Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Vergi zamları eşitsizliği derinleştirecek: 'Sınıfsal aidiyetleri aksine izin vermiyor'

Vergi düzenlemelerinin gelir dağılımını emekçiler aleyhine bozacağını belirten Oğuz Oyan, iktidarın bir sonraki adımda harcamalarda kısıntıya gidebileceği öngörüsünde bulunuyor.

Emre Alım

Yayın Tarihi: 09.07.2023 , 12:38 Güncelleme Tarihi: 29.09.2025 , 22:10

AKP'nin torba yasa teklifi ve Cumhurbaşkanı Kararları ile birkaç gün içerisinde çok sayıda vergi kaleminde artışa gidildi. Otomobilden bebek bezine gündelik hayatın her alanını etkileyecek zamlar sayesinde EYT ve memur zammı gibi seçim vaatleri nedeniyle kamu gelirlerinde yaşanan erime telafi edilecek. KDV ve ÖTV gibi dolaylı vergilerdeki artışın önemli bölümünü ise emekçiler ödeyecek, gelir dağılımındaki eşitsizlik patronlar lehine derinleşecek.

Vergi zamlarını soL'a değerlendiren Maliye Profesörü Oğuz Oyan, enflasyon ile eşitsizliği büyütecek düzenlemelerin Anayasa'ya aykırı unsurlar içerdiğine dikkat çekti.

''Geniş kitleleri daha çok vergilendiren dolaylı vergilerdeki artış, Anayasa’nın 73. maddesine aykırı biçimde bu kesimlere daha fazla yük getirilmesi demek. Devlet alacağına şahin. Özellikle sabit vergilerde ve harçlarda artışları yeniden değerleme oranına göre yapıyorlar. Geçen yıl yüzde 115 çıkmıştı. Ama bir yanda ücret artışları söz konusu olduğunda 6 aylık enflasyon olan yüzde 19,77 uygulanıyor.

Anayasa'nın 73. maddesi ne diyor?

Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür. Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasının sosyal amacıdır.

Burada da hem Anayasa’ya aykırılık hem eşitsizlik bakımından sosyal devlete aykırılık var. Sonuç alınmasa bile buna ciddi bir tepki göstermek gerekiyor. Meclis içi muhalefet ne güne duruyor? Kazan kaldırmaları lazım.''

20 yıl geçti hukuksuzluk değişmedi

Düzenlemeler arasında zamlar kadar ek vergiler de yer aldı. En çok ses getiren, bu yıl tüm araç sahiplerinin çifte MTV ödemesine yönelik karar oldu. Benzer bir uygulamaya 2003 yılında da gidilmiş, Anayasa'nın eşitlik ilkesi ile hukuk devleti ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle CHP ek vergileri Anayasa Mahkemesi'ne taşımıştı. Oğuz Oyan'ın da imzasını taşıyan başvuru neticesinde yüksek yargı düzenlemenin iptaline karar verdi. Ancak karara aldırış etmeyen AKP, hukuksuz düzenlemeyi 20 yıl sonra yeniden uygulamaya koydu.

Anayasa'nın 73. maddesine bir kez daha atıfta bulunan Oyan, değişmeyen hukuksuzluğu şu sözlerle değerlendirdi: ''O zamana göre ellerini daha rahat hissediyorlar. ‘Biz yaptık, oldu’ üzerinden gidiyorlar. Birilerinin servetine sıfırdan vergi koyabilirsin ama geniş halk kesimlerinin kullandığı araçlar üzerinden duble servet/mülkiyet vergisi alamazsınız. Vergi mükellefiyetini yerine getirmiş kişilere ‘bir kere daha öde’ demek Anasaya’ya aykırı.''

