Skip to main content
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Yükleniyor...

Yandaş basının kafası karışık: Kıbrıs halkına ağır hakaretler edenler, ne diyeceğini bilemeyenler

Kuzey Kıbrıs seçimleri sonrası Erdoğan’ın açıklamasıyla Bahçeli’nin açıklamaları farklı doğrultular işaret edince yandaş basının da kafası karıştı. Bugün Kıbrıs halkına hakaretler içeren yazılar da, "seçim sonuçları iktidarın işine geliyor" diyen de çıktı.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 21.10.2025 , 14:50 Güncelleme Tarihi: 21.10.2025 , 18:20

“AK Parti iktidarı Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ı desteklermiş gibi görünüp aslında desteklemiyordu. Bu tespitimizi daha önce de kamuoyu ile paylaşmayı düşündük ancak seçim sonuçlarını olumsuz anlamda etkilememek için bu açıklamayı yapmadık. Bu sadece benim kişisel görüşüm ve partimizin görüşü değildir. Bu, KKTC’de görüştüğümüz bütün deneyimli siyasetçilerin ortak görüşüdür. Bunun Tufan Erhürman da farkındadır, görüşme yaptığımız KKTC’de aday olan olmayan diğer siyasetçiler de farkındadır.”

Bu sözler Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’a ait.

AKP’nin Kuzey Kıbrıs’ta davul zurnayla gelen Ersin Tatar yenilgisini öngörmemiş olmasının olanağı yok.

19 Ekim tarihli haberimizde bu sonucu gören AKP’nin sonucu değiştirmeye yetmeyen hamlelerine işaret etmiştik.

Bu tablonun kendisi dahi AKP’nin Kıbrıs’ta tek ata oynadığı yönündeki değerlendirmeleri boşa düşürecek cinsten. İster Özdağ’ın iddiasında olduğu gibi açık bir ikili oyun olsun ister niyet dışı bir gelişme, Türkiye’nin seçim öncesi Erhürman ile ilişkiye girmemiş olma ihtimali oldukça zayıf. 

Bunun teyidi, Erhürman’ın açıklamalarıyla gelmiş durumda. 

Ancak yine de AKP açısından bir mevzi kaybı söz konusu, bu açık.

Öte yandan Bahçeli’nin “Kuzey Kıbrıs anavatana katılmalı, seçim sonuçları tanınmamalı” çıkışı ile Erdoğan’ın seçim sonuçları sonrası başarı dilekleri arasındaki çelişki, yandaş basının tamamında kafaları bir hayli karıştırmış durumda.

Öyle ki, Kuzey Kıbrıs’ın Türkiye’ye katılması seçeceğini hararetle savunan isimler var.

Star yazarı Resul Tosun bunlardan biri:

Fakat asıl bombayı yine MHP Genel Başkanı patlattı. En son söylenmesi gerekeni başta söyledi ve KKTC meclisinin Türkiye'ye iltihak kararı almasını teklif etti. Aslında olması gereken bu. Lakin Avrupa Savunma Sistemi'ne girebilmek için Türkiye yeni politikalar geliştirir mi onu zamanla göreceğiz!

Vites artırıp Kuzey Kıbrıs halkına hakaretler yağdıranlar da var. Bunların başında Yeni Şafak yazarı İbrahim Karagül geliyor:

Bu haliyle İsrail Türkiye’ye; ‘Sen Gazze’ye girersen ben de KKTC’ye girerim’ demiştir. Bunu KKTC halkı söyletti. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ağırbaşlılığını, sabrını, itidalini elbette biliriz. Ama bizler, olabilecekleri en çarpıcı haliyle ortaya sermesi gereken bireyleriz. Çünkü; bu sonuçlarla Doğu Akdeniz’de, Rum Kesimi’nde, Gazze’de yaşanan güç oyunu KKTC’ye taşınmıştır, bu net!” diyen Karagül, şöyle devam etti:

