranıyorlar.
“Sosyal devlet” başlığını sadakaya ingirgeyen, burada da tarikat ve cemaatlere büyük alan açan iktidar, “bakın Haluk Levent sizin gönderdiğiniz yardımlarla bahis oynamış” diyor ve bir taşla iki kuş birden vurmaya çalışıyor.
Vakıf Haftası ve Ödül Töreni’nde Ahbap Derneği kurucusu Haluk Levent’e ödülünün bizzat Emine Erdoğan tarafından verildiği, bunun da yandaş medyada yer aldığı hâlâ hafızalarda.

Yine dün Yeni Şafak’tan İsmail Kılıçarslan’dan öğrendiğimiz üzere, Haluk Levent’in deprem döneminden Süleyman Soylu ve Hulusi Akar ile teması var.
Bunca zamana yayılan tanışıklığa rağmen bu kadar büyük usulsüzlüklere neden üç yıldır göz yumulduğunu açıklayan da yok ortada.
Üstelik bunca veri ve gerçeğe rağmen hâlâ üste çıkmaya çalışan bir yandaş medya var.
Örneğin Sabah’tan Melih Altınok, “Devletin tüm kurumları dişini tırnağına takmışken” diyor, Ahbap üzerinden deprem döneminde yaşanan skandalların üzerini örtme fırsatını yakaladığını düşünüyor.
Ya da Hilal Kaplan “İki kez cezaevine girip çıkmış, dolandırıcılığı tescilli bir adam nasıl oldu da 'ülkenin en güvendiği adam'lardan biri oldu? Ya da ona güvenenlere şöyle sorayım: En son bir devlet kurumuna ne zaman güvendiniz?” diye soruyor.
Oysa ona “vakıf haftası ödülünü” kimin verdiğini çoktan unutmuşa benziyor. Yine deprem bölgesinde Haluk Levent’le poz veren bakanları da…
O yüzden de çıkıp deprem döneminde çadır satılmasını bile övüp, “Çadırları satan Kızılay, AHBAP'ın dolandıramadığı nadir kurumlardan biri olarak tarihe geçti” diyebiliyor.
Çürüme öyle boyutlara ulaşmış durumda ki, Haluk Levent’in çürümüşlüğünün kendi kurdukları ve üzerinde yükseldikleri düzenden kaynaklandığını dahi idrak edemiyorlar. Yine üste çıkmaya çalışıyorlar.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.