Washington Post, Bolivya'da darbecilerin yargılanmasından rahatsız oldu

Washington Post 'Yayın kurulu' imzasıyla yayınladığı yazıda cunta lideri Áñez ve faşist paramiliter örgüt liderlerinin yargılanmasına itiraz etti.

Kaya Emre Uzmay

Bolivya'da 2019 yılında gerçekleşen ABD destekli darbe ve onu takip eden muhaliflerin ve her türlü sokak tepkisinin kanlı bir şekilde bastırıldığı sürece desteğiyle bilinen ABD menşeli Washington Post (WP), cunta lideri Jeanine Áñez'in yargılanmasına karşı bir yazı yayınladı.

Dünyanın en zengin patronu Jeff Bezos'a ait gazetenin "Yayın kurulu" imzasıyla çıkan baş yazısında 2019'da faşist iktidarın kurulmasına yol açan asker ve polis darbesinden bahsederken "darbe" kelimesi yerine "ordunun Evo Morales önderliğindeki hükümeti istifa ettirmesi" ifadelerini tercih etti. WP ayrıca yanlışlığı kanıtlanmış olan "2019'da Morales seçimleri hileyle çalmaya çalıştı" retoriğini kullanmaya devam ederek darbeyi haklı göstermeye çalıştı.

Bolivya'da darbenin ardından düzenlenen ilk seçimlerde cuntanın büyük bir yenilgi alması ve halkçı aday Luis Arce'nin kazanmasına pek de sevinmeyen (Arce ve partisi Sosyalizme Doğru Hareket yüzde 55 oyla diğer adayların hepsiyle arasına büyük bir fark koyarak seçimleri 1. turda kazanmıştı) Post, şöyle dedi:

"Şimdi, ne yazık ki, Bay Arce, Bolivya'ya dönen ve hala hatırı sayılır bir güce sahip olan Bay Morales'e özgü daha tek taraflı ve intikamcı bir liderlik tarzına geri dönmüş görünüyor. 13 Mart'ta hükümet, Bayan Áñez ve iki eski kabinesini hapse atarak kovuşturma ve uzun hapis cezaları ile tehdit etti; diğer birkaç eski üst düzey yetkili için tutuklama emri çıkarıldı. Bu eylemler, Bayan Áñez iktidardayken Bay Morales’in insan hakları ihlalleri ile suçlanan destekçileri için bir affın ve kilit hükümet çalışanları için fiili siyasi sadakat testleri yapılmasının ardındn geldi."

Darbe sırasında düzenlenen hukuksuz baskınlar ve eylemlere karşı düzenlenen toplu katliamlar sırasında gözaltına alınan Bolivya yurttaşları cuntanın düşmesinin ardından serbest bırakılmıştı, Post'sa bununla rahatsız olmuş gibi gözüküyor.

Bu kez Arce'yi "darbe iddiası"nı kullanarak önceki iktidardan "intikam" almaya çalışmakla suçlayan Post, "Bayan Áñez"in "pek de suçsuz sayılmayacağını" itiraf ediyor. Post kısa da olsa Áñez'in "göreve geldikten kısa bir süre sonra, Morales yanlısı protestoculara yönelik bazen ölümcül şiddet uygulayan güvenlik güçlerini cezadan korumaya çalışmak da dahil olmak üzere, Bolivya’nın sorunlarında" parmağı olabileceğini söylüyor. Ancak bu ifadede Áñez sokağa çıkan halka karşı 'öldürmek için ateş et' emrini veren baskıcı bir diktatör değil, sadece "bazen ölümcül şiddet uygulayan" (arada sırada öldürebilirler!) asker ve polislerin ceza almasını önlemeye 'çalışan' bir yönetici olduğu imajı yaratılıyor.

Bu ufak detayın ardından Post bir "ama" eklemeyi ihmal etmiyor elbette:

"Yine de insan hakları savunucularının baskısıyla karşı karşıya kalan Bayan Áñez, bu kararı geri çekti; ve tutuklanmasının özündeki Bolivya ordusu ve diğerleriyle Bay Morales'i devirmek için komplo kurduğu suçlaması tarihsel gerçeklikle çelişiyor."

Darbeden dolayı bir kere daha Evo Morales'i suçlamayı ihmal etmeyen Post, çelişkili bir şekilde darbenin aslında var olmadığını dillendirirken "Morales'in, 2019 seçimlerini yıkma girişimi - ki OAS gözlemcileri bunu o zaman doğrulamıştı - ve Bolivya halkının bunu sokaklarda büyük ölçüde reddetmesi nedeniyle iktidarı kaybetti"ğini iddia ediyor.

Áñez'inse kendi kendisini (hiç bir yasama meclisinin onayını almamasına karşın) başkan ilan etmesiniyse Post "Bayan Áñez, kritik ama anayasanın öngördüğü bir acil durum süreci altında başkanlığı devraldı; ve geçen yıl iktidarı kazandığında barışçıl bir şekilde Bay Arce'ye devretti." ifadeleriyle hatırlamayı tercih etti.