KKTC’de birkaç şımarığın Türkiye’nin büyük tarih savaşı ile dalga geçmesi, soykırımlarla boğuşan dünyanın gerçeklerinden bihaber bu kişilerin, sağa sola bakmadan Türkiye ile oyun oynamaları rencide edicidir. Bu Türkiye’yi aşağılamaktır. Kimse kendini Türkiye’ye bağlı hissetmek zorunda değil. Ama bizim de Türkiye ekseni dışındakilerle görülecek bir hesabımız var. Üstelik bu hesap bin yıllık. Herkesin dönüp bu tarihin büyüklüğüne bir bakması şart.

Hürriyet yazarı Ahmet Hakan ve Hande Fırat ile Sabah gazetesi yazarı Hilal Kaplan gibi isimler, sonuçlara “hayırhah” bakan yazılar kaleme aldı.

Milliyet yazarı Zafer Şahin, "Zaten B Planı hazırdı" diyenlerden... Bugün köşesine Kıbrıs seçimlerini taşıyan birçok yazarsa tutum almakta zorlanan, sade suya tirit yazılar kaleme almış durumda.

Öte yandan MHP'nin gazetesi Türkgün'ün başyazarı Yıldıray Çiçek de tıpkı diğer isimlerde olduğu gibi Ada'daki İngiliz varlığına ve ağırlığına hiç dikkat çekmeden yazı kaleme alanlardan. Bahçeli'nin çağrısına açık destek veriyor Çiçek:

Bahçeli, Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT) ruhunu herkese hatırlatmış; KKTC’yi Rum’a, Yunan’a, İsrail’e peşkeş çekmek isteyen herkese karşı millî bir bariyer oluşturmuştur.

'Kıbrıs Türk’tür, Türk kalacaktır' gerçeğini, en başta da adında 'Türk' kelimesi geçmesine rağmen Rum ve Yunan sevdalılığıyla bilinen federasyoncu Cumhuriyetçi Türk Partisi anlamalıdır. Her adımını dikkatlice ve Bozkurt bakışıyla takip edeceğiz.

Yandaş medyanın kafa karışıklığını göstermesi için bugün kaleme alınan yazılardan bazı bölümleri soL okurunun bilgisine sunuyoruz:

STAR YAZARI RESUL TOSUN:

"Yeni cumhurbaşkanını destekleyenlerden kimilerinin Türkiye'yi işgalci olarak görmesinden tutun CTP'nin federasyondan yana olmasına ve CHP'nin CTP'yi kardeş parti olarak görmesine, kimi eski büyükelçilerin seçim sonuçlarını 'Kıbrıslıların kendilerine Ankara'nın dayattığı İslamî toplum modelini reddettikleri' mesajlarına kadar tartışılacak aslında çok hassas konular var. Önümüzdeki günlerde bu konuların tartışıldığını göreceğiz.

Fakat asıl bombayı yine MHP Genel Başkanı patlattı. En son söylenmesi gerekeni başta söyledi ve KKTC meclisinin Türkiye'ye iltihak kararı almasını teklif etti.
Aslında olması gereken bu.

Lakin Avrupa Savunma Sistemi'ne girebilmek için Türkiye yeni politikalar geliştirir mi onu zamanla göreceğiz!"

HÜRRİYET YAZARI AHMET HAKAN:

"Seçilir seçilmez Erhürman’ın verdiği iki mesaj şu oldu:
*
- BİR: Bizim hiçbir cumhurbaşkanımız, Türkiye ile istişare etmeden dış politika belirlemedi. Ben de öyle yapacağım.
*
- İKİ: Türkiye ile ilişkiler bizim için yaşamsaldır. Türkiye Cumhuriyeti ile doğru zeminde çok iyi ilişkiler devam edecek.
*
Bu iki sımsıcak mesaj:
- Dostlarda iyimserliğe, düşmanlarda hayal kırıklığına yol açtı.
- Tatar ve Erhürman arasındaki devamlılığının sigortası sayıldı.

