Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Viyana saldırısı: Tekrarlar ve yeni-tekrarlar çağı

Kurz'un hedef şaşırtan medeniyet/barbarlık tekrarı da, Erdoğan'ın yaratan/yaratılan tasviri üzerinden ettiği içtenlikten yoksun sahte empatisi de hep bir yeni-tekrara tekabül ediyor.

Tevfik Taş

Yayın Tarihi: 04.11.2020 , 22:57 Güncelleme Tarihi: 29.09.2025 , 22:13

Pazartesi akşamı Viyana'da düzenlenen İslamcı terör saldırısında dört insanın yaşamını yitirip, saldırganlardan 20 yaşındaki Kuzey Makedonyalı Kujtim Fejzulai de polis tarafından vurularak öldürülmesi ile başlayan süreci sömürmeye dönük çabalar gecikmedi. Saldırıya katılan diğer fail ya da faillere dönük ayrıntılı bilgi verilmezken, IŞİD'in 'yayın organı'' olarak işlevlendiren ''Amaq'' sözü geçen saldırıyı üstlenerek, olayı ''bir hilafet askeri''nin örgütlediğini açıkladı. 

Avusturya Şansölyesi Sebastian Kurz, ''Bu, medeniyet ile barbarlık arasındaki bir mücadeledir'' iddiasını dillendirdi. Kurz, faili bir bütün olarak ''barbarlık'' adı verilen tanımsız kavrama havale etti. Elbette, ''medeniyet''in de kendisinin tarafı olduğu ideolojik cephe olduğu iması belirtik olmalıdır. Sebastian Kurz, bin yıllık şablonu yinelemekle yetindi. 

Öte yanda bir tesadüf ürünü olarak olay yerinde bulunan iki Türkiye kökenli göçmen gencin yaralılara yardım etmesi ile popüler hale gelen ''kahramanlar'' övgülerinden nasiplenmek isteyen Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, ''Dün gece Viyana'da iki kahraman vardı. Bir Türk ve Müslümanın yapması gereken neyse onu yaptı. Recep Tayyip ve Mikail! Teşekkürler çocuklar.'' diye twit attı. 

Çavuşoğlu'na göre medeniyetin tarifi, ''bir Türk ve Müslümanın yapması gereken neyse'' diye ifade ettiği bildik şovenist şablonun tekrarından ibaretti.

Tekrarlar korosuna gecikmeyen AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, adaşı olan Recep Tayyip Gültekin adlı genci arayarak, övgüler düzdü. AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan, ''Avusturyalılara yardım etmeye devam edin. Onlar bizi belki anlamayabilirler ama biz onları anlarız. Biz yaratılanı yaratandan ötürü sevdik. Dinine bakmadık, mezhebine bakmadık, sadece insan olması bizim için yeter dedik...'' gibi artık dinleyende sıfır samimiyet hissi veren bir tekrarı zikretti.

Sovyet-sonrasının bildik tekrarı

Sovyet sonrası dönemin ruhuna uygun genel medeniyet/barbarlık vurguları, sermaye sınıfının kalemşörlerinin dilinden düşmez olmuştu. Fukuyama, tarihin sonunu ilan ederek, kapitalizmin ebedi yenilmezliği palavrasını akademik sosla tekrar ediyordu. 

Huntigton ise emek/sermaye, sağ/sol uzlaşmazlığını devre dışı bırakarak, tanım kümesi kültür olan bir medeniyetler çatışmasını müjdeleyerek, reel sosyalizmin geçici yenilgisine bayrak yapmaya yeltenerek, burjuva ideolojisinin sınıf mücadeleleri ile rengi kaçmış burjuva bayrağına yazmayı deniyordu.

Fukuyama ve Huntinton gibi akademi dünyasına dahil olmayan sermaye temsilcileri, iştigal ve ifa ettikleri görev gereği rol almakta gecikmediler: Salman Rüşdi'nin Şeytan Ayetleri, Kurt Westerngaard'ın Muhammed karikatürleri, Gerd Wilders'in Kuran yakma ayinleri...

Dinsel eksenli siyasi yobazlığın diğer uçtaki temsilcileri daha az yaratıcıydı: İslamabad meydanlarında milyonluk linç provaları, Tahran'daki mollaların kelle avcılığı tehditleri, Fransa'da öğretmen Samuel Paty'ın kafasının kesilmesi...

Bu tekrarlarda yeni bir şey var mıdır?

Var! 

  • Hedef kitlenin yedeklenerek, yeniden dizayn edilmesi. 
  • Kullanılışlı alçaklar topluluğuna istihbarat örgütleri yoluyla saldırılar düzenletilmesi. 
  • Emekçi kitleler için karın doyurmayan şovenist ve yobazca avutmaların dolaşıma sokulması. 
  • Uluslararası stratejilerde figüran roller üzerinden hamleler geliştirilmesi. 

İstihbarat örgütlerinin bilgisinin olmadığı yutturmacası

Pazartesi akşamı valsler kenti Viyana'yı kana bulayan uğursuz saldırda istihbarat örgütlerinin bilgilerinin olmadığını iddia etmek ziyadesiyle safdillik olur. 19 Aralık 2016'da Berlin'de noel pazarına saldırı düzenleyen Anis Amri vakasında da ortaya çıkmıştı ki, istihbarat örgütlerinin bilgisi dahilinde bu katliam örgütlendi. Tüm delil karartma çabalarına karşın Anis Amri'nin Alman istihbaratı tarafından ''sıkı sıkıya takip edildiği'' orta yere dökülmüştü.

2 Kasım 2020 Viyana saldırısının tetiğini çekenlerin kim ya da kimler olduğunu az çok biliyoruz. Fakat bu tetiği kim ya da kimler çektirdi sorusunun yanıtı polisiye meraklıları için bile sıkıcı bir yeni-tekrar olacaktır. 

Kurz'un hedef şaşırtan medeniyet/barbarlık tekrarı da, Erdoğan'ın yaratan/yaratılan tasviri üzerinden ettiği içtenlikten yoksun sahte empatisi de hep bir yeni-tekrara tekabül ediyor: Hedef kitleyi yedekleme kaygısı!

Yoksa sabah akşam yoksullara barbar diye kibirlice sözler eden Sebastian Kurz ile cihatçı katillere hamilik rolüne hevesli Erdoğan'ın ''insan olması yeterli'' diye konuşan riyakâr fırsatçılığı bu tekrarda yeni-tekrar olarak anlam kazanabilir miydi? 

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.