Burada öne çıkan iki büyük yalan söz konusu:

  1. OAS'ın "Morales seçimleri hileyle kazandı" iddiası; Amerikan Milletleri Örgütü (OAS) Boivya'daki darbe sırasında kilit rol oynamasıyla biliniyor. 2019 seçimlerinde Morales'in 1. turda kazanacağı ABD güdümlü muhalefete de yakın kuruluşlar tarafından yürütülenler de dahil ülkedeki tüm seçim anketleri tarafından öngörülürken OAS sayım sırasında bir "eğilim değişikliği" gerçekleştiğini iddia etmişti, ancak bu oyların sayıldığı 24 saat içerisinde yanlışlanmıştı. Bunun nedenleri arasında Morales'e olan desteğin çok yoğun olduğu kırsal kesimlerde oy sayımlarının daha uzun sürüyor olması bulunurken OAS herhangi bir gerçek kaynağa dayanmadan neo-nazi lider Luis Fernando Camacho'nun asılsız 'seçime hile karıştırdılar' iddialarını tekrarladı. OAS'ın bu adımı darbenin ve aşırı sağcı çetelerin temel meşruiyet noktası olmuştu. Cunta ve onun işlediği insanlığa karşı suçlar süresince herhangi bir şekilde OAS'tan bir itiraz gelmemişti. OAS sadece üstü kapalı bir 'Bolivya'daki olaylardan kendisinin sorumlu olmadığını, ama seçim hilesinin gerçek olduğu' açıklaması yapmıştı.
  2. Áñez iktidarı "barışçıl bir şekilde" devraldı ve devretti iddiası; Darbenin ilk anları dünyada Áñez'in elinde dev bir İncil'le meclis binasına girip "İncil'in makâna geri döndüğü"nü beyan ettiği görüntülerle dünya basınında yer almıştı. Arkasına askerler ve paramiliter örgütleri alan Áñez ülkenin senatosundan da meclisinden de onay almadan kendi kendisini başkan ilan etmişti. Áñez liderliğindeki cunta iktidarı almasını takiben en ufak bir tepkiyi bile kanlı bir şekilde bastırmaktan geri durmazken iktidarı da kolay kolay bırakmamıştı.

Göreve gelmesinin hemen ardından Senkata ve Sacaba katliamlarına imza atan Áñez, 21 kişinin katledildiği, 70 kişininse yaralandığı 15 Kasım Sacaba Katliamından bir gün önce silahlı kuvvetler dokunulmazlık tanıdığını ilan etmişti.

Áñez yaklaşık bir yıl boyunca Bolivya halkının yoğun eylemleriyle karşı karşıya gelirken seçimlerin ilan edilmesini elinden geldiğince ertelemeye çalıştı. Önce cunta karşıtı eylemeler nedeniyle seçim ilan etmek zorunda kalan Áñez yönetimi 3 Mayıs olarak duyurdukları seçimleri 6 Eylül'e ertelemişti. Bu hukuksuz kararın ardından Áñez yönetimi Covid-19 pandemisini bahane gösterek seçimleri bir kere daha 18 Ekim'e ertelemişti. Seçimleri tekrar ertelemeye çalışan Áñez yönetimi bu sefer halkın baskısına boyun eğmek zorunda kalmıştı.

Cunta sırasında siyasal cinayetler ve askerler tarafından insan kaçırma vakalarıysa olağan hale gelmişti, Áñez ve yandaşları iktidardan kolay kolay vaz geçmeye istekli değillerdi. Cunta iktidarı boyunca 38 kişi öldürüldü, 800'ün üzerinde Bolivyalı yaralandı ve en az 1.500 kişi zorla alı konularak hukuksuz bir şekilde tutuklandı.

Seçimleri MAS'ın kazanacağını anlamalarının ardından cuntanın kilit isimlerinden İçişleri Bakanı Arturo Murillo ve Savunma (aynı zamanda sağlık) Bakanı Fernando Lopez gibi şahıslar ülkeden kaçarken Áñez ve iki bakanı kaçmakta o kadar da çabuk davranamadı. Áñez kaçmaya çalışırken bir arkadaşının evinde bazaya saklanmış bir şekilde bulunurken cunta bakanları Alvaro Coímbra ve Rodrigo Guzmán da tutuklandı.

Tutuklu bir şekilde yargılanmayı bekleyen cunta liderlerinin en üst seviyeden ceza alması için ülkenin dört bir yanında kitlesel eylemler gerçekleşirken Post, "Arce'nin şu anda yaptığı şeye karşı on binlerce Bolivyalı sokaklara döküldü" yalanının arkasına sığınmış durumda. Áñez'in tutuklanmasının ardından devrik cunta liderine destek için yüz kadar kişinin katıldığı ufak çaplı bir iki eylem gerçekleşirken bu eylemlere yönelik herhangi bir kolluk kuvveti veya sivil saldırı söz konusu olmadı.

Bolivya'nın ülkedeki son bir yılda gerçekleşen pandemi plansızlığı, katliamlar, yolsuzluklar ve insanlığa karşı suçlardan sorumlu kişileri yargılamasını "dünyada covid-19'un en çok vurduğu ülke olan pandemiyle savaşması gereken bir zamanda" izlenen bir "kanunsuzluk" olarak nitelendiren Post, bunun "iç savaş ve tam diktatörlük değilse bile daha fazla kaos tehdidi" oluşturduğunu iddia etti.

Post'un baş yazarları elbette üzerine düşen görevi yerine getirerek yazılarını Bolivya'ya karşı emperyalit müdahale çağrısıyla sonlandırdı:

"Biden yönetimi, krizin felakete dönüşmesi ihtimaline karşı, bu uzun süredir acı çeken ülkede demokratik istikrarı korumak için bölgesel bir çabaya öncülük etmelidir."