- İsrail’in Kıbrıs üzerinde oynadığı oyunları boşa çıkardı.
- Erhürman konusunda kaygı duyanların kaygılarını biraz yatıştırdı.
*
Kendi adıma konuşuyorum:
İyi ki seçimden önce 'Erhürman gelirse felaket olur, Kıbrıs davası biter' falan diye ahkam kesenlerden olmamışım ve aktif tarafsızlık politikası izlemişim."

HÜRRİYET YAZARI HANDE FIRAT:

"Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) yapılan seçim sadece Lefkoşa’daki koltuk sahibini değil, Türkiye-KKTC ilişkilerinin geleceğini de belirledi.

Ancak kimse yanılmasın: Bu bir 'deprem' değil. Ankara’da üst düzey kaynakların ifadesiyle bu, Kıbrıs Türkü’nün iradesini ortaya koyduğu bir zemin güncellemesidir. Ton değişebilir ama çizgi sabit.

- Erhürman’ın seçilmesiyle birlikte Ankara’nın resmi politikasında bir kırılma beklenmiyor. Çünkü KKTC Meclisi, Rumlarla federasyonu kesin biçimde reddeden ve iki devletli çözümü benimseyen bir karara imza attı. Ve o karar hâlâ masada. Yani bu seçim sonucu, var olan dış politika rotasını tersine çevirmek yerine belki de daha diyaloglu ama eşitlikçi bir üslupla yürütülmesi anlamına geliyor.

- Erhürman, seçildikten sonra Türkiye’yle 'yakın istişare içinde olacağız' diyerek uyumlu bir dış politika mesajı verdi. Ama cümlenin hemen ardından gelen ifade de dikkat çekiciydi: 'Diklenmeden dik durmak.' Bu ifade, hem Türkiye’ye rest çekmek isteyenlere hem de KKTC’yi edilgen görmek isteyenlere bir yanıt niteliğinde.

- Ankara ise mesajı net okudu: 'Gerginlik beklemiyoruz.' Devlet politikası değişmez, ancak yöntemin daha yumuşaması olası. Özellikle enerji diplomasisi, Avrupa Birliği ile temaslar ve uluslararası hukuk düzleminde KKTC’nin 'Biz de varız' demesinin önü açılabilir. Bu, Ankara’nın elini zayıflatmaz; aksine güçlendirir."

MİLLİYET YAZARI ZAFER ŞAHİN:

"KKTC’deki cumhurbaşkanlığı seçimini 'Adada iki devlet isteyenler kaybetti, federasyon isteyenler kazandı' dar parantezine hapsetmeye çalışanları dikkate almayın. Onlar Türkiye için Kıbrıs’ın tam olarak ne ifade ettiğinden habersiz, tarih ve coğrafya bilgisi zayıf, İsrail-Yunanistan tezlerini adanın asıl gerçekliği zanneden zır cahiller.20 Ekim sabahında KKTC’de değişen bir şey yok. Olmayacak da. Seçimi kazanan Tufan Erhürman ‘ın Türkiye ile ilişkiler konusunda izleyeceği yol haritası Ersin Tatar’dan farklı olamaz. Türkiye, Kıbrıs adasının tamamında garantör ülke..

Uluslararası hukukla belirlenmiş hakları var. Erhürman ilk ziyaretini Türkiye’ye yapar, bu tartışmalar da bıçak gibi kesilir. Neden mi? Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 16 Eylül 2025 günü KKTC seçimlerine dair yaptığı şu açıklama yukarıdaki sorunun birinci ağızdan cevabıdır: 'Türkiye, uluslararası hukuk zemininde ve Birleşmiş Milletler kararlarında meşru şekilde tanınan garantörlük haklarına sahiptir. Bu haklar, hangi siyasi parti iktidara gelirse gelsin, KKTC’nin varlığına ve Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanlarına güvence sağlamaktadır.' Meselenin özü budur. Devlet, KKTC seçimlerini her yönüyle çalışmıştır. A planı da B planı da..."