'Seçimden sonra daha güçlü gelecekler'

Vergi düzenlemelerinin, ekonomi yönetiminin orta vadeli hedeflerine hizmet ettiğini belirten Oyan, geniş kitleleri daha da yoksullaştıracak politikaları 'adı konmamış IMF programı' olarak nitelendiriyor:

''Milletin alım gücü azalır, böylece talebi azaltırız diye düşünüyorlar. İlk etki enflasyonu artırıcı yönde olacaktır. Daha sonra ekonomi yönetiminin talebin baskılanması yönündeki beklentileri gerçekleşebilir. Kâr-faiz-kira geliri sermaye sahipleri, milli gelirin yüzde 55’ini alıyorlar ama bunların yarattığı talep sanki yokmuş gibi davranılıyor. Milli gelirin yüzde 25’ini alan emekçiler üzerinden bir politika izleniyor. Dolayısıyla bu tamamen sınıfsal bir politika. Bunun adı konmasa da bir IMF programı olacağı belliydi. Yeni bir bölüşüm şoku ile enflasyon dizginlenmek isteniyor. Geniş kitlelerin refah düzeyini çok daha geriye çeken, kitleleri yoksullaştırıp muhtaç duruma getiren bir program uygulanmakta. Bunu çok hızlı anlayacak kitleler. Seçime kadar gaza tam basılmıyor. Seçimden sonra elleri iyice serbest kalınca halkın üstüne çok daha güçlü bir şekilde gelecekler.''

Kurumlar vergisi ve taşınmaz satışında KDV istisnasının kaldırılması gibi sermaye kesimine yönelik hamlelerin yetersiz olduğunu kaydeden Oyan, eş zamanlı olarak patronlara verilen teşviklere dikkat çekiyor: 

''Faiz sebep, enflasyon sonuç tezini dolaylı vergi sebep enflasyon sonuç şeklinde çevirebiliriz. Kurumlar vergisi, gelir vergisi gibi vergileri bile sermaye yansıtır. Dolaylı vergiler bunu yansıtsın diye var zaten. Dolayısıyla bu tür vergiler üzerinden bir kamu finansmanı, enflasyonu körüklemek demek.

'Sınıfsal aidiyetleri aksine izin vermiyor'

Sermaye kesimi için kurumlar vergisi artışı ve taşınmaz satışındaki KDV muafiyetinin kaldırılması gibi yetersiz maddeler getirildi. 2023 bütçesinde başlangıçta sermaye lehine 994 milyar lira vergi harcaması yani istisna ve muafiyet öngörülmüştü. Buraya neşter vuramıyorlar çünkü sermayenin doğrudan iktidarı konumundalar. Hatta bizzat kendisi sermayedarlarmış bir iktidarla karşı karşıyayız. Sınıfsal aidiyetleri buna izin vermiyor. Asgari ücret artışından sonra işverene verdikleri desteklerde olduğu gibi sermaye yönlü kayırmalar devam ediyor.''

Sıra harcamalarda

İktidarın bir sonraki adımında giderlere odaklanacağı öngörüsünde bulunan Oyan, sosyal harcamalarda kısıntıya gidebileceğini söylüyor:

Bakan Şimşek'in vurguladığı Maastricht Kriteri nedir?

Avrupa Birliği'nin üyelik kriterleri arasında yer alan esaslara göre, bütçe açığının GSYİH'ya oranı yüzde 3'ü geçmemelidir.

''Vergiler kadar harcamalara da bakmak lazım. Bir Maastricht Kriterinden bahsediyorsa Şimşek, bütçe açığı milli gelirin yüzde 3 altına gelmeli. Şu an bütçe açığı aldı başını gitti, bunun iki katından fazla. Buradan gerilemeyi sadece vergi ile yapamazlar. Bu aynı zamanda harcamalardan kısıntı anlamına gelir.

Eğitim gibi sosyal yönlü harcamalar veya SGK’nın ödediği ilaç listesinin daralması gibi alanlardan vururlar. Bütçe içi kamu yatırımları kısılabilir. Geniş kitlelere dönük harcamalar bakımından eli çok sıkı bir bütçe uygulamasına geçeceğiz. Sadece vergi artışı değil, hizmet azalışı olarak da karşımıza çıkacak. Dolayısıyla çifte etkiyle bir yoksullaşma ve bölüşüm bozulması yaşanacak.''

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.