YENİ ŞAFAK YAZARI İBRAHİM KARAGÜL:

"Hemen söyleyelim: KKTC’de bir seçim yapılmadı. Türkiye’yi dışlamaya, Türkiye’den uzaklaşmaya dönük bir referandum yapıldı. Yunanistan, Rum Kesimi, İsrail’e yaklaşmaya dönük bir tercih yapıldı.

Türkiye’nin yanında değil, soykırımcıların yanında yer aldılar. Coğrafyamızın yanında değil, coğrafya dışı güçlerin yanında yer aldılar. Çünkü bu seçimin tek bir odak noktası vardı, o da Türkiye!

Son yerel seçimlerde Türkiye’de nasıl bir proje uygulandıysa KKTC’de de aynısı uygulandı. Köylere kadar para dağıtanlar, bu para trafiğinde görev alanları CHP yönetiminde belli yerlere atayanlar, bu paranın ve bu trafiğin hesabını hiç vermedi.

***

Seçim sonuçlarına dair Ankara’dan yapılan açıklamaların tamamında 'garantör ülke' vurgusu yapıldı. Bu vurgu tehlikenin ne kadar büyük olduğunun göstergesidir. Türkiye, neden bu ifadeyi kullanmak zorunda kaldı? Tedirginliğin açık olduğu, oynanan güç oyununun açık olduğu bu cümlelerle kendini hissettirmiştir.

Kıbrıs, sıradan bir ada değil. Doğu Akdeniz’in bekçisidir. Devasa bir askeri üs, Anadolu’yu Akdeniz’den koruyan en önemli yerdir. Türkiye için bu ölümcül gerçek ortada iken, İsrail’in, Rum Kesimi’nin, Yunanistan’ın KKTC halkı üzerinden yürüttüğü bu proje, Türkiye’yi tehdit etmektedir. Biz, Ege’deki adaların statüsüne dair tartışmaları büyütürken onlar bizi KKTC üzerinden köşeye sıkıştırmaktadır.

***

Bu haliyle İsrail Türkiye’ye; 'Sen Gazze’ye girersen ben de KKTC’ye girerim' demiştir. Bunu KKTC halkı söyletti. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ağırbaşlılığını, sabrını, itidalini elbette biliriz. Ama bizler, olabilecekleri en çarpıcı haliyle ortaya sermesi gereken bireyleriz. Çünkü; bu sonuçlarla Doğu Akdeniz’de, Rum Kesimi’nde, Gazze’de yaşanan güç oyunu KKTC’ye taşınmıştır, bu net!

***
KKTC’de birkaç şımarığın Türkiye’nin büyük tarih savaşı ile dalga geçmesi, soykırımlarla boğuşan dünyanın gerçeklerinden bihaber bu kişilerin, sağa sola bakmadan Türkiye ile oyun oynamaları rencide edicidir. Bu Türkiye’yi aşağılamaktır.

Kimse kendini Türkiye’ye bağlı hissetmek zorunda değil. Ama bizim de Türkiye ekseni dışındakilerle görülecek bir hesabımız var. Üstelik bu hesap bin yıllık. Herkesin dönüp bu tarihin büyüklüğüne bir bakması şart."

SABAH YAZARI HİLAL KAPLAN:

"Rum basını, Erhürman'ı 'sükûnetli ve tehlikeli' görüyor. Buna itiraz edemeyen Atina da şimdiden tetikte. Özetle Erhürman, 'Masayı devirmeyelim ama şeklini değiştirelim' diyen bir siyasi ve bu amaç doğrultusunda tek dayanağının Türkiye Cumhuriyeti olduğunu bilecek kadar da tecrübeli bir aktör. Kendisine başarılar diliyorum."

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.